Browsing Category

Haber

kamulastirmalar
Ekonomi, Haber,

Devletlerde Kamulaştırma ve Özelleştirme Süreçleri

Hükümet ve ekonomi arasındaki etkileşim çoğu zaman gizemli bir sanatı andırır. Kamulaştırma ve özelleştirme ise bir hükümetin bir şirketi veya tüm bir endüstriyi nasıl etkileyebileceğinin en pratik örnekleri arasındadır.

Kamulaştırma ve Özelleştirme

Kamulaştırma bir şirketi veya biz dizi malvarlığını devlet kontrolü altına alır. Tarih boyunca sosyalizmi kapitalizme tercih eden ülkelerin temel stratejilerinden biri olmuştur. Örneğin 2. Dünya Savaşı sonrasında Polonya, 50’den fazla çalışanı olan tüm şirketleri kamulaştırmıştır.

Benzer şekilde, devletin sahip olduğu bir kurum, fon yaratmak veya belirli bir endüstri dalında özel sektör rekabeti yaratmak için hükümet tarafından özelleştirilebilir. Bu özelleştirmeler kapitalist toplum yapısına geçmek isteyen ülkelerde sık sık uygulanmıştır. 1990’larda Rusya ve Ukrayna’da devlet kontrolündeki şirketlere uygulanan büyük çaplı özelleştirme hareketi bunun örneklerinden sadece biridir.

Tarihte, büyük ve yapısal önemi olan şirketler ve sanayiler hep bu oyunun malzemeleri olmuşlardır: Posta hizmeti, yayın kuruluşları, elektrik ve gaz üreticiliği demiryolları, madenler ve petrol üreticileri daima hedefte yer almıştır. Altında yatan nedenler genelde ideolojiktir: Sol eğilimli siyasetçiler yapısal önemi olan sanayilerin bir avuç özel hissedara değil, herkese ait olması gerektiğini savunur. Sağ görüşlü siyasetçilerse tam tersine devletin ölü elinin olmadığı bir pazarda şirketlerin daha sağlıklı büyüyeceği görüşüne sahiptir.

Kar ve Kontrol Mekanizması 

Kamulaştırma ve özelleştirmelerde siyaset dışında bir başka önemli faktör, kâr ve kontrol arzusudur. Kamulaştırmalarda genelde sahiplere tazminat verilse de, bazen hiçbir tazminat verilmeden hükümetin doğrudan varlıklara el koyduğu da olur. Eğer bir şirket veya banka batmak üzereyse ve batması halinde bir domino etkisiyle büyük çaplı bir istikrarsızlığa neden olacaksa, riski kontrol etmek amacıyla kamulaştırmak işe yarayabilir.

Özelleştirmeler ise devlete (ve işlemleri yürüten yatırım bankalarına ve en sonunda yeni sahiplerine, hisse alım satımlarıyla büyük servetler kazandırabilir. Eğer böyle bir satış halka açık olarak yürütülürse, küçük yatırımcılar da katılabilir, böylece kullandıkları posta hizmeti veya elektrik şirketinde pay sahibi olabilirler. Şirketlerin devlet kontrolünde daha iyi işleyip işlemediği tartışmaya açık bir konudur. Devlet kontrolündeki pek çok kuruluş özel sektörde başarılı olurken bazıları da rekabetçi ortamda mücadele edemeyip tekrar kamulaştırılmak durumunda kalabilir.

Başarılı Bir Özelleştirme Hikayesi

En başarılı özelleştirme hikâyelerinden biri orta Afrika’daki Ruanda’ya aittir. 1980’lerin sonunda küresel kahve fiyatları dibe vurmuştu. Geçimlik tarıma dayanan ve temel ihraç malları kahve ve çay olan ulusal ekonomi büyük bir tahribata uğradı. Sonuçlar çok hızlı ve dramatik olmuştu; Kahve ağaçları söküldü ve tırmanan kıtlığın üstesinden gelmek için çabuk mahsül veren ekinler ekildi. Kökeni açlığa dayanan acımasız bir iç savaş çıktı.

1994’te 800.000 insanın öldüğü soykırım olayların doruk noktası oldu. 1998’de Tutsi liderliğindeki hükümet büyük bir özelleştirme hareketi başlattı; kahve endüstrisi de dâhil olmak üzere ticari engelleri kaldırdı. Bu sayede ekonomi canlandı ve GSYİH artmaya başladı. O günden bu yana endüstri yeni iş olanakları yarattı, küçük çiftçinin harcama ve tüketimini yükseltti, ayrıca Hutular ve Tutsilerin hasatlarda birlikte çalışmalarını sağlayarak aralarındaki etnik mesafeyi azalttı.

topraksız tarım
Haber,

Topraksız Tarım Nedir, Nasıl Yapılır, Nelere Dikkat Edilmeli?

Topraksız tarım nedir? Topraksız tarım nasıl yapılır? Topraksız tarım yaparken nelere dikkat etmek gerekiyor? Topraksız tarım yapmak maliyetli midir? İşte tüm yönleriyle topraksız tarım hakkında merak edilenler…

Topraksız tarım ilk kez 1930 yılında, İngiliz Profesör Dr. William Gericke tarafından temeli atılmış daha sonraları Hollanda’da geliştirilmiş. Bu uygulamaya 1995 yılında başlayan Türkiye kısa sürede önemli bir dış pazar ve yatırım alanı konumuna gelmeyi başardı.

Ülkemizde topraksız tarım çok fazla bilinmiyor çünkü bu üretim ağırlıklı olarak ihracata yönelik yapılıyor. Bunun sebebi, topraksız tarımla üretilen ürünlerin maliyetinin yüksek olması ve bu maliyetin fiyata paralel oranda yansıması. Yani, topraksız tarımla 1 liraya mal edilen bir domatesin pazar tezgâhındaki fiyatı ortalama 3,5 lirayı buluyor. Türkiye’deki sıradan bir tüketicinin alım gücünün çok üstünde olan bu ürünlerin Avrupa’da alıcısı çok. Bu ülkeler, topraksız tarım yapmak için Türkiye’den toprak satın almaya başladı bile.

Dünyanın en sık tercih edilen üretim şekli olma yolundaki topraksız tarımda ürün, zemindeki toprak içine değil, yetiştirilecek fidelere özel kaplarda yetişiyor. Fide, Danimarka’dan getirilen Kaya yünü adlı bir maddenin içine dikiliyor. Kaya yünü, suyu tutma özelliğine sahip bir malzeme. Bununla birlikte kabın içine perlit adı verilen madde ekleniyor. Bu madde de ısı yalıtımı sağlama özelliğine sahip olduğu için bitkinin sıcaklık değişimlerinden etkilenmesini asgari düzeye indiriyor.

Fide ekildikten sonra, olgunlaşıp meyve verme aşamasında devreye bombus arıları giriyor. Bu arılar, yalayıcı ve emici özelliğe sahip dilleriyle çiçeklenme döneminde, çiçeklerin iç kısmını emerek tozlaşmayı sağlıyor böylece ürün oluşuyor.

Örneğin bu yöntemle oluşan bir domates topraklı tarıma göre daha kırmızı ve sağlıklı oluyor. Fide sağlıklı ve doğru bir şekilde yetiştirilirse, fidenin ekildiği günden itibaren 70 gün gibi bir süre sonra, ektiğiniz domatesler toplanacak olgunluğa erişiyor.

topraksız tarım domates

Girişimci sermayenin son yıllardaki yakın takibe aldığı “topraksız tarım“, yakın geleceğin en popüler yatırım alanlarından biri olmaya aday. Toprak yerine volkanik kayaların kullanıldığı, taş yünü ya da perlit denilen maddelerle çeşitli minerallerin ve suyun enjekte edildiği sistem şimdilik az sayıda girişimci tarafından yapılıyor.

Adana’dan Denizli’ye, Mersin’den, Afyon’a kadar birçok ilde yatırımcıların arazi aldığı topraksız tarımda yatırım maliyeti metrekare bazında ortalama 60 Euro olarak hesaplanıyor.

Dünyada tarım alanları giderek verimsizleşiyor. Diğer yandan artan dünya nüfusu da küresel ısınma ve gıda fiyatlarındaki anormal artışa bağlı olarak gelecekte büyük sıkıntıların habercisi. Geleneksel tarımsal üretimin geleceğine ilişkin bu karamsar beklentiler, bilim dünyasını yıllardır yoğun bir arayış içine itmiş bulunuyor. Örneğin topraksız tarım üzerine yapılan araştırmalar, bugün araştırma boyutundan çıkarak fiili olarak uygulamaya girmiş durumda.

Henüz çok çok başında olsa da Türkiye de bu uygulamanın içinde. Türkiye’deki birçok yatırımcı, gelişmeleri uzaktan ama büyük bir ilgiyle izliyor. Türkiye’nin her yerinden, her sektörden girişimcilerin ilgi odağındaki topraksız tarım, toprağa göre beş kat daha fazla sağladığı verimle, gelecek dönemin en kârlı işlerinden biri olmaya aday. İlginin nedenlerinden biri de bu.

TÜM YÖNLERİYLE TOPRAKSIZ TARIM

Hijyenik ve daha lezzetli ürünler yetiştirme imkânının dışında, gübreleme, ilaçlama, aşırı sulama gibi faktörlere gerek duyulmayan topraksız tarımda, başta geleneksel sebzeler olmak üzere hassas tıbbi bitkiler ve yumru kök içermeyen yeşillikler daha sağlıklı yetiştirilebiliyor ve hastalık seviyesi minimum düzeylere indiriliyor.

Topraksız tarımın bir çeşidi olan hareketli su kültürü ile yapılan yöntemde, bir tohumdan 16 bin tane domates, bir dönümden 80 bin ton ürün alınıyor.

Peki topraksız tarım nasıl yapılır? 
Hangi bölgelerde yatırım yapmak avantajlı?
Hangi ürünler üretiliyor ve bu ürünlerin pazarı nasıl?

Türkiye’de bu alanda üretim yapan üreticilerden üretim hikâyelerini, Türkiye ekonomisinin bu yeni yatırım dalgasını ve fizibilite analizlerini, en geniş şekli ile ortaya koyduk.

40 MİLYAR DOLARLIK PAZAR
Dünyanın son dönemde odaklandığı sektörlerin başında tarım geliyor. Çünkü gıda fiyatları son yıllarda yüzde 50’nin üzerinde bir artış yaşadı. Bu artışla birlikte dünya ekonomisi sarsılmaya başladı. Gelişmiş ülkelerin önemli temsilcilerinden gelen bilgiler, gelecekte yüz binlerce insanın açlık çekeceği yönünde. Yani bugünden tarıma yatırım yapanları, gelecekte daha rahat bir yaşam ortamı bekliyor.

Türkiye de, dünyada yaşanan gelişmeleri yakından izliyor. Yeni teknolojiler, sistemler geliştiriyor. Tabii bunu sadece tarımla uğraşanlar değil, teknoloji şirketleri de yapıyor, vizyonu olan girişimciler de… Türkiye, tarım açısından şanslı ülkeler arasında yer alıyor. Ancak tarımda bölünmüş topraklar, erozyon ve kuraklık, verimi engelliyor.

Türkiye’nin toprak verimliliğinin yapılan araştırmalara göre son 10 yılda yüzde 23 azaldığı belirtiliyor. Tarım alanında yeni gelişmeye başlayan topraksız tarım ise bugünün ve geleceğin yatırım alanı olarak yerini şimdiden üst sıralara taşımaya başladı. Topraksız tarım, diğer adıyla “hidroponik yetiştiricilik”, dünyada 40 milyar dolarlık bir büyüklüğe ulaştı. Türkiye’de ise 100’e yakın serada bu teknik kullanılmaya başlandı.

VERİM 5 KAT DAHA FAZLA
Topraksız tarımın en yoğun olarak kullanıldığı ülkelerin başında Hollanda ve Belçika geliyor. Bu iki ülkenin seralarının toplam yüzde 95’inde topraksız tarım yapılıyor. Türkiye’de ise özellikle son bir yıldır yatırımcılar bu alana akın etmiş durumda. Türkiye’deki son tabloya göre toplam 48 bin hektar seranın yaklaşık 4 bin dönümünde, topraksız tarım uygulamasına geçilmiş bulunuyor.

Uzmanlar, Türkiye’nin topraksız tarım yapılan sera alanının iki üç yıl içerisinde 15 bin dönüme çıkacağını söylüyor. Topraksız tarım yönteminde verim, normal tarıma göre beş kat daha fazla. Hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarımda bir tohumdan 16 bin tane domates, bir dönümden 80 ton ürün alınıyor.

Bu tarımda hormon ve ilaç kullanılmıyor. Dolayısıyla kalıntı içermeyen ve yüksek fiyatlardan alıcı bulan ürünlerin yetiştiği topraksız seralar, geleneksel seracıları da harekete geçiriyor. Ürünün pazarlanmasında fiyatı yüksek olmasına rağmen hiçbir sıkıntı çekilmediğini belirten sektör temsilcileri, hem iç pazarda hem de ihracatta alıcının sürekli olduğunu belirtiyor. Avrupa standartlarında yapılan üretim, Avrupa pazarlarına, Rusya’ya, Arap ülkelerine çok rahat bir şekilde ihraç ediliyor. Hatta zincir marketlerin bu ürünleri almak için hiçbir zorluk çıkarmadığı da belirtilenler arasında. Çünkü tüketicilerin son dönemde sağlıklı beslenme anlayışı giderek gelişiyor.

METREKARE YATIRIMI 60 EURO
Topraksız tarımın yatırım maliyeti, diğer tarım metoduna göre yüksek. Ancak alınan verim düşünüldüğü zaman bu yatırımın kârlı bir yatırım olduğu görülüyor. Yatırım tutarı plastik seralarda metrekare başına 60 Euro iken, cam seralarda 70-75 Euro’yu buluyor. Bir dönüm için yapılması gereken yatırım ise 70-75 bin Euro civarında. Yatırımın geri dönüş süresinin ise iki ila beş yıl arasında değiştiği belirtiliyor.

Geri dönüş süresi, topraksız tarımın da çeşidine göre farklılıklar gösteriyor. Topraksız tarım Dizayn Grup’un geliştirdiği gibi hareketli su kültürüne göre yapıldığı gibi, perlit, pomza gibi materyaller ile de yapılıyor. Örneğin Dizayn Grup’un Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları’na göre, hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarım yatırımının geri dönüş süresi, 25 ay. Mirmahmutoğulları, “Bizim sistemimiz çok farklı bir topraksız tarımı ortaya koyuyor. Biz anahtar teslim proje, tesis veriyoruz. Yatırım maliyetimiz yüksek olabilir. Ancak yatırımın geri dönüş süresi çok hızlı” diyor.

TOPRAKTA DEĞİL TAŞTA TARIM
Yatırımla ilgili olarak, volkanik bir kaya türü olan pomza ile de topraksız tarım yapmak mümkün. Bir ton pomzanın fiyatı, sadece 30 Ytl ve pomzanın kullanım süresi sekiz yıl. Burada yatırım yapılacak materyalin bilinçli bir şekilde seçilmesi, bu materyallerin nasıl kullanılacağı da önemle araştırılmalı. Büyük şirketler bu alana büyük yatırım yapıyor. Kendi bünyelerinde ziraat mühendisleri çalıştırıyor. Ancak sektör temsilcileri küçük ve orta boy yatırımcıların mutlaka üniversitelerden danışmanlık hizmeti almaları gerektiğini söylüyor.
Topraksız tarım, bilgisayar kontrollü bir sistem gerektiriyor. Güneşin zararlı ışınlarının ürüne ulaşmasını engelleyen UV ve IR katmanlı sera malzemeleri, Türkiye’ye ithal ediliyor. Asıl yatırımı, bu ürünler oluşturuyor. Arazi yatırımı ise sözleşmeli çiftçilik modeli ile karşılanabiliyor.

Bitkilerin ihtiyacı olan mineraller, özel bir sulama yöntemiyle bitkiye aktarılıyor. Seranın ısınması, nem, buhar düzeyi de bilgisayar kontrollüyle yapılıyor.

1 KİLO DOMATESİN MALİYETİ
Tüm bunlar maliyeti artıran etkenleri oluşturuyor. Ancak ekipmanların kullanımı, bitkilerin büyüme sürecinin belirlenmesi, üretimin devamlılığı için uzman personel desteği şart. Tüm bu girdilerle birlikte bir kilo domatesin ne kadara üretildiğini sorduk.

Bir üreticiden aldığımız bilgiye göre, bir kilo domatesin 1.2 Ytl’lik bir maliyeti var üreticiye. Satış fiyatı ise 2 ila 4.5-5 Ytl arasında değişiyor. Burada katma değerli bir üretimden söz etmek mümkün. Denizli’de iki yıldır bu işi yapan Gökşin Tarım’ın Genel Müdürü Ahmet Onur Karademir, bir dönüm için 140 bin YTL yatırım yaptıklarını söylüyor ve şöyle devam ediyor:

“25 dönümün bize maliyeti, 2 milyon Euro’yu geçmiş bulunuyor. Yatırımın geri dönüşünü beş yıl gibi hesap ettik. Ancak ürünler, devamlı pazar buluyor. İlk yıl hem ihracata, hem de lüks marketlere çalıştık.”

Topraksız tarımla yetiştirilen ürünlerin hemen raflarda yer bulabildiğini anlatan Karademir, “Ürünlerimizin fiyatı daha yüksek. Kış ayı için normal sera malı domates 2 YTL ise bizim malımız 4-5 YTL’ye satılıyor. Ama güvenilir bir ürün oluyor” diyor.

GİRİŞİMCİLERDEN YOĞUN TALEP
Türkiye’de özellikle son yıllarda farklı alanlara yatırım yapmayı araştıran girişimciler, topraksız tarıma odaklanmış durumda. Topraksız tarım için gerekli materyalleri pazarlayan şirket yöneticilerinden aldığımız bilgilere göre inşaat sektöründen, özellikle de tekstil sektöründen kaçan patronlar, bu işte nasıl kâr elde ederiz sorusunun yanıtını arıyor. Tedarikçi bir şirket yöneticisinden aldığımız bilgiye göre, kendilerine mal temini için başvuran girişimci sayısı, son bir yılda 100’ü geçmiş durumda. Yetkili, “Özellikle jeotermal bölgelerde, Akdeniz ve Ege’de bu işi yapanların sayısının hızla arttığını görüyoruz. Klasik serasını topraksız tarım serasına, yani bir anlamda da modern seraya dönüştürmek isteyen yatırımcılar artıyor” diyor.

İÇ PAZAR TALEBİ ARTIYOR

Topraksız tarım ürünlerinin bahsettiğimiz gibi ihracatta hiçbir sorunu yok. Ürünler, zincir marketlerde ise kilo yerine, paket olarak satılıyor. Bir üreticinin verdiği bilgiye göre, eskiden üretimlerinin sadece yüzde 2’sini iç pazara verirken, bu oran bir yıl içinde yüzde 10’a çıkmış.

Anahtar teslim tesis satan Dizayn Grup’un topraksız tarım teknolojileri müdürü Bülent Karayel, sektör değiştirmek isteyen birçok yatırımcı olduğunu söylüyor. Karayel, “Gayrimenkulden, tekstilden birçok yatırımcı var. Dengesi bozulan dünyada, tarım ürünleri çok önemli olacak. Ultra teknoloji kullanılıyor bu sistemde. Seraların içinde meteoroloji istasyonu bile var” diyor.

Karayel, yatırım için güney bölgelerini ve jeotermal bölgeleri tavsiye ediyor ve ekliyor: “Sakarya, Aydın, Manisa, Afyon’da da yatırımlar artıyor.”

KUMLUCA, TOPRAKSIZ TARIM ÜSSÜ
Türkiye’de seracılığın ilk başladığı yer olan Antalya’nın Kumluca ilçesi, seracılıktaki verimini topraksız tarım ile geliştirmeye başlamış. Hatta üreticiler, Kumluca’nın topraksıztarımda bir üs olma yolunda ilerlediğini söylüyor.

Kışlık sebze ihtiyacının yüzde 40’ını karşılayan Kumluca’da halen dört büyük topraksıztarım yapılan sera bulunuyor. Bu seraların büyüklüğü 100 dönüme ulaşmış ve bu alanda beş büyük yatırımcı olduğu belirtiliyor. Kumluca’nın 55 bin dönümlük arazisi var. Bu araziden ise yer almak isteyen girişimci sayısının, her geçen gün arttığı belirtiliyor.

Talep, Kumluca’daki arazi fiyatlarını da yükseltmiş. Kumluca’da bir dönüm arazi 40 bin YTL’den satılıyor. Şimdi Kumluca’da işleme ve paketleme ihtisas organize sanayi bölgesi de yapılması planlanıyor.

YATIRIMCILAR TAKİPTE
Bununla birlikte yatırımların daha da artacağını söyleyen Kumluca Sanayi ve Ticaret Odası Başkanı Alaaddin Aytekin, “Burada topraksız tarım, 100 dönüme ulaştı. Çiftçi başarıyı görmeden değişime yanaşmıyor. O yüzden sera açıp, verim artışını göstermeye karar verdim. Daha şimdiden 20 sera sahibi beni yakın takibe aldı.” diyor.

Aytekin, bu işe öncelikle 6 dönümle başlamış. Bugün ise 18 dönümlük bir araziye ulaşmış. 45 bin fidesi var. İsviçre’den ithal ettiği bilgisayar kontrollü seraların yatırım maliyeti ise 2 milyon doları bulmuş. Aytekin, yatırımın geri dönüşü ile ilgili olarak şunları söylüyor:

“Yatırım beş yılda kendini amorti eder. Ekonomide iyi bir çıkış olursa daha kısa sürer. Şimdi narenciye bahçelerimizi topraksız seraya dönüştürmek istiyoruz. Büyük tesislerin kurulması için narenciye bahçelerinin değerlendirilmesi gerekiyor. Bu işin rantabl olması için arazinin 20 dönüme ulaşması gerekir.”

DİZAYN GRUP BİR TOHUMDAN 16 BİN TANE DOMATES ALINIYOR
“Beyin göçüne karşı beyin gücü” kampanyasına gelen bir projeyletopraksız tarım işine başlayan Dizayn Grup, bu işte farklı bir yöntem kullanıyor. Hareketli su kültürü yöntemiyle topraksız tarım yaptıklarını ve diğer topraksız tarım metotlarından tamamıyla farklı olduklarını anlatan yönetim kurulu başkanı İbrahim Mirmahmutoğulları, bu yöntemle bir tohumdan 16 bin tane domates alındığını söylüyor. Adana’da serası olan Dizayn Grup, artık seri üretime geçmiş durumda. Mirmahmutoğulları, şunları anlatıyor:

“Taşıyıcı olarak pelit, taş yünü gibi yöntemlerle yapılana da topraksıztarım deniyor. Bizimki hareketli su kültürü. Biz tamamen su içinde üretiyoruz. Şu anda seri üretime geçtik” diyor. Dizayn Grup’un üretim rakamları oldukça yüksek. Projelerini açıkladıktan sonra telefonlarının kilitlendiğini söyleyen Mirmahmutoğulları, girişimci sayısının bini geçtiğini belirtiyor. Dizayn Grup, anahtar teslim tesis satıyor. Yatırımcılarla ise sözleşmeli çiftçilik yapıyor. Mirmahmutoğulları geliştirdikleri sistemi şöyle anlatıyor:

“Yatırımcının tüm girdi ihtiyaçlarını da biz karşılıyoruz: Fide, gübre, danışmanlık gibi. Tüm çıktısını yine biz satın alıyoruz. Mahsulü de biz satın alıyoruz. Markamız Miracle. İlk pazarlayacağımız ürünler aralık ayında olacak. Önce iç pazara satacağız. Çözümümüz bir diz avantajları da beraberinde getiriyor.”diyor.

ALTERNATİF TARIM A.Ş. BAZALTİK POMZA İLE EN BÜYÜK ÜRETİCİ
Saray Halı’nın sahibi Necati Kurmel’in ağabeyi Mustafa Kurmel, çiftçiliğin yanı sıra maden ocağı sahibi. 1995 yılında Almanya’dan bazaltik pomza ile ilgili araştırma yapan bir profesör ile görüşen Kurmel, bazaltik pomzanın topraksız tarım için son derece önemli bir materyal olduğunu keşfediyor. Kurmel’in Adana Osmaniye’de bulunan maden ocaklarından da zaten bazaltik pomza çıkıyor.

Bu materyali, üniversitelerle birlikte inceleyen Kurmel’in bu işin başındaki asıl yöneticisi ise kızı, Dinamis Kurmel Taşdelen. 1998 yılında AlternatifTarım A.Ş.’yi kuran Dinamis Taşdelen, o yıldan itibaren topraksız ve organik tarım yapan seracılara bu materyali satıyor. Taşdelen’in verdiği bilgilere göre, pomza topraksız tarım yapabilmek için bir taşıyıcı. Yüksek su tutma ve ısı depolaması nedeniyle seralarda en önemli harcama kalemi olan ısıtma giderlerini azaltıyor. Pomza, yoğun gözenekli yapısı nedeniyle havalanmayı sağlarken drenaj sorunlarını da gideriyor. Fiyatı ise diğer materyallere göre daha uygun. Bir ton pomzayı 30 Ytl’ye alabiliyorsunuz. Taşdelen, “Biz bunun dünya ile aynı zamanlarda araştırmasını yaptık. Türkiye’de topraklı seralar yapıldı. Üretim oraya alındı. Oraya da kimyasal atıldığı için toprak bozuluyor. Kapalı seralardatopraksız tarıma uygun bir materyal bu. Yüzde 40’ının yapısında gözenek var. Kök, inanılmaz hızlı gelişiyor” diyor.

Verimin pomza ile topraklı tarıma oranla beş kat daha fazla olduğunu söyleyen Taşdelen, “Çapalama yok, yabancı ot yok. Mantar, küf üretmiyor. İşgücü tasarrufu ve üretim artışı var topraksız tarımda” diyor. Osmaniye’deki maden ocaklarında 1 milyar metreküplük yatak rezervi ile yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın en önemli pomza üreticileri arasında yer alan Alternatif Tarım’a son iki yıldır büyük bir talep patlaması olmuş. Taşdelen, taleple ilgili olarak şunları söylüyor:

“Adana, Tarsus, Mersin, Silifke, Erdemli, Antalya’ya kadar büyük talep alıyoruz. Girişimciler artıyor. Mesela Erdemli’de çok yakın tarihte, 40 dönüm yaptı bir girişimci. Hemen arkasından 200 dönümün üzerine çıkıyorlar. En ekonomik, en faydalısı bazaltik pomza. Topraksız tarımda burayı destekledik. Geçen yıl 100 ton sattık.”

GÖKŞİN TARIM “İKİ YILDA 25 DÖNÜME ULAŞTIK”
Denizli’de tekstil kimyasalları sektöründe faaliyet gösterirken, tekstil sektöründeki gerilemeye karşı farklı alanda yatırım yapmayı araştıran Gökşin Tekstil Kimyasalları şirketi, topraksız tarıma girmiş.

İki yıl önce küçük bir arazi ile bu işe başlayan şirket, bugün 25 dönüme ulaşmış durumda. Bu iş için Gökşin Tarım A.Ş.’yi kurduklarını söyleyen Genel Müdür Ahmet Onur Karademir, halen domates ürettiklerini, ancak Kaliforniya tipi biber üretimine de geçeceklerini söylüyor. Halen dünyadaki seraların yüzde 90’ının domates üretmesi, Gökşin Tarım’ı da domates üretimine yöneltmiş. Karademir, “Karpuz, kavun, salatalık da üreteceğiz” diyor.

25 dönümlük arazi için yatırımın 2 milyon Euro’yu geçtiğini söyleyen Karademir, arazilerini sürekli olarak büyütmeyi hedeflediklerini, bu işte beklentilerinin üzerinde bir verim elde ettiklerini belirtiyor.

Gökşin Tarım’ın ürettiği domatesler için market raflarında hemen yer bulunmuş. Fiyatlar da oldukça yüksek. Karademir’in belirttiğine göre, ilk yıl Migros, Carrefour, Kipa gibi zincirlere mal vermişler. İhracat da yapmışlar. Karademir’in bu sisteme ilişkin görüşleri şöyle:

“Tüketici bilinci geliştikçe, bu yatırımlar hızlanacak ve insanlarımız daha temiz ve sağlıklı ürünler tüketebilecekler. Ayrıca istihdam açısından bakıldığında bu tarz işletmelerde dönüme bir işçi çalıştırılmakta olduğundan, özellikle tekstil sektöründeki daralmayı tarım sektörüyle aşabilme ihtimali göz ardı edilmemelidir.”

AGROBAY MEKSİKA’NIN LİDERLİĞİNİ ELİNDEN ALACAK

İnşaat sektöründe faaliyet gösteren Bayburt İnşaat’ın sahibi Hasan Şentürk’ün İzmir Dikili’de kurduğu sera, Türkiye’nin tek bir alanda sahip olduğu en büyük sera unvanını taşıyor. 2002 yılında topraksız tarım işine başlayan Agrobay’ın sahibi Hasan Şentürk, halen 350 dönüm üzerinde faaliyet gösterdiklerini, yılsonuna kadar ise 500 dönüme ulaşacağını söylüyor. 2010 yılı planı ise bu tarımı bin dönüm üzerinde yapmak. Tarımda büyük bir potansiyel keşfederek bu alana yatırım yapmaya karar verdiğini anlatan Şentürk, “Şu an Agrobay’da üretim 8 bin tonun üstünde. Gelecek yıl 12 bin tona ulaşacak. Domates, biber ve salatalık çeşitleri üretiyoruz. Üretimimizin yüzde 90’ını ihraç ediyoruz. Ciromuz ihracatta 8 milyon Euro. Gelecek yıl 10 milyon Euro hedefliyoruz” diyor.

Satış iç pazarda ise sürekli olarak artıyor. Agrobay, bu yıl için yapacakları ek yatırımın 25 milyon Euro’yu bulacağını söylüyor. 500 dönüm üzerindeki üretim ile Meksika’nın liderliğini elinden almayı hedefleyen Agrobay, yatırımın karşılığını bir yılda almayı planlıyor. Şentürk, “Bu tarımın avantajları verimlilik ve kaliteyle sınırlı değil. Bu kültürde yetişen ürünlerin ihraç pazarları da daha geniş ve sorunsuz oluyor. Böylece yaptığınız yatırım, kısa zamanda geri dönüyor. Geçen yıl Akdeniz Sineği nedeniyle Türkiye’nin Rusya’ya ihracatı durdu. Bizim Rusya’ya satışımız aksamadan sürdü” diyor.

BOSTAN TARIMSAL ÜRÜNLER PERAKENDECİYKEN, ÇİFTÇİ OLDU

Trakya Bölgesi’ndeki Güler Marketleri’nin sahibi olan ve marketleri Kiler’e satan Yusuf Bostan, geçen yıl topraksız tarım işine girmiş. Manisa Salihli’de 170 dönümlük arazi üzerinde 145 bin metrekarelik bir kapalı alanda taş yünü yöntemiyle fidelerini diken Bostan, ürünlerini önümüzdeki ay toplamaya hazırlanıyor.

Bir projesi de Afyon’un Sandıklı bölgesinde olan Bostan’ın buradaki arazisi ise 200 dönüm. Bu işe büyük yatırımlarla giren Yusuf Bostan, bu yatırımlar için 20 milyon Euro’ya yakın bir yatırım yapacak. Şu anda domates ve Kaliforniya biberi üreten Bostan Tarım Ürünleri A.Ş. üretimini kaya yünü aracılığıyla gerçekleştiriyor. Bostan, “Bizim bu yılki üretim hedefimiz 5-6 bin ton civarında olur. Ama yurt dışından talep daha fazla. Markamızı taşımak için iç pazara da satış yaparız. Üç tane markamız var” diyor.

Dört ziraat mühendisini Avrupa’da eğitim almaları için gönderen Bostan, Türkiye’de bu işi bilen yeterli uzmanın olmadığını söylüyor. İhracatla ilgili olarak ise Bostan, şöyle konuşuyor: “Geçen yıl ben pazarı öğrenmek için Antalya’da mal alıp sattım. Şu anda Rusya’da bir şirketle yaptığımız bir anlaşma var. Altı bin değil, 20 bin ton bile ürünüm olsa almayı talep ediyor” diyor.

TOPRAKSIZ TARIM NASIL YAPILIR?

Uluslararası topraksız tarım derneği (ISOSC) topraksız tarımı şöyle tanımlıyor: “Sucul olmayan bitkilerin köklerinin besin solüsyonuyla desteklenmiş, tamamen inorganik ortamlarda yetiştirilmesi.” Topraksıztarımda fidelerin dikimi toprak yerine nötr kabul edilen kaya yünü (rockwoll), hindistan cevizi kabuğu (cocopeat), perlit, pomza, hareketli su veya benzeri nötr kabul edilen ortamlar kullanılarak yapılıyor. Hiçbir içeriği olmayan tamamen nötr denilebilecek bu maddelerin tek işlevi, bitki kökünün su tutmasını sağlamak. Dolayısıyla çok verimsiz alanlarda bile rahatça tarım yapılabiliyor.

Topraksız tarımda, bitkinin topraktan alması gereken doğal besin maddeler (potasyum, azot, fosfor, magnezyum v.b) ve mineraller, spagetti damla sulama yöntemiyle doğrudan bitkinin köküne, tamamen bilgisayar kontrollü olarak veriliyor. Böylece bitkinin optimum yetişmesi sağlanıyor.

Eksik, fazla ya da zararlı bir oluşum, böylelikle bitkiye yaşatılmıyor. Ayrıca bitkinin döllenmesi Bombus arıları tarafından yapılıyor. Böylece sağlığa zararlı hormon kullanımı engellenmiş oluyor. Bitkilerin beslenmesi, dışarıdan makine aracılıyla bitkilerin köklerine drip denilen malzemeyle iletiliyor.

Dışarıda bulunan makine o gün -gün sıcaklığı, bitkilerin ışıklanma süresi, gün uzunluğu gibi değerleri değerlendirerek- bitkiye gönderilecek gübre, asit ve su oranını ayarlıyor. Topraksız tarımda, verimli toprak arazisine ihtiyaç duyulmuyor. Hormon, kimyasallar ve gübreye ihtiyaç duyulmuyor. Toprak kullanılmadığı için toprak bakterileri ya da hastalıklarının yol açtığı riskler bu sistemde söz konusu değil. Ayrıca nadas uygulamasına da ihtiyaç yok. Tam otomasyonlu ve kontrollü üretim imkânı tanıması sayesinde ürün kalitesi yükseliyor.

HANGİ SİSTEM DAHA KÂRLI?
Topraksız tarımda bitkilerin yetişmesi için gerekli olan materyal de şu an tartışma konusu. Su içinde yapılan üretim mi daha kârlı, perlit ya da bazaltik pomza aracılığıyla yapılan üretim mi?

Dizayn Grup’tan aldığımız bilgilere göre hareketli su kültürü ile yapılan topraksız tarım diğer topraksız tarıma göre yaklaşık 10 kat daha az su tüketiyor. Dizayn’ın iddiasına göre kendi yöntemleriyle altı kilogram su ile bir kilogram domates üretilirken, diğer sistemlerde 60 kilogram su ile bir kilo domates üretiliyor. İlaç tüketimi ise diğer topraksız yöntemlere göre kendilerinde binde 6. Gübre tüketimi daha az. Çevre kirletme riski ise yok. Çünkü atık yok. Su kapalı devre çalışıyor.

Bazaltik pomzanın bir tonu, 30 Ytl. Pomzanın kullanım süresi ise sekiz yıl. Perlit ya da taş yünü kullanımında ise atık oranının yüksek olduğu belirtiliyor.

UZMANLARDAN YATIRIMCILARA ÖNERİLER
Topraksız tarım yatırımı için uzmanlara girişimcilerin hangi unsurlara dikkat etmeleri gerektiğini sorduk. Aynı zamanda topraksız tarım ile hangi ürünler yetiştirilir? İşte aldığımız yanıtlar:

  • Başta iklim özellikleri olmak üzere, arazinin sulama suyu varlığı, elektrik kaynağına yakınlık, pazara ulaşım açısından ana yollara hatta havaalanına yakınlık önem taşıyor.
  • Termal ve jeotermal enerji kaynaklarına yakınlık ise son derece önemli.
  • Don olmayacak bölgelerin tercih edilmesi gerekiyor.
  • Çukurda kalan ve rüzgâr almayan bölgeler yerine güneye bakan araziler tercih edilmeli.
  • Ürünlerle ilgili olarak, Türkiye’deki üretimin yüzde 90’ı şu an domates. Başta domates olmak üzere biber, patlıcan, salatalık, kavun ve kabak da yetiştirilen ürünler arasında yer alıyor.
  • Halen az miktarda da olsa fasulye, karpuz, marul, ıspanak, maydanoz, tere ve roka gibi ürünler de yetiştiriliyor.
  • İzmir’ in Menderes Bölgesi ağırlıklı olarak salatalık yetiştiriciliği, Derme ise biber yetiştiriciliği konularında alıcıların tercih ettiği bölgeler.
  • *Antalya merkez ve çevresinde hemen hemen tüm ürünler bulunabiliyor.
  • Kesme çiçekte ise sırayla gül, karanfil, lale, krizantem, orkide, lilium, gerbera, frezya, glayör ve gipsofila yetiştiriliyor. Bu ürünlerden Türkiye’nin ihracat kaleminde yer alanlar ise karanfil ve gerbera.

TÜRKİYE’DEKİ SERA ALANI ARTIYOR
*Türkiye’ deki sera alanı 300 bin dönüm civarında,
*Ortalama işletme başına sera alanı 3 dönüm civarında,
*Seracılıkla uğraşan aile sayısı 100 bin-120 bin arasında,
*Dönüm başına alınan verim 8-9 aylık periyotta domates için 35 ton, renkli biber için 15 ton.

İNGİLTERE’DE BULUNDU, HOLLANDA VE İSRAİL GELİŞTİRDİ
Topraksız tarım metodu, 1930 yılında İngiltere’de Kaliforniya Üniversitesi’nden Profesör Doktor William Gericke tarafından keşfedildi, Hollanda ve İsrail tarafından ise geliştirildi.

Toprağın zaman içinde kirlenmesinden dolayı ikinci dünya savaşından sonra başlatılan çalışmalar sonucunda özellikle 90’lar sonrasında Hollanda ve İsrail’de bu üretim modeli ticari hayata da girdi. Türkiye’de ise son 5-6 yıldır şirketler kuruluyor.

Türkiye’de topraksıztarım yapan üreticilerin ağırlıklı olarak ihracat yaptığı belirtiliyor. Yaklaşık beş serada da çiçek üretimi var.

Topraksız tarım, günümüz için yeni bir teknoloji sayılabilir ancak tarihte buna örnekler bulmanın mümkün olduğu belirtiliyor. Çinlilerin pirinç yetiştiriciliği, Eski Mısırlılar’ın milattan yüzlerce yıl önce Nil Nehri’nin sularında topraksız yetiştiricilik yapmaları, topraksız tarım yani hidroponik sistem için tarihten birer örnek olarak gösteriliyor.

Orta Amerika’da Aztekler’in Tenochtitlan gölünden çıkardıkları göl tabanı tortullarını sallara doldurarak göl üzerinde yüzen bahçeler yaptıkları söyleniyor. Bitki kökleri, çamur ve dalların içerisinden geçerek suyun içerisine uzanıyor ve yüzen adalar oluşuyor. Batmayan bu salların ise pazarlara yüzdürülerek götürüldüğü ve üzerlerinde yetiştirilen sebze ve çiçekler toplanarak, taze olarak satıldığı bu konuyla ilgili söylentiler arasında.

rockefeller ailesi
Haber,

Rockefeller Ailesi’nin serveti ve ünlü şirketleri

Paranın efendisi Rockefeller Ailesi’nin ünlü şirketleri ve kontrol ettikleri para…

Ünlü Forbes dergisi her yıl dünyanın en zengin 100 kişisinin açıkladığı bir liste yayınlar. Forbes dergisinin açıkladığı en zenginler listesinde Rockefeller Ailesi’nden tek bir isim bile görmek mümkün değil. Son olarak bu yıl yayınlanan listeye göre dünyanın en zengin kişisi 79,2 milyar dolarlık serveti Microsoft’un kurucusu Bill Gates listenin başında yer aldı.

Ancak bu listede garip olan bir yan var. Bu liste son derece detaylı ve ciddi araştırmalardan sonra yayınlanmasına rağmen hiçbir zaman listeye dünyadaki pek çok dev banka, petrol şirketi, endüstri şirketlerine sahip olan Rockefeller Ailesi’ne mensup kimsenin girmemiş oluşudur.

İşin iç yüzünü bilenler realitenin böyle olmadığının farkındalar. Kağıt üzerinde görünmeseler de ABD’nin ve dünyanın en zengin ailesi Rockefeller‘lar. Kontrol ettikleri para 5 trilyon dolarla 15 trilyon arasında değişiyor. Sadece New York’ta bu ailenin 1 trilyon dolarlık gayrimenkulü olduğu biliniyor.

PARANIN GERÇEK EFENDİLERİ

Rockefeller‘lar hangi alanlarda ne iş yapıyorlar ve bu seviyelere gelebilmek için hangi yollardan geçtiler?

ROCKEFELLER AİLESİ
AMERİKA’DA DOĞAN İMPARATORLUK

John Davison RockefellerRockefeller Ailesi 1800’lü yılların ortalarında John Davison Rockefeller tarafından kuruldu. John Davison Rockefeller bir şirkete muhasebeci olarak girdi, kısa süre içerisinde sivrilerek muhasebeci olarak girdiği şirketin ortağı oldu.

Sonrasında bir arkadaşı ile birlikte Clark and Rockefeller Co. ismindeki ilk şirketini kurdu. Şirket Amerikan iç savaşı esnasında büyüdü ve gelişti. Savaş esnasında petrolün önemini ve ileride çok değerli bir maden olacaını sezinleyen John Davison Rockefeller, 1863 yılında efsanevi petrol şirketi Standart Oli’i kurdu.

Kardeşi William ile birlikte Amerikan petrol piyasasının tek hakimi olmayı amaçladı. Çeşitli yollarla petrolün trenlerle taşınması noktasında en uygun tarifeyi elde etti. Rakip petrol firmalarının petrolü taşıyamamaları için demi yolu şirketlerine tazminatlar öded.

1884 yılında konulndan yaralandığı bir suikastten kurduldu.

1874 yılında Cleveland’daki 26 bağımsız rafinericiye, kendisiyle birleşmesini önerdi. Yirmi bir rafinerici bu öneriyi kabul etti. Birlikte National Rafinery Association’u kurdu. Kısa süre sonra demiryollarını da sahiplenen Rockefeller, böylece 10 yıl içinde birçok petrol kuyusu işletmecisini kendisine bağladığı gibi rakiplerini de aynı fiyatla petrol satmaya zorlayarak iflas etmelerine yol açtı.

1896 yılında yine suikaste uğradıysa bundan da sağ çıkmaya başardı. Bu arada petrol çıkarma ve taşıma işlerinde yenilikler yaptı. 1982’de Amerika’nın ilk gerçek milyoneri oldu.

1911937 yılları arasında Dünya’nın en zengin insanı oldu.

1882 içinde “Standard Oil Trust” kurulmuş oldu. Petrol alanında ABD’nin en büyük şirketler topluluğu id. Petrol çıkarılmasında yeni teknikler geliştirilmesini sağladı. Gazyağı fiyatlarının yüzde 80 aşağı çekerek aynı işi yapan rakiplerinin iflas etmesinin sağladı.

1901 yılında Rockefeller hakkında çizilen bir karikatür onun “Dolar torbasını” başında kral tacı gibi bulunduran bir imparatora benzetiyordu. Ayağını bastığı yerde ise petrol kuyuları vardı. Rockefeller’in sınır tanımaz zengin olma hevesleri dizginlenemedi. Ama kendisine karşı rakiplerinin açtığı basın kampanyaları sonucu 1911 yılında ABD Yüksek Mahkemesi, Standard tröstünün bir tek kişinin tekelinde olmasına son veren yasayı uygulamaya koydu.

Aynı yıl ABD’de üretilen petrolün yüzde 64’ünü tek başına kontrol ediyordu. Anti-Trust yasasının uygulanması ile birlikte Standard şirketi parçalandı ve 34 şirket ortaya çıktı. Ama en büyükleri 6 kız kardeş olarak isimlendirilen “Conoco” adını alan Continental Petrol, “Amacon” adını alan İndiana Standard, “Chevron” adını alan Kaliforniya Standard, “Exxon” adını alan New-Jersey Standard, “Mobil” adını alan New-York Standard, “Sohio” adını alan Ohio Standard idi.

John Davison Rockefeller ölünce 912 milyon dolar servet bıraktı. (Bu servet günümüzün enflasyon şartlarına dönüştürülünce 189 milyar dolar ediyor.) Böylece insanlık tarihinin en zenginleri listesinde birinci oldular.

Rockefeller Ailesi, John Davison Rockefeller’in ölümünden sonra da gelişmeye devam etti. Aile bankacılığa el attı ve Chase Manhattan Bank ile bankacılık sektörüne girdi ve ABD’de dev halina geldi. Banka daha sonra ünlü yatırım devi J.P Morgan ile birleşerek J.P Morgan and Chase adını alsa da kontrolü Rockefeller Ailesi‘nde kaldı.

Rockefeller Ailesi, 2. Dünya Savaşı’nın ardından uluslararası kurumlarda da kontrol noktasında aktif olarak etkili oldu.

Dünya Bankası’nın kuruluşundan itibaren görev alan 4 Başkan, Mc Cloy, Eugene Black, George Woods ve son zamanlarda görev alan Wolfenson, Rockefeller Ailesi‘nin elindeki Chase Manhattan Bankası’nda çalışmışlardı. Dünya Bankası, ihtiyaç duyduğu para ve kredinin en önemli kaynağı olarak Rockefeller Ailesi‘ne bağlı şirketler ve bankalardı.

Böyle bakılacak olursa aslında Dünya Bankası’ndan kredi alan ülkeler Rockefeller ‘lere borçlanmaktaydı.

IMF’te de benzer bir durum söz konusudur. 1994 yılında kurulan IMF’in kuruluş aşamasında ABD’nin destekçi şirketlerinden en büyüğü Rockefeller Ailesi olmuştur. Hali ile kontrol mekanizmasında da etkin birçimde rol almışlardır.

Öte yandan Rockefeller Ailesi‘nin kontrolündeki Chase’de başkanlık yapan Joseph Verner Reed, 1987 yılında Dünya Bankası’nda görev aldı ve aynı zamanda Birleşmiş Milletler Sekreteri’nin Siyasi İşler yardımcılığı görevine getirildi.

Aile siyasete de el attı. Nelson Rockefeller, ilk olarak 1940’ta Dışişleri Bakanlığı’nın Amerika ülkeleri arasındaki ilişkiler koordinatörü oldu. Cumhuriyetçi olmasına karşın, 1944’te Franklin D. Rosvelt’in başkanlığındaki Demokrat Parti hükümetinde Amerika ülkeleri arasındaki ilişkilerden sorumlu Dışişleri Bakanlığı’na getirildi ve bir yıl görevi yürüttü. 1959-1973 yılları arasında aralıksız 14 sene New York Valiliği görevini ve 1974-1977 yılları arasında ABD’nin 41. Başkan yardımcılığı görevini yürüttü.

Aile şu an dünyanın en zengin ve en nüfuzlu ailesi olarak gösteriliyor. Ailenin bugünkü başkanı ise David Rockefeller’dir.

Rockefeller’lere ait Rockefeller Center ise New York’un simgelerinden birisidir.

ROCKEFELLER ŞİRKETLERİ VE KONTROL ETTİĞİ SERVET

Amerika’da sermaye alanında 150 yılı aşan bir Rockefeller hanedanlığından söz edilir. Fakat sadece finans ve para piyasasında kalmamışlardır. Petrolden endüstriye çok geniş bir alana yayılmış ve oldukça güçlü bir sermayenin sahibi olmuşlardır.

Özellikle petrol alanında tam bir dev ve tröst haline gelmişlerdir ve Amerika’nın en önemli petrol şirketleri onların elindedir.

Aile tüm bunların yanı sıra birçok yardım kurumu ve binlerce vakıf açtı. Kendi mal ve gelirleri bu vakıflar ve emanetçi kuruluşlar aracılığı ile yönetiliyor. Bunun nedeni ise ABD’de vakıflardan hemen hemen hiç vergi alınmaması.

En bilinen yardım kuruluşları Chicago Üniversitesi, Tıp Araştırma Enstitüsü en ihtişamlı yapılan New York’taki ünlü Rockefeller Center’dır.

Halen Exxon-Mobile, Chevron, Citi Group, J.P Morgan and Chase en çok bilinen ve tanınan Rockefeller Ailesi şirketleridir.

Aile’nin Beyaz Saray için stratejiler hazırlayan ve ABD’nin en önemli thik-tank kuruluşlarından birisi olan Rockefeller Vakfı adıyla bir vakıfları da bulunmaktadır.

Rockefeller Ailesi’nin kontrol ettiği para konusunda kesin bir tahmin yapılamamakla birlikte 5 ila 15 trilyon dolar civarında bir rakam söz ediliyor.

Rockefeller Ailesi’nin sadece New York’ta 1 trilyon dolarlık gayrimenkulü olduğu biliniyor.

Kaynak: News Time

ROCKEFELLER AİLESİ PETROL PİYASASINDAN ÇEKİLİYOR

Rockefeller Aile Fonu (Rockefeller Family Fund), çevresel etkenlere ve iklim değişikliğine vurgu yaparak yayınladığı açıklamada, petrol şirketlerindeki hisselerini elden çıkaracağını bildirdi.

Küresel toplumun fosil yakıtları ortadan kaldırmaya çalıştığı bir dönemde bu yakıtların hala kullanıldığına finansal ve etik olarak anlam verilemediği kaydedilen açıklamada, petrol şirketlerinin de hidrokarbon arama faaliyetlerde mantıklı bir anlamın bulunamadığı belirtildi.

EXXONMOBİL’İN HİSSELERİ DAĞITILACAK

Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz şirketlerinden olan ExxonMobil’in davranışlarının”ahlaken ayıplanacak” nitelikte olduğu savunulan açıklamada, şirketin 1980’lerden bugüne halkı iklim değişikliği konusunda yanlış yönlendirdiği de iddia edildi.

Açıklamada, Rockefeller Aile Fonunun en kısa sürede sahip olduğu ExxonMobil hisselerini elden çıkaracağı vurgulanırken, bu hisselerin miktarı hakkında ise herhangi bir bilgi verilmedi.

çok para kazanan doktorlar listesi
Haber,

Türkiye’nin en çok kazanan doktorları

Doktorlar yılda ortalama 1.3 milyon TL kazanç ile gelir rekortmeni oldu. Bu açıdan mühendis, avukat ve mimarları hatta sanatçıları bile geride bıraktılar.

Doktorlar yılda ortalama 1.3 milyon TL kazanç ile gelir rekortmeni oldu. Bu açıdan mühendis, avukat ve mimarları hatta sanatçıları bile geride bıraktılar.

Türkiye’nin en çok kazanan doktorları araştırmasına göre, listede yer alan doktorların yıllık ortalama kazancı 1.3 milyon TL, aylık kazancı ise 37 bin TL. Araştırmaya göre, en yüksek geliri onkoloji sağlıyor. Listede ilk sırayı alan Ortopedi ve Travmatoloji Omurga Cerrahisi Uzman Prof. Dr. Azmi Hamzaoğlu’nun günlük kazancı 10 bin TL’yi buluyor.

En çok kazanan uzmanlık alanlarına baktığımızda genel cerrahi çoğunluğu oluşturuyor ama onkoloji uzmanlarının da arttığını görüyoruz. Çünkü Türkiye’de kanserli hasta sayısında ciddi yükseliş var. Son bir yılda kanserli hasta sayısı binde 2 arttı. Gelecek 10 yılda 1.5 kat artacağı tahmin ediliyor. Bu da onkoloji uzmanlığına olan ilgiyi artırıyor. Genel cerrahi ve onkoloji iç hastalıkları uzmanları takip ediyor.

İller bazında baktığımızda ilk 10 sıraya İstanbul’daki doktorlar alıyor. Ankara’dan sadece iki doktor, vergi listesinde kendine yer bulurken İzmir ve Bursa gibi büyük illerde vergi rekortmeni doktorlara rastlanamadı. Samsun, Mersin, Denizli ve Kayseri illerinin vergi rekortmenleri listelerinde doktorlar da yer alıyor.

en çok para kazanan doktorlar

NASIL HESAPLANIYOR?

İllerin 2013 vergi rekortmenleri listelerini referans aldık. 100 vergi mükellefi içinde yer alan doktorları belirledik ve 30 kişilik bir liste oluşturduk. Bu listeyi oluşturduktan sonra doktorların ödediği vergiden hareketle yaklaşık yıllık gelirlerini hesapladık. Bu hesaplamayı yaparken mevcut gelirler vergisi tarifesini kullandık. Sonuçta ortaya yaklaşık olarak bir kazanç tablosu çıktı.

adalet
Ekonomi, Haber,

Davalarda Arabuluculuk Faaliyetleri ve Arabulucu Olabilme Şartları

Zorunlu olarak arabulucuya gitmek adelet sisteminde yaygınlaşmaya başladı. Geçen yıl işçi-işveren arasında yaşanan uyuşmazlıklarda dava şartı olan arabuluculuk bundan böyle ticari davalara da getirildi. Yaygınlaşan arabuluculuk şartı yeni bir meslek grubunun da ortaya çıkmasını sağladı.

Arabuluculuk Zorunlu Olarak Yaygınlaşıyor

Türkiye’de arabuluculuğun yıldızı ‘zorunlu’, yani dava şartı arabuluculukla parladı ama son 30 yıldır gönüllü yani isteğe bağlı arabuluculuk olarak bilinen ‘ihtiyari’ arabuluculuk da kullanılıyor. Kira konusunda anlaşmazlığa giden taraflar da miras konusunda anlaşmazlığa gidenler de bu sistemi kullanabiliyor. 2012’de yasal altyapısı oluşturulan arabuluculuğun fiilen uygulanmaya başladığı 2013’ten 2017 sonuna kadar 21 bin 517 arabuluculuk faaliyeti gerçekleştirildi.

Tümü ihtiyari arabuluculuk kapsamında olan bu faaliyetlerin 19 bin 292’sinde anlaşma sağlandı. Konularına göre incelendiğinde arabuluculuk başvurularının 19 bin 411’inin işçi ve işveren uyuşmazlıklarında olduğu görülüyor. Maddi manevi tazminat davalarında 404 arabuluculuk girişiminde bulunulurken, fikri sınai ve mülkiyet haklarında 275, kira ve tahliyelerde 130 başvuru olmuş.

İş dünyasında da yargı yolunda yeni bir dönem başlamış durumda. Bir uyuşmazlık durumunda arabuluculuğu kullanan iş insanları daha az maliyetle daha hızlı sonuç alabilecekler.

Arabulucu Olma ve Arabuluculuk Yapabilme Şartları

Adalet sisteminde yaygınlaşmasıyla birlikte yeni bir meslek grubunu ortaya çıkaran arabuluculuk faaliyetleri bu alanda çalışmak isteyen ve bu meslek gurubuna katılmak isteyen birçok kişiyi de cezbediyor.

Peki arabulucu olma ve arabuluculuk yapabilme şartları neler? Kimler arabulucu olabilir ve arabuluculuk yapabilir?

Arabuluculuk faaliyet gerçekleştirmek isteyen kişilerin şu şartları taşıması gerekiyor:

Türk vatandaşı olmak.

Hukuk fakültesinden mezun olmak veya yabancı bir hukuk fakültesinin programlarına göre eksik kalan derslerden sınava girerek başarı belgesi almış olmak.

Herhangi bir suçtan dolayı bir yıldan fazla süreyle hapis cezası almamak, veya affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, zimmet, irtikap, dolandırıcılık gibi suçlardan mahkum olmamak.

Mesleğinde en az 5 yıllık kıdeme sahip olmak.

Terör örgütleriyle iltisaklı veya irtibatlı olmamak.

Arabuluculuk eğitimini tamamlamak ve bakanlıkça yapılan sınavda başarılı olmak.

rotschilds ailesi kimdir
Haber,

Rothschild Ailesi’nin serveti ve ünlü şirketleri

no comment

Paranın efendisi Rothschild Ailesi’nin ünlü şirketleri ve kontrol ettikleri para..

Rothschild ailesinin soyunun Yahudi inancına sahip Hazar Türkleri’ne dayandığı söylenmekteyse de bu konuda kesin bir kanıt bulunmamaktadır. Ailenin sahip olduğu finans imparatorluğunun kurucusu Mayer Amschel Rothschild tam anlamıyla bir Yahudi ırkçısıdır ve akıl almaz boyuttaki servetini Yahudi “ırkının” yükselişi için bir vakfa devretmiştir.

Rothschild Ailesi’nin servetinin ne kadar olduğunu gerçek anlamda bilmek imkansız olsa da yaygın söylenti tüm dünya servetinin yarısı olduğu yönündedir.

Ancak bu listede garip olan bir yan var. Bu liste son derece detaylı ve ciddi araştırmalardan sonra yayınlanmasına rağmen hiçbir zaman listeye dünyadaki pek çok dev banka, petrol şirketi, endüstri şirketlerine sahip olan Rothschild Ailesi ve Rockefeller Ailesi‘ne mensup kimsenin girmemiş oluşudur.

Küresel finans piyasalarına ve ABD dahil pek çok hükümetin üzerinde ciddi kontrole sahip olduğu söylenen, basında ve kamuoyundan sürekli uzak duran, servetleri hesaplandığında dudak uçuklatacak rakamlar ortaya çıkan bu aile Forbes zenginler listesinde yer almıyor.

rotschilds ailesi arması

Rothschild ne anlama geliyor?

Rothschild ismi Almanca “kırmızı kalkan” demektir, İngilizce gibi okunması hata olur, “Rosşiıld” diye okusanız kafidir. Ailenin armasında sıkılı bir yumruk ve kurucu fert olan Mayer’in beş oğlunu simgeleyen beş ok bulunmaktadır.

ROTHSCHİLD AİLESİ’NİN İLLUMİNATİ BAĞLANTISI

Rothschild adının geçtiği yerde -yerleşik hale gelmiş bir algı nedeniyle- İlluminati’yi anmamak mümkün olmasa da bu biraz karışık bir konudur ve hakkında sayısız komplo teorisi bulunan yapıyı bütünüyle akılcı ve doğru şekilde ifade etmek kolay değildir, bir grup ateist tarafından kurulan ve kısa ömürlü olan örgütün dağıldıkları söylenen tarihte aslında hayatının sonuna gelmediği ve gizli bir şekilde eylemlerine devam etmekte olduğu düşünülmektedir, İlluminati’nin bir zamanlar dünya üzerindeki dinleri sona erdirmek isteyen bir örgüt olduğu söylenir ki bu doğrudur, ancak Yahudi soyunu ve inancını yüceltmeye yeminli Rothschild ailesinin ideolojik yapısı ile örgütün ideolojisinin ne boyutta örtüştüğü bu anlamda tartışmaya açık bir konudur. İlluminati hakkında Masonluğun iki kolundan biri olduğu söylenir, Gizli Mason Örgütü olarak adlandırılan İlluminati’nin yanısıra “Şov Masonluk Örgütü” adı altında, herkesin gözleri önünde varolan yapılar ifade edilmektedir.

PARANIN GERÇEK EFENDİLERİ

Rothschild‘lar hangi alanlarda ne iş yapıyorlar ve bu seviyelere gelebilmek için hangi yollardan geçtiler?

ROTHSCHİLD AİLESİ
MODERN BANKACILIĞIN VE KÜRESEL EKONOMİNİN KURUCULARI

Rothschild Ailesi‘nin temelini daha sonra adeta bir finans imperatoruna dönülecek olan Mayer Amschel Rothschild atmıştır. İşe Almanya’da ufak tefek bankerlik işleri ile başlayan Mayer Amschel Rothschild daha sonraları işleri büyümeye başlayınca Londra’ya göç etmiş ve burada çok stratejik bir karar alarak 5 oğlunu Avrupa’nın o dönemli en önemli 5 merkezi olan Lonra, Paris, Frankfurt, Napoli ve Viyana’ya göndermiştir.

Nathan Mayer RothschildMayer Amschel‘in üçüncü oğlu Nathan Mayer (1777-1836), 1800 civarlarında İngiltere’ye gitti ve Napolyon’un kuşatması sırasında İngiltere için eşyalar kaçırdı. Kardeşlerinin yardımı ile Nathan Mayer ayrıca İspana’daki İngiliz ordusunu finanse etmek amacıyla Fransa’dan altın da taşıdı. Bu çabaları, Nathan’a İngiliz hazinesinin temsilcisi unvanını kazandırdı. Savaşın sonunda, Rothschild Ailesi Fransa ve Avusturya’ya borç vermekle yükümlüydü.

Nathan’ın erkek kardeşi Jacob (1792-1868) Fransa’nın başkenti Paris’te banka kurdu. Onun kardeşi Salamon Mayer ise (1774-1855) Avusturya’nın başkaneti Viyana’da bir banka kurdu. Diğer erkek kardeş Karl Mayer (1788-1855) İtalya’nın Napoli şehrinde bir başka bakna kurdu ama tutunamadı ve 1861 civarında kapattı. En yaşlı kardeş Amschel Mayer (1773-1855), Frankfurt’taki ekonomik işlerden sorumlu olarak kaldı.

Oğullarının bu 5 stratejik noktaya dağılması ile birlikte Rothschild Ailesi‘nin bilgi ve istihbarat ağının oluşmasını hedefleyen Mayer Amschel Rothschild bu öngörüsünde haklı çıkmıştı. Rothschild‘ler kısa süre içerisinde Avrupa’da muhteşem bir bilgi ağı kurmuşlardı. Rothschild Ailesi‘nin asıl zenginleşme süreci ise savaş ticareti yapmaya başlamaları ile oldu.

Napolyo’nun İngiltere ile yaptığı Waterloo Savaşı’da İngiltere’ye mal kaçıran ve birlikleri finanse eden Mayer Rothschild bir yandan da her iki ülkenin hükümetine yüksek faizle borç verdi.Savaşı Napolyon’nun kaybettiğini geniş istihbarat ağları sayesinde herkesten önce öğrenen

Rothschild‘ler hemen Londra’daki Nathan Mayer Rothschild vasıtası ile ellerindeki bütün hisseleri satmaya başladı. Bu savaşı Napolyon’un kazandığı izlenimini yarattı. Böylece herkes elindeki hisseleri satmaya başladı. Nathan Mayer Rothschild bir yandan da gizlice satılan bu hisseleri toplamaya başladı.

Birkaç gün içerisinde Napolyo’nun savaşı kaybettiği haberi Londra Borsa’ına bomba gibi düşerken, Rothschild‘ler çoktan düşük fiyattan topladıkları hisseleri sayesinde çok büyük servet elde etmişlerdi bile.

Bu arada İngiltere’nin İspanya ile olan savaşında İngiliz ordularını finanse eden aileden, Nathan Mayer Rothschild “İngiliz Hazinesinin Temsilcisi” unvanını da kazandı, aile savaş sonrasında İngiliz hükümetinin borç vermeye devam etti.

Bu arada Çin İmparatorluğu ile İngiltere arasında “Afyon Krizi” patlak verdi. İngiliz tüccarlar, Kraliyet ailesinin desteğini sağlaması için Rothschild‘lere başvurdular. İngiliz hükümetini savaşa ikna eden aile Çin ile İngiltere arasındaki savaşta da İngiltere’ye borç vererek servetini katladı. Savaşı Çin’in kaybetmesi üzerine İngilizlerin kontrolüne geçen Hong Kong’un kontrolü aileye verildi. Aile burada Hong Kong Shangai Bank of Corporation (HSBC) adı ile ilk bankasını kurdu. Bu banka aracılığı ile aynı zamanda dünya afyon ticaretinin tekelini de Rothschild‘ler ellerine aldılar.

Rothschild Malikanesi

Rothschild Ailesi, Avrupa ve Amerika’dan tren yollarını finanse etti ve ABD’de isteyenlere borç alma imkanı sağladı. Nathan Mayer‘in oğlu Lionel Nathan (1808-1870) 1875’te Süveyş Kanalı’nın kontrolünü satın alması için Başbakan Benjamin Disraeli tarafından kullanılmak üzere İngiltere’ye borç verd. Lionel Nathan İngiliz Meclisi’ne seçilen ilk Yahudiyi ve onun oğlu Nathan Mayer (1840-1915) ilk Baron Rothschild oldu.

Günümüzün ünlü firmaları SiemensAEG ve Bosch‘un kuruluşunu da aile finanse etti. Aile 20. Yüzyıl ile birlikte ilgisini madenlere doğru çevirmeye başladı.

Aile Osmanlı İmparatorluğu’nun çöküşü ile birlikte Ortadoğu’da BP ve Royal Dutch Shell ile birlikte petrol pazarına girdi. Güney Afrika’nın ise elmas ve savaşlarını finanse etti. Nitekim Güney Afrika’da elmas tüccarlığından büyük paralar kazanan, ünlü De Beers firmasını kuran, Zimbabve’yi İngiltere adına fetheden ve buradaki değerli madenleri sömüren, sonrasında bu ülkeye “Rodezya” olarak kendi ismini veren Cecil Rodes ölümünün ardından tüm mirasını çocukları yerine Rothschild‘lere bıraktı.

Evelyn RothschildAilenin en son temsilcilerinden Sir Evelya de Rothschild. Forbes’in milyarderler sıralamasında yer alıyor. 72 yaşındaki Rothschild, 20 yıldır İngiliz Bankası NM Rothschild ve Fransa’nın dışındaki diğer yatırımları yönetiyor. Fransa’daki yatırımların başında ise kuzeni Baron David de Rothschildvar.

Bu arada baba Rothschild’in ailesine bıraktığı vasiyete sık sıkıya uyuldu.

İş yerinde kilit işlevindeki önemli pozisyonlar, sadece aileden kişilere emanet edilecek.
İşlerde ailenin sadece erkek üyeleri görev alacak.
Ailenin çoğunluğu karşı bir karar almadığı sürece, her zaman en büyük oğlu ailenin başkanı olacak.
Ailede evlilikler, birinci veya ikinci dereceden kuzenler arasında gerçekleştirilecek.
Hukuki bir envanter tanzimi ve servet neşri alsa yapılmayacaktır.

ROTHSCHİLD’LERİN ÜNLÜ ŞİRKETLERİ VE KONTROL ETTİKLERİ PARA

David de RothschildRothschild Ailesi bugün dünya genelinde yapılan elmas ticaretinin yüzde 90’ını, elmas üretiminin yüzde 40’ını, kömür-bakır-uranyum-alüminyum ticaretinin de yüzde 15’ini gerçekleştirmektedir.

Ailenin günümüzde en ünlü şirketleri HSBC Bank, Royal Bank of Scotland, Banco Santander, De Beers, Rio Tinto, ING Group ve Aviva’dır. Aile ayrıca 2000 yılında Fransız devletine sattıkları BNP Baripas şirketi ile Somanh Bankası’nın da (kapanana kadar) kurucusu ve sahibidir.

Son yıllarda şarap pazarına da giren aile Fransa, Şili, Amerika ve Güney Afrika’da üretim yapmakta, Fransız şarap piyasasının yüzde 50’sini elinde bulundurmaktadır.

Ailenin serveti yaklaşık 2009 verilerine göre 4-5 trilyon dolardır. Kontol ettiği oara ise 15 trilyon dolar civarındadır.

rockefeller ailesi kimdir

shçek memur alımı
Haber,

SHÇEK memur alımına kimler başvuru yapabilir?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından sosyal hizmetlerden faydalananlara yönelik 3163 kadro için ilana çıktı. SHÇEK memur alım ilanına kimler başvuru yapabilir?

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı tarafından sosyal hizmetlerden faydalananlara yönelik 3163 kadro için ilana çıktı. Memur alımlarına kimlerin başvuru yapabileceğine dair çok soru gelmektedir. 3163 memur alımı özel bir atama türü olup tüm memur adaylarına açık bir yerleştirme değildir.

2828 Sayılı Sosyal Hizmetler Kanuna Göre Atamalar Yapılacak!

Sosyal hizmetler kanunu kapsamında istihdam hakkından yararlanacaklar için yapılacak atamaların tercihleri 13-24 Nisan arasında alınacaktır. Söz konusu atamalar tüm memur adaylarına açık değildir. Sosyal Hizmetlerden yararlanmış yani devletin koruma altına aldığı kişilere yönelik bir atamadır. Atamalar Sosyal Hizmetler Kanunu’nun Ek 1. Maddesine göre yapılacaktır.

Ek 1. Madde: Kamu Kurum ve Kuruluşları, reşit olana kadar Sağlık ve Sosyal Yardım Bakanlığı Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından bakılan ve korunan çocuklar için, her yılbaşındaki, hangi statüde olursa olsun, serbest kadro mevcutlarının binde biri nispetindeki kısmını ayırarak bu çocuklar arasında yapılacak giriş sınavlarında başarılı olanlar arasından atama yaparlar.Bu maddeden yararlanmak isteyenler, 18 yaşını tamamladıkları tarihten itibaren, Kamu Kurum ve Kuruluşlarına; Sosyal Hizmetler ve Çocuk Esirgeme Kurumu Genel Müdürlüğü vasıtasıyla başvurmak zorundadırlar.

908 Kadro İçin KPSS Puanı İsteniyor!

Sosyal hizmetler kapsamında yapılacak atamalarda 908 kadro ve pozisyona KPSS sonucuna göre yerleştirme olup İlköğretim/ortaokul/ilkokul mezunlarına yönelik de kurayla 2255 kadroya yerleştirme yapılacaktır. Sosyal hizmetlerden faydalanmış, koruma altına alınmış, çocuk yuvaları ve çocuk evlerinde yetişmiş kişilerin isimleri Aile Bakanlığı’ndan tarafından DPB’ye bildirilmiş olup sadece bu kişiler tercih yapabilecektir.