Browsing Tag

Risk Kontrolü

kamulastirmalar
Ekonomi, Haber,

Devletlerde Kamulaştırma ve Özelleştirme Süreçleri

Hükümet ve ekonomi arasındaki etkileşim çoğu zaman gizemli bir sanatı andırır. Kamulaştırma ve özelleştirme ise bir hükümetin bir şirketi veya tüm bir endüstriyi nasıl etkileyebileceğinin en pratik örnekleri arasındadır.

Kamulaştırma ve Özelleştirme

Kamulaştırma bir şirketi veya biz dizi malvarlığını devlet kontrolü altına alır. Tarih boyunca sosyalizmi kapitalizme tercih eden ülkelerin temel stratejilerinden biri olmuştur. Örneğin 2. Dünya Savaşı sonrasında Polonya, 50’den fazla çalışanı olan tüm şirketleri kamulaştırmıştır.

Benzer şekilde, devletin sahip olduğu bir kurum, fon yaratmak veya belirli bir endüstri dalında özel sektör rekabeti yaratmak için hükümet tarafından özelleştirilebilir. Bu özelleştirmeler kapitalist toplum yapısına geçmek isteyen ülkelerde sık sık uygulanmıştır. 1990’larda Rusya ve Ukrayna’da devlet kontrolündeki şirketlere uygulanan büyük çaplı özelleştirme hareketi bunun örneklerinden sadece biridir.

Tarihte, büyük ve yapısal önemi olan şirketler ve sanayiler hep bu oyunun malzemeleri olmuşlardır: Posta hizmeti, yayın kuruluşları, elektrik ve gaz üreticiliği demiryolları, madenler ve petrol üreticileri daima hedefte yer almıştır. Altında yatan nedenler genelde ideolojiktir: Sol eğilimli siyasetçiler yapısal önemi olan sanayilerin bir avuç özel hissedara değil, herkese ait olması gerektiğini savunur. Sağ görüşlü siyasetçilerse tam tersine devletin ölü elinin olmadığı bir pazarda şirketlerin daha sağlıklı büyüyeceği görüşüne sahiptir.

Kar ve Kontrol Mekanizması 

Kamulaştırma ve özelleştirmelerde siyaset dışında bir başka önemli faktör, kâr ve kontrol arzusudur. Kamulaştırmalarda genelde sahiplere tazminat verilse de, bazen hiçbir tazminat verilmeden hükümetin doğrudan varlıklara el koyduğu da olur. Eğer bir şirket veya banka batmak üzereyse ve batması halinde bir domino etkisiyle büyük çaplı bir istikrarsızlığa neden olacaksa, riski kontrol etmek amacıyla kamulaştırmak işe yarayabilir.

Özelleştirmeler ise devlete (ve işlemleri yürüten yatırım bankalarına ve en sonunda yeni sahiplerine, hisse alım satımlarıyla büyük servetler kazandırabilir. Eğer böyle bir satış halka açık olarak yürütülürse, küçük yatırımcılar da katılabilir, böylece kullandıkları posta hizmeti veya elektrik şirketinde pay sahibi olabilirler. Şirketlerin devlet kontrolünde daha iyi işleyip işlemediği tartışmaya açık bir konudur. Devlet kontrolündeki pek çok kuruluş özel sektörde başarılı olurken bazıları da rekabetçi ortamda mücadele edemeyip tekrar kamulaştırılmak durumunda kalabilir.

Başarılı Bir Özelleştirme Hikayesi

En başarılı özelleştirme hikâyelerinden biri orta Afrika’daki Ruanda’ya aittir. 1980’lerin sonunda küresel kahve fiyatları dibe vurmuştu. Geçimlik tarıma dayanan ve temel ihraç malları kahve ve çay olan ulusal ekonomi büyük bir tahribata uğradı. Sonuçlar çok hızlı ve dramatik olmuştu; Kahve ağaçları söküldü ve tırmanan kıtlığın üstesinden gelmek için çabuk mahsül veren ekinler ekildi. Kökeni açlığa dayanan acımasız bir iç savaş çıktı.

1994’te 800.000 insanın öldüğü soykırım olayların doruk noktası oldu. 1998’de Tutsi liderliğindeki hükümet büyük bir özelleştirme hareketi başlattı; kahve endüstrisi de dâhil olmak üzere ticari engelleri kaldırdı. Bu sayede ekonomi canlandı ve GSYİH artmaya başladı. O günden bu yana endüstri yeni iş olanakları yarattı, küçük çiftçinin harcama ve tüketimini yükseltti, ayrıca Hutular ve Tutsilerin hasatlarda birlikte çalışmalarını sağlayarak aralarındaki etnik mesafeyi azalttı.