Browsing Tag

borsa

doviz
Ekonomi,

Halk İçin Döviz Mevduatı Tercih Mi, Zorunluluk Mu?

no comment

Piyasada yoğun bir döviz talebi var. Kısırdöngüye dönüşen bu durumdan çıkmak için daha çok üretmek, daha çok ihracat yapmak gerekiyor. Halkın dövize talebini engelleyecek politikalara ihtiyaç var… Peki gerçek anlamda bakıldığında piyasada döviz mevduatı halk için bir tercih mi yoksa bir zorunluluk mu?

Döviz Mevduatı Tercih Mi, Zorunluluk Mu?

Son bir yılda Merkez Bankası verilerine göre, mevduatlarda döviz tevdiat hesaplarının ağırlığını artırdığı gözleniyor. Yılın başında TL mevduatı ve döviz mevduatının ağırlığı birbirine yakınken, bugünlerde döviz mevduatının ağırlığı yüzde 55’lere yaklaştı. Yurtdışı piyasalarda Ağustos 2018’de 7.20’leri gördükten sonra sakinleşen ve giderek volatilitesi azalan bir görünümde olan dolar/TL paritesine rağmen, hane halkı her geri çekilmeyi alım fırsatı olarak değerlendiriyor. Üstelik TL cinsinden faizlerin yüksek olduğu dönemlerde bile bu eğilim devam etti.

2 Paralı Sistem

Döviz mevduatı bizim bankacılık sistemimize ne zaman girdi diye bakıldığında, ilk defa 1976 yılında TCMB’nda yurtdışındaki vatandaşlarımıza süper döviz hesapları açıldığını görüyoruz. 1980’li yıllara kadar dışa kapalı bir ekonomik sistem uygulanan ülkemizde, 24 Ocak 1980 Kararları ile dışa açık, liberal politikalar uygulanmaya başladı. Sabit kur rejiminden dalgalı kur rejimine geçildi. 1984 yılında yerli mudilerin bankalarda döviz tevdiat hesapları açmasına izin verildi. Aradan geçen 30-40 yıllık süreçte ülkemizin bankacılık sistemindeki mevduatlar sürekli olarak TL’den kaçış, dövize yöneliş trendi izledi. Halk yerli paraya karşın dövize yatırımı tercih etti de denilebilir. Uzmanlar bizim gibi dövizin çok yoğun kullanıldığı ekonomileri ‘iki paralı ekonomi’ olarak adlandırıyor.

Döviz Cinsi Varlıkların Faydası

Globalleşme ve sermaye hareketlerinin serbestleşmesi ile tasarruf sahibi olanlardan, tasarrufları yetersiz olan ülkelere doğru akış başladı. Akışın gücü arttıkça yerel piyasalarda döviz fiyatı düştü. Döviz cinsinden borçlanmak ucuzladı. Bu da yerelde yatırımları artırdı. Altyapı yatırımları döviz kredileriyle finanse edilir oldu. Döviz akışının ülkeye faydası oldu mu? Tabii ki oldu.

Yerelde bulunamayacak büyüklükteki kredi rakamlarıyla büyük yatırımlar yapıldı. Bankaların uluslararası piyasalardan bulduğu sendikasyon kredileri hane halkına kredi olarak aktarıldı. Hane halkı da normal bütçesi ile ulaşamayacağı kredi rakamlarına ulaşarak, ev, araba aldı. Yaşam standartlarını yükseltti. Ancak gelecekteki gelirler daha gelmeden, erkenden kullanılmış oldu.

Döviz Cinsinden Borçlar

Yerel piyasaya doğru akan döviz, başlangıçta yerel piyasayı coşturdu. Üretim-tüketim arttı. Konut fiyatları tırmandı. Borsa yükseldi. Gelgelelim, el atına binen çabuk inermiş. Miktarı artan döviz cinsi kredilerin de yavaş yavaş ödenme vakti geldi. Mevcut durumda Mart 2019 itibariyle Türkiye’nin toplam dış borcu 453 milyar dolar. Bunun 299 milyar doları özel sektöre ait.

Döviz akışının tersine dönmesi ve kredilerin geri ödemeleri içerideki döviz fiyatlarını (dolar endeksindeki artışın da etkisiyle) artırdı. Döviz fiyatları arttıkça vatandaş da döviz tevdiat hesaplarına yöneldi. Birbirini besleyen bir süreç sonucunda 453 milyar  dolarlık dış borca karşın 202 milyar dolarlık döviz mevduatı ile bütün dikkatler döviz fiyatlarına odaklandı. Geldiğimiz noktada halkın her kesimi, firmalar, kurumlar döviz fiyatlarıyla yatıp kalkıyor.