Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Yavaşlayan ekonomik büyüme seçmeni etkiler mi?
01 Haziran 2015 Pazartesi 13:44

Yavaşlayan ekonomik büyüme seçmeni etkiler mi?

Türkiye 7 Haziran genel seçimlerine son yılların en düşük büyüme ve en yüksek işsizlik oranlarıyla giriyor.

Türkiye 7 Haziran genel seçimlerine son yılların en düşük büyüme ve en yüksek işsizlik oranlarıyla giriyor.​ Hal böyle olunca ekonomi belki de hiç olmadığı kadar muhalefet partilerinin gündeminde.

Miting meydanlarında asgari ücret vaatleri Milliyetçi Hareket Partisi'nin (MHP) 1400 TL'lik vaadinden, Haydar Baş'ın Bağımsız Türkiye Partisi'nin 5000 TL'lik asgari ücret sözüne kadar uzanıyor. 

Emeklilere ikramiye, çiftçiye ucuz mazot gibi daha başka vaatler de var.

İktidardaki Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) ise istikrara ve icraatlere vurgu yapıyor.

Mitinglerde parti lideri Başbakan Ahmet Davutoğlu'nun icraatleri sıralamasının ardından en sık tekrarlanan seçim sloganlarından birisi "Onlar konuşur, AK Parti yapar."

Potansiyelin altında kalan büyüme

Ekonominin bu kadar ön plana çıkmasının en önemli nedeni ise Türkiye'nin son üç yılda hız kesen büyümesi.

2014'te yüzde 2,6'lık büyüme yakalanabilmişti. 2015 için Uluslararası Para Fonu'nun (IMF) beklentisi ise yüzde 3,1.

Bu oranlar 2002'den bu yana devam eden Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) iktidarları döneminde yakalanan yıllık ortalama 4,6'lık büyüme oranının altında.

ABD'nin 2008 küresel kriz döneminden bu yana uyguladığı ve dünya genelinde Türkiye gibi gelişen ülkelere para girişini artırıp büyümeleri desteklediği dönemin terse dönmesi de büyümedeki yavaşlamanın bir gerekçesi olarak gösteriliyor. 

Tahvil alım programını bitiren ABD Merkez Bankası Fed'in faiz artırımına geçmesi beklendiği dönemde Uluslararası Para Fonu (IMF) Başkanı Christine Lagarde, "Gelişen ülkeler ABD faiz artırımına hazırlıklı olmalı" uyarıları yapıyor.

Peki ekonomik büyüme oranı seçmen davranışlarını hangi boyutta etkiliyor?

Konsensüs araştırma şirketinin Başkanı Murat Sarı, ekonomik tabloya bağlı hareket edecek bir seçmen kitlesinin bulunduğunu ifade ediyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Sarı, "Her ankette sorduğumuz sorulardan birisi 'Geçinebiliyor musunuz?' sorusu. Burada yatay bir gidiş varken son 4-5 ayda aşağı doğru evrilen bir tablo var" dedi. 

Sarı, daha önce "Geçinebiliyor musunuz?" sorusuna yüzde 60 ila 65 oranında 'evet' yanıtı aldıklarını, son aylarda ise oranın yüzde 50-55'lere düştüğünü ifade ediyor ve "Bu yüzde 10'luk kitle seçimde etkili olabilir" diyor. 

2002'den bu yana görülen büyüme oranları ile AKP'nin hem yerel hem de genel seçimlerde aldığı oy oranları karşılaştırıldığında ortaya çıkan tablo bir paralellik olduğuna işaret ediyor.

AKP'yi iktidara taşıyan 2002 genel seçimlerinin ardından partinin aldığı en düşük oy oranı 2009 yerel seçimlerinde gerçekleşmişti.

O seçim yılında Türkiye ekonomisi küresel ekonomik krizin de etkisiyle yüzde 5'e yakın daralmıştı. AKP'nin Mart 2009 yerel seçimlerindeki Türkiye geneli oy oranı ise yüzde 38,8 olarak gerçekleşmişti. 

Ancak o yerel seçimden iki yıl sonra yapılan 2011 genel seçimlerinde çok daha farklı bir tablo vardı. Türkiye ekonomisi krizin etkisinden çabuk çıkmış ve küresel piyasalardaki likidite bolluğundan da faydalanarak 2008 ve 2009 yıllarında sırasıyla yüzde 9,2 ve yüzde 8,8'lik büyüme oranlarını yakalamıştı. 

O dönemlerde Türkiye, Çin'in ardından dünyanın en hızlı büyüyen ikinci ekonomisi konumundaydı.

O performans 2011'de sandığa da yansımış ve AKP genel seçimlerden bugüne kadarki en yüksek oy oranı olan yüzde 50'yle çıkmıştı.

'Seçmen alternatif görmüyor'

Peki ekonomik görüntü, 7 Haziran'da seçmenin kararında ne derece ve ne yönde etkili olur?

10 Mayıs'ta yaptıkları son ankette AKP'nin %44,6 oy alacağını öngören Genar Araştırma Şirketi'nin Başkanı İhsan Aktaş, BBC Türkçe'ye ekonomideki yavaşlamaya karşın seçmenin yine de AKP'ye yöneldiğini söylüyor.

 

" 'Hangi parti ekonomiyi daha iyi yönetir?' diye sorduğumuzda AK Parti yüzde 48'le ilk sırada." diyen Aktaş, ekliyor:

 

"Anketlerimizde AK Parti oy oranı yüzde 45'lerde. Yani diğer partilere oy vereceğini söyleyen seçmenlerden dahi ekonomi yönetimi konusunda AK Parti'ye bir kayış var" diyor.

İhsan Aktaş, seçmenin ekonomideki zayıflamadan kısmen AKP'yi sorumlu tutmasına karşın, muhalefet partilerinde bir alternatif göremediği için yine AKP'yi tercih ettiğini belirtiyor.

BBC Türkçe'nin sorularını yanıtlayan Andy-Ar Araştırma Şirketi Başkanı Faruk Acar ise bu yıl seçimlerde ekonominin büyük önem kazandığına dikkat çekerek "İlk kez seçmen ekonominin sıkıntılı alana girdiği yönünde düşünüyor. Muhalefet de bu kez dersini daha iyi çalışmış bir şekilde siyasi tabirle 'mindere çekilmek' istese de, vatandaşın cebine hitap eden söylemlerle yola devam ediyor" diyor.

Acar son yaptıkları anketlerde sordukları "Sizce 13 yıllık AK Parti iktidarları döneminin en başarısız icraati nedir?" sorusuna verilen cevaplarda ilk iki sırada asgari ücret ve emekli maaşları yanıtını aldıklarını ifade ediyor. 

Acar, muhalefetin bu alanda iyi çalışarak, asgari ücret vaatleriyle seçmenin karşısına çıktığını da ifade ediyor. 

Genar Başkanı İhsan Aktaş da asgari ücret konusunda CHP ve diğer partilerin olumlu bir girişimde bulunduğunu kabul ediyor ancak konunun yine 'güven' noktasına geldiğini ifade ediyor.

Aktaş "Konuştuğumuz seçmenler asgari ücret vaatlerini olumlu karşılıyor. Vaatlerin bir yansıması var. Ama bize 'Keşke AK Parti yapsaydı' diyorlar. Eğer AK Parti benzer bir asgari ücret vaadiyle seçime girseydi yüzde 50 oy alabilirdi" diye konuşuyor.

Tüketici güveni düşüş trendinde

Seçmen davranışını analiz etmek için kullanılan bir diğer ekonomik veri ise tüketici güven endeksi.

Türkiye İstatistik Kurumu'nun (TÜİK) her ay açıkladığı endeks, ekonominin gidişatını doğrudan takip etmeyen ancak kendi maddi durumuna bağlı karar alan potansiyel seçmenlerin de nabzını tutuyor. 

Tüketici güven endeksinin işleyişi ise şöyle: Baz alınan oran 100. Eğer endeks 100'ün üzerinde bir değere tekabül ediyorsa tüketici güveninde artış olduğu sonucu çıkarılıyor. Endeks 100'ün altına düşerse güvende azalma olduğuna işaret ediyor. 

Son açıklanan Mayıs 2015 verilerinde tüketici güveni 64 seviyesine geldi. Yani 2008 küresel krizi dönemindeki dip seviyelerin de altına inmiş durumda.

 

Büyümenin ve iç talebin öncü göstergesi olarak da kabul edilen tüketici güveni de AKP'nin oy oranlarıyla paralellik gösteriyor.

 

2011 yerel seçimlerinde tüketici güveni bir önceki dip seviyesini yaşarken AKP oyları da yerel seçimde yüzde 38'lere gerilemişti.

Tüketici güveninin toparlandığı 2010 yılında ise AKP oylarında artış gözleniyor.

BBC Türkçe'ye konuşan KONDA Araştırma Merkezi'nin kurucusu Tarhan Erdem, ekonomi için siyasi istikrarın seçmen nezdinde önemli olduğunu ifade etse de, seçimden seçime bu anlayışın değiştiğini ifade ediyor.

Erdem, "Seçmen kendi geliri ve yaşamı içinde önemli olan etkenlere göre karar veriyor" diyor.

2011'e kıyasla tablo nasıldı?

AKP'nin yüzde 50'yle en yüksek genel seçim oy oranına ulaştığı 2011 yılı ile mevcut seçim yılı kıyaslandığında ise, ekonominin ana makro göstergelerinde bozulma dikkat çekiyor.

2011'de yüzde 9'a yakın olan büyüme, 2015 yılında IMF tahminlerine göre yüzde 3,1 olacak.

İşsizlik ve enflasyonda da 2011'e kıyasla daha olumsuz bir tablonun oluşması bekleniyor.

Ekonomideki yavaşlamaya paralel olarak cari açıkta ise toparlanma öngörüsü var.

1950'den bu yana ne oldu?

Seçmen davranışları ile ekonomik performans arasındaki ilişki ekonomistlerin uzun süredir gündeminde olan bir konu. 

Bu ilişki üzerine en geniş kapsamlı veri setini kullana araştırma ise Illinois Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ali Akarca ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi Ekonomi Profesörü Ayşit Tansel'in 2006 yılında kaleme aldığı makale.

1950 – 2004 arasında yapılan tüm yerel ve genel seçimleri inceleyen makalede varılan sonuç, seçmenin ekonomik gidişata bakarken seçim yılındaki ve sadece bir yıl önceki ekonomik durumu dikkate aldığı.

Araştırmada ayrıca genel seçimlerde ekonomideki gidişatın daha fazla dikkate alındığı, yerel seçimlerde ise seçmenin daha stratejik ve bölgedeki adaya göre hareket edebildiği vurgulanıyor.

Bir diğer çıkarım ise seçimler yaklaştıkça açıklanan ekonomik vaatler hakkında. Ali Akarca ve Ayşit Tansel, seçim öncesi vaatlerin geniş kitlelerde yankı uyandırmadığını ve daha çok 'popülist politikalar' olarak yorumlandığını söylüyor.

Ancak Konsensüs Araştırma Şirketi Başkanı Murat Sarı büyümedeki zayıflamayı hatırlatarak "Ekonomik - sosyal vaatler belli kesimlerde kabul görüyor. 900 TL olan asgari ücretin 1500 TL'ye çıkarılacağı vaadi sonrası CHP'nin (Cumhuriyet Halk Partisi) anketlerdeki oy oranı yüzde 22'lerden yüzde 27'lere yükseldi" diyor. 

Öte yandan Sarı, Türkiye'de batıdan doğuya gittikçe ekonomik vaatlerin etkisinin azaldığını da vurguluyor ve "Doğu'da seçmen çok daha siyasal davranıyor. Batı'da, büyükşehirlerde ise yaşam şartlarının görece zor olması ekonomik vaatleri önemli kılıyor" diyor.

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA