Türkiye’nin cari açığı 55 milyar dolara dayandı!
Türkiye’nin cari açığı, 2011 Şubat sonu itibariyle 55 milyar dolara dayandı. Bu yüksek açığın en önemli nedeni dış ticaret açığı. Türkiye’nin ihracatı çift haneli artıyor ancak ithalatındaki artış daha yüksek oranları buluyor.
Bu kronik durum cari açığı besliyor. İhracatın ithalatı karşılama oranı 2009 yılında, yüzde 72.5′le 2001 yılından sonraki ikinci en yüksek düzeye ulaşmıştı. Ancak 2010′da dramatik bir gerileme oldu ve yüzde 61.4′le dokuz yıl önceki düzeyin altına geriledi. İhracatın milli hasılaya oranı gerilerken ithalatın oranı arttı. Yılın ilk iki itibariyle kötü gidişin devam ettiği anlaşılıyor.
Bu yıl ilk iki ayda dış ticaret açığı, geçen yılın ocak – şubat ayına göre yüzde 100.2 artış gösterdi. Hükümet cari açığa çare ararken gözler sürekli ithalat kompozisyonuna çevriliyor. Dış Ticaret Müsteşarlığı’nın (DTM) son 20 yıllık ithalat verileri bazı sektörlerde ithalatın katlanarak artmaya devam ettiğini gösteriyor. Onlarca sektördeki ithalat artışı, ithalatın ortalama artışının kat kat üstünde.
İhracatçı – ithalatçı
dikkat çekici olan, en yüksek ithalat artışı veya en yüksek miktarlı ithalat, en büyük ihracat yapılan sektörlerde gerçekleşiyor. Örneğin tekstil – hazırgiyim, ihracatı en yüksek olan sektör. Ancak sektör önemli ölçüde ithal girdi kullanıyor. Bu nedenle de örülmemiş ve örme giyim eşyası ve aksesuarları, örme eşya, ithalatı en yüksek oranda artan, pamuk ithalatı en yüksek miktarda artan kalemler arasında. Otomotiv ihracat büyüklüğü açısından birinci veya ikinci sırada yer alıyor. Ancak ithalatı da 13.4 milyar dolarla (2010) en yüksek sektörler içinde. Demir çelik yine Türkiye’nin en ihracatçı sektörlerinden. Ancak bu sektörde de çok yüksek miktarda (16.1 milyar dolar!) ithalat var.
İthalatı 263 kat artan da var
DTM’nin 20 yıllık ithalat verilerine göre son yirmi yılda (1990 – 2010) ithalat 21.1 milyar dolardan 185.5 milyar dolara çıkmış. Artış 8.4 kat! Ancak 56 sektörün ihracatı 8.4 kattan daha fazla kat artmış. Örülmemiş giyim eşyası ve aksesuarları ithalatı 263.7 kat, örme giyim eşyası ve aksesuarları 140 kat artmış. Pamuk ithalatı 303 milyon dolardan 3.4 milyar dolara ulaşarak 11.1 kat artmış.
İthalatı aynı zamanda çok yüksek miktarlara ulaşan eczacılık ürünleri ithalatı 42 kat artmış. Yağlı tohum ve meyvalar, sanayi bitkileri ithalatı 34 kat artmış. Elektrikli makine ve cihazları, aksam ve parçaları ithalatı 9 kat artmış. Demir çelik ithalatı 10.5 kat artmış. Motorlu taşıtlar ithalatı 12.3 kat artmış. Bu sektörlerih bazılarında ithalat artışı normal ithalat artışının çok çok üzerinde. Olumsuz tabloyu tersine çevirmek için yerli girdi kullanımının önemine dikat çekiliyor.
En yüksek miktar ithalat yapılan sektörler şöyle sıralanıyor: 1.) Mineral yakıtlar, yağlar, müstahsalları, mumlar; 2.) Nükleer reaktörler, kazan, makina ve cihazlar, aletler, parçaları, 3.) Demir çelik, 4.) Elektrikli makina ve cihazlar, aksam ve parçaları, 5.) Motorlu kara taşıtları, traktör, bisiklet, motosiklet ve diğer; 6.) Plastik ve plastikten mamul eşya, 7.) Eczacılık ürünleri, 8.) Organik kimyasal müstahsallar, 9.) Optik, fotoğraf, sinema, ölçü, kontrol, ayar cıhazları, tıbbi alet; 10.) Pamuk.
İşte DTM’nin 20 yıllık ithalat tablosu
2011 cari açığı 70 milyarı bulacak gibi - Alaattin AKTAŞ / DÜNYA
Cari işlemler dengesi ocaktaki 5.9 milyardan sonra şubatta da 6.1 milyar dolar açık verdi ve böylece iki aydaki açık 12.1 milyar doları buldu. “Görünen köy kılavuz istemez” misali, dış ticaret açığının belli olmasından sonra cari açığın bu düzeylere çıkacağı zaten üç aşağı beş yukarı tahmin ediliyordu.
İster iki aydaki 12.1 milyarlık açığı yıllığa tamamlayın, ister başka türlü hesaplama yapın sonuç pek değişmiyor. 2011 yılının cari açığını 70 milyar doların altına indirmek neredeyse olanaksız görünüyor.
Bu sütunlarda 6 Nisan’da yazdık. Dış ticarette 2011 yılını 230-235 milyar dolarlık ithalat ve 135 milyar dolarlık ihracatla kapatmamız sürpriz olmaz. Merkez Bankası’nın önlemleri işe yaramazsa ithalat daha da yükselebilir. Ayrıca enerji faturasındaki büyümeyi de hesaba katmak gerekir.
100 milyar dolarlık bir dış ticaret açığı, yaklaşık 70 milyar dolarlık bir cari açık demektir. Dolayısıyla, dış ticaret açığının daha da büyümesi, cari açığın 70 milyarı da aşması anlamına gelecektir.
Peki Türkiye 70 milyarlık bir cari açığı finanse edebilir mi! Etmemiş olsa, zaten bu açığı veremezdi değil mi…
“İki aydaki 12 milyar açığı finanse ettik; ama, yılın tümünde açık 60-70 milyarı bulursa bunu nasıl finanse edeceğiz” demeyi sürdüren “anlı şanlı” iktisatçılar ilk değerlendirmelerini yaptılar bile. Böyle bir değerlendirme yapan iktisat fakültesinin birinci sınıfını bile geçemez ya, neyse… Dilimizde tüy bitti; “Olmayan para harcanmaz, olmayan kaynak kullanılmaz, dolayısıyla dış ticaret açığı ya da cari açık verilmişse mutlaka bunun bir karşılığı vardır; ister nakit, ister borç, ama mutlaka karşılığı vardır” dedik. Yani, açıklar veriliyorsa, bunlar zaten finanse edilmiştir; açığı verip sonra finanse etmek gibi bir durum olamaz. Ama, hala aynı bozuk plağı döndürenler var.
Açıktan fazla döviz girdi
İki ayda verilen 12.1 milyar dolarlık açığa karşılık finans hesabından gerçekleşen giriş 7.8 milyar dolar oldu. Net hata ve noksan kaleminde de 5.5 milyar dolarlık bir büyüklük oluştu. Bu iki kalemin toplamı, cari açığı 1.2 milyar dolar aştı. 1.2 milyar dolarlık farkın 822 milyon doları Merkez Bankası rezervine eklendi, 390 milyon doları da IMF’ye yapılan ödemeden oluştu.
Yabancılar hisse senedi piyasasından çıkmayı şubatta da sürdürdü. İki ayda gerçekleşen çıkış 1.2 milyar doları buldu.
Kamu kağıtlarına ise yoğun bir ilgi var. Yabancılar, iki ayda 5 milyar dolarlık borç senedi aldılar.
Cari açığın finansman kalemleri arasında net hata ve noksan da önemli bir yer tutmaya başladı. Ocak ayı ödemeler dengesi istatistiklerinde, söz konusu aydaki net hata noksan kalemi pozitif 3.7 milyar dolar olarak yer almıştı. Şubatla birlikte ocak verisi revize edildi ve ocak ayındaki net hata noksan kaleminin büyüklüğü 2.2 milyar dolara indi.
Şubat ayındaki net hata ve noksan ise 3.3 milyar dolar olarak belirlendi. Buna göre, iki aylık net hata noksan büyüklüğü 5.5 milyar dolar oldu.
Düz mantıkla giderek, iki ayda 5.5 milyar dolar olan net hata noksanın, yılın tümünde 33 milyarı bulacağı elbette düşünülemez; hem zaten Merkez Bankası bu rakamı her ay revize ediyor. Peki, net hata ve noksanın nedeni ne; Merkez Bankası’na kulak verelim:
“Net hata yerleşikler kaynaklı”
“…Cari işlemler ile sermaye ve finans hesapları toplamı çeşitli hata ve noksanlıklardan ötürü sıfırdan farklı sonuç verdiğinden, söz konusu toplam ters işareti ile net hata ve noksan kalemine (NHN) kaydedilerek ödemeler dengesi eşitliği sağlanmaktadır.
NHN oluşmasının nedenleri şöyle özetlenebilir:
- İthalat veya ihracat için malın hareketi ile ödemenin farklı bilanço dönemlerine yansıması durumundaki zaman uyumsuzluğu.
- Gümrük işlemlerine ilişkin beyan hataları.
- Ödemeler dengesindeki çeşitli kalemlerden elde edilen gelirlerin sistem dışına (yastık altına-kasalara) çıkarılması ya da finansman sırasında sistem dışından kaynak kullanılması şeklindeki kayıt dışı işlemler.
- Turizm ve bavul ticareti gibi anketler yoluyla elde edilen bazı verilerdeki hatalar.”
Merkez Bankası’nın değerlendirmesinde, ödemeler dengesinde yer alan kamu sektörüne ilişkin kalemlerde hata beklenmediği, aynı şekilde bankacılık sektörüne ilişkin verilerin de doğru olduğunun varsayıldığı belirtiliyor. Değerlendirmede daha sonra şu görüşlere yer veriliyor:
“Bu durumda, NHN’nin oluşma nedenlerinin özel sektöre ilişkin olması beklenir. Bankaların döviz varlıklarındaki değişim ile resmi rezervlerdeki değişim ödemeler dengesinde izlenebiliyorken, bankacılık dışı sektörün döviz varlıklarındaki değişim tam olarak izlenememektedir. Dolayısıyla, bankacılık dışı özel sektörün döviz varlıklarındaki değişimin büyük ölçüde NHN’ye yansıdığı düşünülmektedir. Bu olguya dayanarak, NHN kaleminin yerleşikler kaynaklı olduğu varsayılmaktadır.”



cari acıgı kapatmak icin tayip
abi bulur parayı siz merak etmeyin
asırlardır böyle olmuştur demirel ecevit özal inönü mederes kenen evren atatürk }osmanlıda vahdetin ne kadar pütün yöneti,ciler bulmuşmuştur
nasıl diyeceksin}} alsana cevap
kardeşim memleketin para basma makinası var ya sıkıştımı basar parayı bukadar basit
ya arkadaşım ben cahil gördümde senin kadar cahilini görmedim o para basma işini çocuk oyuncağı zannediyorsun galica sen cari açığın önemini sana şöule izah edeyim çiller döneminde 7 milyar dolardı türkiye kaldıramadı krize girdi ecevit döneminde 8.5 milyar dolardı yine kaldıramadı yine krize girdi şimdiki rakamı okuyabiliyorsan durumun ne kadar ciddi olduğunu anlarsın çıkarın şu at gözlüklerinizide öyle bakım ekonomiye…
arkadaşlar cari açık denen rakamlar usd cinsindendir,eğer bahse konu basılacak para tl ise buranın konusu değil iç borç sorunudur,ha bu ülkede usd basmaya niyetlenen varsa o ayrı bir konudur,
bide kendi fikrim,cari açığı kapatmanın başka yöntemleride vardır,buda ithalat yapılan ürünleri olabildiğince bu ülkede üretmekten geçer,hem işsizliğede çözümdür,hemde içerde büyür ülke,sonucunda türk parası türkiyede geçiyor,önümüze geleni ithal edersek büyüme adına, başımıza gelecek olan budur,ama biz asıl golü,1994 te gümrük birliğine girmekle yedik,mercedes üreten 400 milyon avrupa ile domates üreten türkiye,sonuç bu,iyi pazarlık yapamadık,