“Savulun Çinliler geliyor” dönemi bitti
Ekonomik krizin küresel konjonktürü derinden etkilemesiyle Çinliler beklenenden erken geldi.
Japonya’yı geride bırakarak dünyanın en büyük ikinci ekonomisi olan Çin, bu hızla devam ederse birkaç yıla ABD’yi de geride bırakacak. Son dönemin ana gündem maddesi olan kur savaşlarının da en büyük aktörü olan Çin, sağlam ekonomik temellerinin yardımıyla bu savaştan da zaferle ayrılacak gibi görünüyor.
Gelişmiş ekonomiler bugünlerde ekonomik canlanma için her türlü politik tedbiri alma eğilimlerini sürdürürken, Çin tam tersi olarak oluşan enflasyon tehdidini önlemeye yönelik politikalar izliyor. Düşük iş gücü maliyetlerine dayanarak ucuz sanayi üretimi ve ihracata yönelik büyüme modelini uzun yıllardır uygulayan Çin’de, bu süre zarfında yerel orta sınıf da oluştu. Çin, küresel krizin etkisiyle ihracat pazarlarındaki daralmaya karşı yerli tüketime daha fazla önem vermeye başladı. Ancak enflasyon tehdidi nedeniyle faiz oranlarını artırma yoluna gitmek zorunda kaldı. Bir yandan da yuan’ın değerini düşük tutarak ihracatta avantaj sağlama politikasını sürdüren ve bu nedenle batılı ülkelerin artan tepkilerini göğüsleyen ülke, faiz artırımından önce zorunlu karşılık oranlarını artırarak hem ekonomiyi soğutup enflasyon riskine hem de batılı ülkelerin ülkeye yabancı yatırım şeklinde yüksek oranda döviz sokarak yuan’ın değerini artırma tehditlerine karşı önlem aldı. Kur savaşlarında Çin’in eli hala çok güçlü görünüyor. Batının artan Çin tehdidine karşı artık aleni bir hal alan kur ve ticaret savaşlarını başlatması Çin yönetimini şu an için politika değişikliğine zorlayacak gibi görünmüyor. Çin’in bu savaştan galip ayrılması durumunda dünyanın en büyük ekonomisi olmasının önünde pek bir engel kalmayacak. Yuan, Big Mac endeksine göre dolara karşı reel anlamda hala yüzde 40’ın üzerinde daha düşük bir değere sahip. Son günlerde yuan’da bir miktar değer artışı eğilimi görülse de bu oranda bir açığın kapanması zor görünüyor. ABD Hazine Bakanı Geithner, geçtiğimiz günlerde doların devalüe edilmeyeceğini ve yuan’daki değer artışının sürmesini beklediklerini açıklarken, Çin Ticaret Bakanlığı’ndan da ABD’nin kendi ekonomik sorunları nedeniyle Çin’i günah keçisi ilan etmemesi gerektiği şeklinde bir açıklama geldi.
Çin’in ekonomik büyümesine paralel olarak Türkiye ile Çin arasındaki ekonomik ilişkiler de hızla gelişiyor. İki ülke arasındaki ticaret hacminin 2015’e kadar 50 milyar dolara çıkarmak yönünde konan hedeflere daha kısa zamanda ulaşılacağı tahmin ediliyor. Türkiye’nin dış politikasında eksen kayması yönündeki eleştirilere dünyanın ekseninin kaydığı şeklinde verilen yanıtları bir de bu gözle değerlendirmekte fayda var. Türkiye’nin en büyük dış ticaret ortağı Almanya ile 2009’da yaklaşık 24 milyar dolarlık bir hacme ulaşılmıştı. Türk yatırımcılarının Çin’de, Çinli yatırımcıların Türkiye’deki faaliyetleri de hızla artıyor. İstanbul-Ankara arasındaki hızlı tren inşaatının da muhtemelen China Railway Construction tarafından üstelenilmesi bekleniyor.

