Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Libya İnşaat Sektörü hakkında genel bir değerlendirme
05 Ocak 2015 Pazartesi 21:33

Libya İnşaat Sektörü hakkında genel bir değerlendirme

Müteahhitlik firmalarımızın hedef pazarlarından biri olan Libya inşaat sektörü hakkında genel bir değerlendirme...

Halen sürmekte olan ekonomik durgunluk ortamında ülkemizin kamusal inşaat piyasasının her geçen gün daha fazla daralması nedeniyle yurtiçinde iş alamayan firmalarımızın yöneldiği dış pazarlar arasında Libya, halihazırda bu ülkede üstlenilen inşaat işlerinin toplam cirosunun yüksekliğinin yanısıra tarihi nedenlerle de özel bir yer işgal etmektedir. Zira, 1970’li yıllarda ülkemizdeki kronik siyasi krize paralel olarak artan ekonomik daralma ortamından bıkarak kendilerine yeni bir çıkış yolu arayan bir kaç girişimci ruhlu müteahhidimizden biri olan STFA Firmasının 1971 yılında Libya’da inşaat işleri üstlenerek atmış olduğu ilk adım, diğer müteahhitlerimizin de yolunu açmıştır. Bir anlamda Libya, yurtdışına açılmak isteyen müteahhitlerimiz için iyi bir staj merkezi hizmetini sunmuştur. Libya’daki ucuz enerji olanakları, Afrika pazarına açılan bir kapı konumunda olması ve dışa açılmayı hedefleyen yeni bir pazar oluşturması yabancı yatırımcıları asıl cezbeden unsurlardır.

Müteaahhitlerimizin yurtdışına açıldıkları ilk ülke olan Libya’nın önemi, bu ülkeye yönelik ekonomik amborganın kaldırılmasından ve uluslararası finans kuruluşları nezdinde bulunan mevduatı üzerindeki blokajın sona erdirilmesinden sonra günümüzde tekrar artmış bulunmaktadır. Libya’da turizm başta olmak üzere gelecek on yılda 30 milyar Dolarlık altyapı ağırlıklı proje gerçekleştirilmesi beklenmektedir. Sayıları 130 civarındaki müteahhit firmalarımızın bugüne kadar Libya’da üstlendikleri projelerin toplam yatırım tutarı 21 milyar Dolar civarındadır. Libya’da geçmişte iş yapan firmalarımızın çoğunluğu olumlu izlenimler bırakmışsa da maalesef az sayıda da olsa üstlendiği işleri yarım bırakıp kaçan firmalarımıza da rastlanmıştır. Son üç yılda ise Libya’da üstlenilen işlerin toplam cirosu 8 milyar Doları aşmıştır. İş hacminin bu kadar büyük olmasında 2009 yılının Eylül ayında Yeşil Devrimin (Kaddafi’nin iktidara gelişinin) 40’ıncı yılı şerefine başlatılan yatırım hamlesinin önemli rolü vardır. Ambargo çemberinden kurtulan Libya, petrol gelirlerini özellikle altyapı yatırımlarına tahsis etmektedir. Ayrıca başkent Tripoli şehrini gökdelen tarzında oteller ve iş merkezleri ile donatıp yeni bir Dubai yaratılmak istenmektedir. Halihazırda Tripoli Havaalanını inşaa etmekte olan TAV’ın yanısıra MNG,GÜRİŞ,STFA,NUROL,YENİGÜN,YAŞAR ÖZKAN,ÖZTAŞ,YÜKSEL PROJE Libya’da inşaat projeleri üstlenen müteahhitlik firmalarımız arasındadır. Ayrıca sayıları yüze yakın firmamız da Libya’da iş almak için bu ülkede aktif olarak uğraşmaktadırlar.

Müteahhitlerimizin Libya’dan geçmişten kalan alacakları olan meblağ 65 milyon Dolar civarında olup, bu sorunu tamamen çözmek için oluşturulan komite çalışmalarını sürdürmektedir. Bu rakam da, net istihkak alacağına tekabül etmeyip; asıl sorun Libya’daki vergi dairelerinin ve gümrük idarelerinin alacaklı firmalarımızdan para talep etmesinden kaynaklanmaktadır.

Libya ile Türkiye arasında bir Serbest Ticaret Anlaşması imzalanmasına yönelik çalışmalar da son aşamasına gelmiş bulunmaktadır.

Libya’da müteahhitlerimizi ilgilendiren güncel mevzuat incelendiğinde, başlıca aşağıdaki yasal düzenlemelere değinmekte fayda vardır. “Libya Arap Sosyalist Cemahiriyesinde Yabancı Şirketlerin Temsilcilik Ofisi Açmalarına İzin Verilmesi Hakkında 2006/ 89 Sayılı ve 23.02.2006 tarihli Genel Halk Komitesi Sekreterliği’nin Kararı”, Libya’da temsilcilik açabilmek için izlenmesi gereken prosedürü ve sunulması gereken belgeleri öngörmektedir. Yukarıda adı geçen Bakanlar Kurulu Kararnamesinin 3’üncü maddesine göre, Libya’da temsilcilik ofisi açmak isteyen bir inşaat firmamızın sunması gereken belgeler şunlardır: 1) Şirket Yönetim Kurulu’nun Libyada Şirketin temsilcilik ofisi (şube) açacağına dair kararı, 2) Şirketin Ana Sözleşmesi, 3) Şirket Yönetim Kurulu kararı içerisinde bir madde olarak veya alınacak ayrı bir karar ile Temsilcilik Ofisinin Müdürünün atanmış olması. ( Söz konusu Müdür, Şirketin tabi olduğu ülkenin vatandaşı olmalı veya Libya vatandaşı olmalıdır. Müdür veya Müdür Yardımcısı Libyalı olmak zorundadır.). 4) Şirketin üyesi bulunduğu Ticaret Odasından temin edilecek (Dış Ticaret Bölümünden onaylı) Ticaret Sicil Kaydı.

 

Libya’da temsilcilik ofisi açmak için istenilen yukarıda zikredilen belgelerin yeminli tercümanca yapılmış ve noter onaylı Arapça çevirilerinin de belgelerin Türkçe orijinalleri ile birlikte sunulması zorunludur. Bazı belgeler için ise Libya Konsolosluğunun onayının ve Dışişleri Bakanlığının apostilinin(tasdikinin) alınması zorunludur. Yukarıda zikredilen yasal formalitelere ilaveten yönetmelikler gibi bazı ikincil mevzuat ve idari bazı düzenlemeler ile, yabancı şirketlerin Libya’da faaliyet gösterebilmesi için ayrıca aşağıdaki prosedürlerin tamamlanması ve belgelerin sunulması da gerekmektedir:

 

  • Şirketin amacına uygun Libya’da yapacağı işin niteliğinin tahdidi, diğer bir deyişle iştigal dalının Libya’da faaliyet göstermesine izin verebilecek bir iştigal dalı olması ( ve Libya’da ticari faaliyette bulunmaması),
  • Şirketin Türkiye’de bağlı bulunduğu Ticaret Odasının Dış Ticaret Bölümünden onaylı olarak alacağı Faaliyet Belgesi,
  • 150.000 Libya Dinarından daha az olmayacak bir meblağın Libya Temsilciliği (Şubesi) için tahsis edilmesi,
  • Şirketin güncel mali (kar-zarar) durumunu gösteren Yeminli Mali Müşavir onaylı son üç yıla ait bilançolar ve Mali Müşavirin hazırladığı Mali Rapor,
  • Şirketin Türkiye’de çalışmakta olduğu bankalardan temin edeceği sözkonusu bankalar nezdinde haiz olduğu kredi limitlerini gösteren banka referans mektupları,
  • Şirketin her yıl kar-zarar hesaplarını muntazam olarak hazırlayıp bağlı bulunduğu vergi dairesine yeminli mali müşaviri vasıtasıyla bildireceğine dair taahhütname,
  • Libya’da politika işlerine karışılmayacağına dair Şirket Yönetim Kurulu’nun taahhüt yazısı
  • İsrail’i Boykot Ofisi’nin hazırlamış olduğu soru formunun doldurulup teslim edilmesi,
  • İsrail ile daha önce iş ilişkisi içinde bulunulmadığını ve bundan sonra da bulunulmayacağını taahhüt eden belge,
  • Libya’da faaliyet göstereceği alanlarda Şirketin son yedi yıldaki tecrübelerini gösteren iş bitirme belgeleri,
  • Şirketin makina parkı tabloları,
  • Şirketin teknik personel listesi,
  • Şirket yetkililerinin imza sirküleri,
  • Şirketin Libya’daki Şube Müdürünün imza sirküleri,
  • Şirketin Libya Şubesinin adresinin bildirilmesi ve Şube Müdürünün pasaport fotokopisinin sunulması,
  • Libya’da şirketin tescil veya ortaklık kurma işlemlerini yürütecek şahısa verilecek vekaletname,
  • Yabancı şirket şubesi açılması izni için hazırlanan formun doldurulup, Ekonomi ve Ticaret Bakanlığı Şirketler ve Siciller Genel Müdürlüğüne verilmesi gerekmektedir.
  • Şirket Şubesinin, Libya’da açıldığı şehrin Sanayi ve Ticaret Odasına da tescil ettirilmesi gerekmektedir (Tescil ücreti olarak 700 Libya Dinarı alınmaktadır.Cari olan resmi döviz kuruna göre 1 ABD Doları = 1.25 Libya Dinarı’dır).

Libya’da yabancı yatırım izni, Yabancı Sermaye Kurulu tarafından verilmektedir. Yabancı sermaye ile ilgili başlıca hukuki düzenlemeler; 1997 tarihli ve 5 sayılı “Yabancı Sermayenin Teşviki Kanunu” ile bu kanuna ilişkin 2002 tarihli ve 21 sayılı “İdari Düzenleme”dir. Adı geçen yasalarda açıkça belirtilmemekle birlikte Libya Hükümeti, yüzde 100 yabancı sermayeli şirketlerden ziyade Libyalılar ile yapılan ortaklıkları desteklemektedir. Libya Hükümetinin bu politikasının bir sonucu olarak Ekim 2006’da yürürlüğe konulan bir Bakanlar Kurulu Kararnamesi ile getirilen yeni düzenlemeye göre; Bakanlar Kurulu’nun büyük projelere ilişkin olarak verebileceği özel izinler haricinde Libya’da artık yabancı inşaat firmalarının genel müteahhitlik sektöründe bir iş üstlenmek amacıyla şirketlerini tek başlarına tescil (registrasyon) ettirmeleri mümkün değildir. Yürürlükteki düzenlemeye göre, Libya’da genel taahhüt sektöründe iş üstlenmek isteyen yabancı firmaların yerli kişi ve/veya firmalar ile birlikte bir anonim şirket kurmaları zorunludur.Bu şirketin hisselerinin en az yüzde 35 hissesinin Libyalı ortağa ait olması mecburidir. Noterde anonim şirket kurulması sırasında tarafların, bu şirketin kuruluş sermayesini en az 1.000.000 Libya Dinarı olarak belirlemesi ve bu meblağın en az beşte birini (200.000 Libya Dinarını) kuruluş aşamasında ödemesi, kalan kısmın ödemesinin ise tedrici olarak gelecek beş yıl içerisinde tamamlanması gerekmektedir. Bu durumda, Libya’da yerli ortakla bir anonim şirket kuracak bir müteahhidimizin, en fazla yüzde 65 hissesi karşılığı olarak başlangıçta 130.000 Libya Dinarını bu ülkeye sermaye olarak transfer etmesi gerekecektir.

Libya’nın mevcut yapım işleri ihale sisteminde ülkemizdekine benzer genel rekabetçi bir ihale uygulaması bulunmamaktadır. Halihazırda uygulamada bakanlıklar, ihale edilecek yapım işlerini, merkezi hükümet organizasyonunun haricinde özel hukuk anonim şirketi statüsünde oluşturulmuş ODAC(Kamu İdare Binalarının Geliştirilmesi Teşkilatı), HIB (Housing&Infrastructure Board), GMMRA (Great Man-Made River Project Administration), Karayolları ve Köprüler İdaresi, Demiryolları İdaresi gibi kuruluşlara havale etmektedirler. Bu kuruluşlar da sorumluluk alanlarına ait olarak portföylerinde bulunan inşaat işlerini, genellikle rekabete açık ihaleler düzenlemeksizin daha çok pazarlık usulüne benzer bir yöntemle kendisine iş almak için başvuran firmalara dağıtmaktadırlar. Bu kuruluşların Yönetim Kurulu Başkanı olarak Kaddafi’nin (Ebuzeyd Durda, Ali Duveyva gibi) eski bakanları veya yakınları atanmaktadır. Altyapı işlerinde HIB( Konut ve Altyapı İdaresi), üstyapı ve şehir peyzajı işlerinde ODAC, sulama ve enerji işlerinde GMMRA(Büyük Suni Nehir Projesi İdaresi), yol işlerinde Karayolları ve Köprüler İdaresi, demiryolu inşaatlarında Demiryolları İdaresi; kendilerine iş almak için başvuran müteahhitlerin dosyalarını incelemek ve teknik mülakat yapmak suretiyle ön yeterliliklerine karar verdikten sonra başvuran firmalara, teknik ve mali güçlerine göre üstlenmeleri için iş teklif etmektedir. Firmanın kendisine önerilen işi kabul etmesinin üzerine İdare ile sözleşme imzalanmaktadır. Daha sonra Rakaba (Sayıştay) tescili alan bu sözleşmenin uygulanabilmesi yani idarenin yer teslimini yapması ve iş avansını ödemesi için daha önce firmanın kesin teminat ve avans teminat mektuplarını idareye sunması zorunludur. Aksi takdirde tescilden itibaren belirli bir süre geçtiği halde teminat mektuplarını getiremeyen firmanın sözleşmesi idarece feshedilerek geçici teminatı hazineye gelir kaydedilir.

Yukarıda bahsedilen ilgili idarelere doğrudan başvurulması halinde, mali ve teknik açıdan yeterli görülen ve Libya kanunlarına göre oluşturulmuş yabancı ortaklı anonim şirket ile İdare inşaat sözleşmesini imzaladığı için bu durumda söz konusu şirket, genel(ana) müteahhit statüsünü haiz bulunmaktadır. Oysaki böyle yabancı ortaklı bir anonim şirket için iş almanın bir diğer yolu ise, yukarıda zikredilen idarelerin yan şirketleri statüsünde olan ve inşaat işini ilgili asıl idareden devralarak genel müteahhit sıfatıyla kendisi üstlenen Al-Nahar Company, LITCO, NESCO gibi şirketler ile taşeronluk sözleşmesi imzalamak suretiyle alt müteahhit sıfatıyla iş üstlenmektir.Ancak, kar marjlarının daha düşük olması ve istihkakları aracı yan şirketten tahsil etmede yaşanan sorunlar nedeniyle, ilgili idareden genel müteahhit sıfatıyla doğrudan iş üstlenmek daha uygun olmaktadır.

Libya’da inşaat işlerinde kar marjı, genellikle yüzde 20-25 düzeyinde gerçekleşmektedir. Mazotun ve elektriğin çok ucuz olmasının yanısıra işgücü de nisbeten daha ucuzdur. Zira asgari ücretin zaten ülkemizdekinin yarısı düzeyinde olduğu ülkede, inşaat işçileri genellikle Mısır, Çad, Sudan gibi komşu ülkelerden gelen ve sigortasız olarak aylık 100- 150 Dolar ücretlerle çalışmaya razı olan insanlar arasından kolaylıkla temin edilmektedir.

Libya’da her türlü ticari kazanç üzerinden bildirilen meblağa göre değişen en fazla yüzde 40 oranında Gelir Vergisi ve ilaveten yüzde 4 oranında Cihat Vergisi alınmaktadır

Libya’da idarelerin müteahhitlerden talep ettikleri geçici teminat mektubu tutarı proje bedelinin (sözleşme fiyatının) yüzde 0,5-1’i oranında, işi üstlenen müteahhitten istenilen kesin teminat mektubu tutarı ise yüzde 2 oranındadır. Ayrıca verilen (proje bedelinin yüzde 15’i tutarındaki) iş avansı karşılığında proje bedelinin yüzde 15’i tutarında avans teminat mektubu getirilmesi istenmektedir.

Libya vatandaşı olmayanların her türden ticaretle uğraşmaları yasak olduğu için örneğin şantiyesine lazım olan taş ve mıcırı sağlamak için bir taş ocağı açmak isteyen bir müteahhidimizin, bu ocağın ruhsatını bir Libya vatandaşı adına çıkarması gerekecektir. Bu durumda görünürde hukuken yüzde 100 hisseye bu Libya vatandaşı haiz olacağı için herhangi bir zarara uğramamak amacıyla müteahhitlerimizin, Libyalı ortakları ile muvazaa (iç) sözleşmelerini noterden yapmak suretiyle kendilerini güvenceye almalarında fayda vardır. Ayrıca sonradan zarara uğramamak için bu ülkede kendileriyle ortaklık ve aracılık (komisyon) sözleşmesi yapılacak Libyalı iş partnerlerinin başlangıçta acele etmeden itinayla seçilmesinde büyük yarar bulunmaktadır. Bu konudaki tavsiyemiz, hukuk sistemi ülkemizden çok farklı olan bu ülkede iş üstlenmek isteyen firmalarımızın, şirket kuruluşu ve sözleşmelerin aktedilmesi aşamasında hukuki yardım alarak sonradan doğması muhtemel uyuşmazlıkları daha doğmadan önlemeye çalışmalarıdır.

Doç. Dr. Tuncay T. KÖKSAL

----

Libya’daki Tobruk Hükümeti, Türk şirketlerini “Libya’dan çıkarma” kararı aldı. Libya’dan 4,5 milyar dolar alacağı olan Türk şirketlerinin, şantiyelerinde işe hazır bekleyen 7 milyar dolarlık iş makinesi ve araç gereç ise çöl ikliminde kaderine terk edilmiş durumda… 

Sorunun çözülmesi için ikili ilişkiler çerçevesinde muhtemelen hükümetimiz gerekli adımları atacaktır. Diğer yandan, hak sahibi şirketlerimizin üstlenmiş bulunduğu işlere ilişkin olarak yapılmış sözleşmeler uyarınca, imkan varsa ilgili ülke hukuku ve/veya uluslararası tahkim yoluna da gideceklerdir. Ancak, bu sürecin kolay ve çabuk geçeceğini söylemek mümkün değil.

Mücbir sebep uygulamasından yararlanılabilir mi?

Vergi Usul Kanunu’nun 13. Maddesi'nde; vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olan mücbir sebep sayılan durumlar sayıldıktan sonra, Madde'nin sonunda "gibi hallerdir" denilerek, benzeri durumların da bu kapsamda değerlendirilebilmesine olanak sağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 15. Maddesi'nde ise; mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği, bu takdirde tarh zamanaşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı belirtilmiştir. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerekmektedir. Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hâli ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkili kılınmıştır. 

Kaddafi rejiminin devrilmesi aşamasında ülke içinde ortaya çıkan ilk karışıklıklarda, Maliye Bakanlığı 01.03.2011 tarih ve 45 sıra numaralı VUK Sirküleri’yle kendisine verilen yetkiyi kullanmıştı. Bu çerçevede, Libya'da meydana gelen olaylar mücbir sebep olarak değerlendirilmiş ve bu olaylardan etkilenen mükelleflerin durumunun, Vergi Usul Kanunu’nun 13. Maddesi uyarınca mücbir sebep hali olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu açıklaması yapılmıştı.

Maliye Bakanlığı tarafından ilgili ülkede mücbir sebep halinin ortadan kalktığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığına ve Libya’daki olağanüstü politik risk sürdüğüne göre, söz konusu Sirküler’in halen geçerliliğini koruduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan,söz konusu Sirküler’in geçerliliğini koruduğuna dair Bakanlık tarafından bir açıklama yapılmasında da fayda görüyoruz.

Bu durumda, bahsi geçen olaylardan etkilenen mükelleflerin durumlarını ispat veya tevsik eden bilgi ve belgelerle etkilendikleri süreyi de belirtmek suretiyle, gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı oldukları vergi dairesine başvurmaları gerekiyor. Başvuruların incelenmesi sonucunda, mükelleflerin olaylardan vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede etkilendiklerinin anlaşılması halinde, durumları mücbir sebep kapsamında değerlendirilenler Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümlerinden faydalandırılacaktır.

Mücbir sebep uygulamasından yararlanılabilir mi?

Vergi Usul Kanunu’nun 13. Maddesi'nde; vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olan mücbir sebep sayılan durumlar sayıldıktan sonra, Madde'nin sonunda "gibi hallerdir" denilerek, benzeri durumların da bu kapsamda değerlendirilebilmesine olanak sağlanmıştır.

Aynı Kanun’un 15. Maddesi'nde ise; mücbir sebeplerden herhangi birinin bulunması halinde, bu sebep ortadan kalkıncaya kadar sürelerin işlemeyeceği, bu takdirde tarh zamanaşımının işlemeyen süreler kadar uzayacağı belirtilmiştir. Bu hükmün uygulanması için mücbir sebebin malum olması veya ilgililer tarafından ispat veya tevsik edilmesi gerekmektedir. Maliye Bakanlığı, mücbir sebep sayılan haller nedeniyle bölge, il, ilçe, mahal veya afete maruz kalanlar itibarıyla mücbir sebep hâli ilân etmeye ve bu sürede vergi ödevlerinden yerine getirilemeyecek olanları tespit etmeye yetkili kılınmıştır.

Kaddafi rejiminin devrilmesi aşamasında ülke içinde ortaya çıkan ilk karışıklıklarda, Maliye Bakanlığı 01.03.2011 tarih ve 45 sıra numaralı VUK Sirküleri’yle kendisine verilen yetkiyi kullanmıştı. Bu çerçevede, Libya'da meydana gelen olaylar mücbir sebep olarak değerlendirilmiş ve bu olaylardan etkilenen mükelleflerin durumunun, Vergi Usul Kanunu’nun 13. Maddesi uyarınca mücbir sebep hali olarak kabul edilmesinin mümkün olduğu açıklaması yapılmıştı. 

Maliye Bakanlığı tarafından ilgili ülkede mücbir sebep halinin ortadan kalktığına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadığına ve Libya’daki olağanüstü politik risk sürdüğüne göre, söz konusu Sirküler’in halen geçerliliğini koruduğunu düşünüyoruz. Diğer yandan,söz konusu Sirküler’in geçerliliğini koruduğuna dair Bakanlık tarafından bir açıklama yapılmasında da fayda görüyoruz.

Bu durumda, bahsi geçen olaylardan etkilenen mükelleflerin durumlarını ispat veya tevsik eden bilgi ve belgelerle etkilendikleri süreyi de belirtmek suretiyle, gelir veya kurumlar vergisi bakımından bağlı oldukları vergi dairesine başvurmaları gerekiyor. Başvuruların incelenmesi sonucunda, mükelleflerin olaylardan vergi ödevlerinin yerine getirilmesine engel olacak derecede etkilendiklerinin anlaşılması halinde, durumları mücbir sebep kapsamında değerlendirilenler Vergi Usul Kanunu’nun ilgili hükümlerinden faydalandırılacaktır.

Libya’dan Olan Alacaklara Şüpheli Alacak Karşılığı Ayrılabilir mi? 

Vergi Usul Kanunu’nun 323. Maddesi'ne göre; ticari kazancın elde edilmesi ve sürdürülmesiyle ilgili olmak şartıyla, dava veya icra safhasında bulunan alacaklar ile protestoya veya yazıyla bir defadan fazla istenilmesine rağmen borçlu tarafından ödenmeyen dava ve icra takibine değmeyecek derecede küçük olan alacaklar şüpheli alacak sayılmaktadır. Şüpheli sayılan alacaklar için, dönem karından olmak üzere pasifte karşılık ayrılabilir. 

Bu şekilde, satış hasılatı olarak yasal kayıtlara yansıtılmış bulunan alacakların, yasa hükmünde belirtilen şartları sağlayacak şekilde şüpheli hale gelmesi durumunda, söz konusu alacak (hasılat) tutarı üzerinden alınacak vergi tutarı, karşılık ayrılmak suretiyle durum netliğe kavuşuncaya kadar ertelenmiş oluyor. Söz konusu alacak, ileride tahsil edilirse kazanca eklenerek vergisi alınıyor. Tahsil şansı tamamen kaybolursa, değersiz hale gelerek vergisinden vazgeçilmiş oluyor. 

Şüpheli alacaklardan karşılık ayrılması konusunda, alacağın yurt içinden veya yurt dışından olmasının herhangi bir önemi yoktur. Yasa hükmünde belirtilmiş olan; bilanço usulüne göre defter tutulması, alacağın kaydedilmiş bir hasılat tutarından kaynaklanmış olması, vadesi geldiğinde ödenmemiş ve alacağın yenilenmemiş olması, teminatının bulunmuyor olması, alacağın takibi için dava veya icra safhasına geçilmiş olması halinde, yurt dışından olan alacaklar için de şüpheli alacak karşılığı ayrılabilir. Şüpheli hale gelen yurt dışı alacaklarda dava veya icra safhasına geçilmesi, çok özellikli bir konu olduğu için burada ayrıntılarına girmiyoruz, ancak bu konuda bilgi ihtiyacınız olursa bizimle temas kurabilirsiniz.

Gelelim kritik soruya ve yanıtına, Libya’da faaliyet gösteren inşaat şirketlerimiz, 4,5 milyar dolar tutarındaki alacakları için şüpheli alacak karşılığı ayırıp, karşılık giderlerini vergiye tabi kurum kazançlarından indirim konusu yapabilecekler mi? 

Yukarıda belirtilen şartların sağlanması halinde, söz konusu alacaklar şüpheli alacaklar kapsamına alınıp karşılık ayrılabilecek olmakla birlikte, ayrılan karşılık giderlerinin kurum kazancından indirilmesi mümkün değildir. KVK’nın5/3. Maddesi gereğince, karşılık giderlerinin kanunen kabul edilmeyen gider olarak değerlendirilmesi gerekir.

İş Makineleri Üzerinden Amortisman Ayrılabilecek mi?

Libya’da faaliyet gösteren inşaat şirketlerimizin şantiyelerinde 7 milyar dolarlık iş makinesi ve araç gerecinin çöl ikliminde kaderine terk edilmiş durumda olduğu söyleniyor. Peki bunların durumu ne olacak, üzerlerinden amortisman ayrılabilecek mi?

Söz konusu iktisadi kıymetlerin bir kısmı, geçici ihracat rejimi çerçevesinde, Libya’da alınan inşaat ve onarım işlerinde kullanılmak üzere ülkemizden gönderilmiştir. Bu şekilde yurt dışına gönderilen iktisadi kıymetlere ilişkin amortisman uygulaması, iktisadi kıymetin gönderildiği yıl dondurulmaktadır. Söz konusu kıymet, yurda geri getirildiğinde, amortisman uygulamasına kaldığı yerden devam edilmektedir.

Libya’daki işlerde kullanılmak üzere geçici ihracat rejimi çerçevesinde gönderilen aktife kayıtlı sabit kıymetler ile ilgili ülkede edinilmiş bulunan sabit kıymetler üzerinden, ilgili ülkedeki vergi mevzuatına uygun olarak ayrılacak amortismanlar ancak ilgili ülke uygulamaları açısından bir anlam ifade edecektir, Libya’da bulunan sabit kıymetler üzerinden ayrılacak amortisman giderleri şirketlerin kurum kazancından indirim konusu yapılamaz.

İş Makineleri Çalınmış veya Kaybolmuşsa Ne Olacak? Vergi Usul Kanunu’nun 317. Maddesi gereğince, sabit kıymetlerin fevkalade amortismana tabi tutulabilmesi için; yangın, deprem, su basması gibi afetler neticesinde değerini tamamen veya kısmen yitirmesi, yeni icatlar nedeniyle kısmen veya tamamen kullanılamaz hale gelmesi, zorunlu çalışmaya tabi tutulduğu için normalden fazla aşınma ve yıpranmaya maruz kalması gerekmektedir. Bu durumda, mükelleflerin başvurusu üzerine, ilgili Bakanlıkların görüşü alınmak suretiyle, Maliye Bakanlığı’nın belirlediği “Fevkalade ekonomik ve teknik amortisman oranları” uygulanabilmektedir. Sabit kıymetlerin çalınması veya kaybolması, yukarıda belirtilen unsurlar arasında yer almadığından, fevkalade amortisman uygulamasından yararlanılması mümkün değildir. Nitekim, Maliye Bakanlığı tarafından bu yönde verilmiş çok sayıda görüş bulunmaktadır. Keza, yargı kararları da aynı paraleldedir. Ancak dikkat edilecek olursa, yasa hükmünde sabit kıymetleri kullanılamaz hale getiren afetler tek tek sayılmamıştır; “yangın, deprem, su basması gibi afetler” denilmiştir. Maliye Bakanlığı yetkisini kullanır, Libya’daki durumu bir sosyal afet olarak değerlendirirse, bu durumda çalınan veya kaybolan makine parkına ilişkin zararların fevkalade amortisman yoluyla kurum kazancından indirim yolu açılabilir. Konuya ilişkin olarak değerlendirilmesi gereken alınacak tazminatlar, tahkim masrafları, sigorta bedelleri, değeri düşen emtia, teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden ortaya çıkabilecek zararlar vb. gibi bir hayli husus var; ancak konuyuçok da uzatmak istemiyoruz. Kaybolan veya çalınan sabit kıymetlere ilişkin KDV’lerin indirilemeyeceğini, daha önceden indirim konusu yapılmış KDV’lerinin olayın gerçekleştiği tarih esas alınarak düzeltmeye tabi tutulmaları gerekeceği, fakat bu konuda da yine Maliye Bakanlığı’nın yetkisi bulunduğunu belirtmekle yetinelim. (KPMG)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA