İnsanlar neden kendi işinin sahibi olmak ister? Bu sorunun birden çok yanıtı olabilir. İlk akla gelenler, bağımsızlık hissi, yetki kısıtlamasından dolayı daha inisiyatif sahibi olmak istediği ya da çalıştığı karşılığı maddi ya da manevi olarak alamama duygusu…
Bir adım daha öteye gidersek, kurduğu hayallerin peşinden gitme isteği, çalışırken daha ileriye gidecek olamamayı görmesi, sektörde daha iyi bir şirketin bulunmaması ve iş açısından son tatmine ulaşmış olması ya da bir iş alanında kendisinin daha başarılı olabileceğine inanmasıyla bazı kişiler kendi işlerini yapmaya yöneliyor. Ancak asıl önemlisi tabii ki büyük düşünmek, büyük düşünürken de küçük fikirlerin büyük mucizelere dönüşebileceğini ıskalamamak.
Büyük düşünürken sıradan fikirker bazen gözden kaçmıyor değil. MP3 player buna verilebilecek en iyi örneklerden biri belki de. “400 dolarlık bir MP3 player yapacağım ve satacağım” dediğinizde, bu çoğu kişiye ütopik gelmişti. Oysa Apple bu sıradan fikri aldı ve IPod olara 400 dolara sattı. Yani sıradan fikirler de büyük fikirlere dönüşebiliyor.
Artık iş fikirlerine lüçük taşların altında rastlamanız işsten bile değil. Çünkü büyük taşlar sahiplendildi ve küçük taşlara sıra geldi. Daha niş alanlara gönelmek ve onların altına bakmak gerekiyor. Yeni bir alışveriş merkezi açmak sıradan bir fikirken, iyi dekore edilmiş organik bir market açmak niş pazarlamada daha kârlı olabiliyor.
İş fikrinizin gelecek birkaç yıl içinde, nasıl gelişebileceğini veya iyileşebileceğini düşünüyor olmanız, işinizi kurarken atlamamanız gereken en büyük unsur. Yeni özellikler veya kullanım şekilleri ilave edebilecek misiniz? Sunduğunuz ürün veya hizmetler yelpazesini genişletmeniz gerekecek mi? Tesislerinizi genişletebilecek misiniz?… gibi nokta atışı sorular yaratmanız gerekiyor…