Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
İş kurmak isteyenlere düşük sermayeli iş fikirleri
01 Şubat 2015 Pazar 20:40

İş kurmak isteyenlere düşük sermayeli iş fikirleri

50 yaşına varmadan emekli olan ama içinde hâlâ çalışma azmi ve yaratıcılık bulunan her genç emekli girişimcinin yapabileceği işler. Küçük bir sermaye ile bu işleri kurabilir, emekliliğinizde de zevk alacağınız bir işi yaparak para kazanmaya devam edebilir

MALİYE Bakanı Mehmet Şimşek’in, iki yıl kadar önce “48 ila 49 yaşında emekli olunmaz” sözleriyle tetiklenen emeklilik yaşı tartışması günümüzde de devam ediyor. Hatırlayanlar bilecektir; yine o tarihlerde Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, Bakanlar Kurulu'nda “Bu ülkede hâlâ 49 yaşında emekli olanlar var, eğer 60 yaş emekliliği olsaydı, rakamlar farklı olurdu” demiş, yeni bir sosyal güvenlik reformuna ihtiyaç olduğu" mesajını vermişti. 

Bu reform kademeli olarak başlatıldı. Bugün alınan tüm önlemlere rağmen bu geçiş dönemi nedeniyle erken yaşta emeklilik devam ediyor. Bugünkü sistemde yaş şartı kadınlarda 58, erkeklerde 60. 

Emeklilik yaşı 2035’ten sonra prim gün sayısını dolduracaklar için kademeli olarak artacak, 2048’den itibaren 65 yaş sınırı itibariyle eşitlenecek. Yani kademeli geçiş nedeniyle daha onlarca yıl ülkemiz genç emekliler ülkesi olmaya devam edecek. 

Peki, genç yaşta emekli olan, verimlilik çağının zirvesindeki erkek ve kadın emekliler, sınırlı maaşlarıyla geçinebilecekler mi? Dahası deneyimlerini rafa mı kaldıracaklar?

Vergi mevzuatına uyulması kaydıyla onların ikinci bir hayata başlayıp kendi özel işlerini kurmaları bugünkü geçim koşullarında şart gibi görünüyor. 

Hatırlayacaksınız, geçmiş sayılarımızda genç emeklilerin yapabileceği işler konusunda bazı örnekler vermiştik. ‘Küçük işler’ (small business) konusunda gelişen teknolojilere paralel dünya ölçeğinde çok hızlı bir değişim var. 

Bu kez biraz daha detaya girip daha önce yaptığımız kolay nitelikli önerilerimizin sayısını çoğaltıyoruz. Amacımız, iş kuracak genç emekliler için az sermayeyle yapılabilecekleri işleri dünyadaki son trendlere göre yeniden yorumlamak.

Rakamsal verilere ve konuların teknik ayrıntılarına girmeden girişimci adaylarını hızlı düşünmeye, hatta buluşsal fikirlere alıştırmaya çalışacağız. 

Girişimcilik faaliyetlerinde kadın emeklilerin girişim dünyasına katılımını çok önemsiyoruz. Cinsiyet ayrımı yapmadan herkese uyan işleri kısa başlıklar halinde aşağıda göreceksiniz. Bunlar basit ama kazançlı işler. Riski az, getirisi fazla…

Öneriler bizden, önerdiğimiz kolay işlerin detaylarını araştırmak sizden...

1 - VİTRİN TASARIMCILIĞI
Amerikalı pazarlama uzmanlarından Michael Jenkins şöyle diyor: “Girişim faaliyeti çevresel olguları değerlendiren, kuralları belirlenmiş bir senaryoyla hayata geçirilen fırsatlar dizisidir.” 

Bu açıdan bakınca bugün çevreyi değerlendirenler şunu görüyor: Vitrin düzenlemesi yapan mağazalar artık bundan böyle kentin belli noktalarında ya da sayıları hızla artan AVM’lerde yoğunlaşacak. 

Yeni açılan mağazaların hemen hepsinde ortak bir kaygı var: Vitrin tanziminde öne geçmek ve müşteriyi kapıdan içeri davet etmek… Özenle dizayn edilmiş bir vitrin o mağazanın ya da markanın özeti gibidir her zaman. 

Az şeyle çok hayal kurmanıza neden olacak interaktif bir oluşumdan söz ediyoruz. ‘Vitrin Tasarımcılığı’ son yıllarda yıldızı parlayan mesleklerden biri. Okulunda okumaya ya da yoğun tecrübeye gerek yok. Önemli ölçüde farklı algılarınız, estetik yargı, hayal gücü ve sanatçı görüşlere odaklanmış bakış açınız varsa, iyi bir vitrin tasarımcısı olabilirsiniz. 

Önemli olan klasik eğilimlerden uzaklaşıp farklı tasarımlar icat etmek. Bunun için profesyonel eğitime ihtiyaç yok. Bazı kurslar dışında bu işin dünyada dikkate değer bir okulu da yok. 

Renklerin dilinden anlamak burada ön koşul. Vereceğiniz mesajın bir öyküsü olmalı. Vitrinini düzenleyeceğiniz mağazanın moda ve tekstil dünyasıyla ilgisi bulunmayabilir. Bugün restoranlar bile müşteri çekmek için orta hacimde vitrinler oluşturuyor, menülerini üç boyutlu gösterebiliyorlar. Tabaktaki ürünün aynen düzenlenmiş replikası teşhir ediliyor buralarda. 

Bu iş için biraz görmüş geçirmiş olmak, uç noktalarda fikir üretebilmek çok önemli. Eğer arada bir moda mecmularını karıştırıyor, internet üzerinden mağazaları gezebiliyorsanız bu iş tam da size göre. Kısa sürede kendinizi geliştirebilir, özgün tasarımlar yaratabilirsiniz. Çok kazançlı ve zevkli bir iş. Yeter ki müşteri psikolojisinin neler olabileceğini önceden keşfedin. 

Aksiyona geçmeden önce vitrin eskizini iki boyutta karakalem çalışarak mağaza yöneticisine brifing halinde anlatmanız yeterli. Üstelik bu işte yalnız da değilsiniz. Tasarım yeteneği olan veya tasarım dersleri almış gençlerle iyi bir ekip kurabilirsiniz. Danışmak, fikir alışverişinde bulunmak bu işte daima iyi sonuçlar verir. 

Kullanacağınız materyal ve objeler ise doğada, günlük yaşamda gördüğünüz şeyler olmalı. Burada yaratıcılık ve özgünlükte sınır yok. Her şey kompozisyon ve mesaj gücünüze bağlı. Tabii bir de çok özgün bir tasarımın yaratılmasına… 

2 - GONDOLBAŞI TASARIMI 
Benzer bir başka iş ise ‘Gondolbaşı Tasarımcılığı’ Buradaki sözcük Venedik’in simgesi bildiğimiz o ünlü gondolları çağrıştırmasın. Mağaza içi tasarımcılığında ‘gondolbaşı’ ifadesi bu işin jargonu olmuş bir terim. Uzunluğu, zarafeti ve çekiliği çağrıştırıyor. 
Hemen burada büyük süpermarketin içini düşünün: Örneğin rafların dışında bazı ürünleri blok halinde sergilerseniz o ürünü ‘gondolbaşı’ yapmış olursunuz. Dahası da var; yine İngilizceden doğrudan dilimize geçmiş ‘corner düzenlemesi’ de benzer bir uygulama. Köşelerin tasarımı ve özel ilgi alanlarının yaratılması işi…

Tabii tüm bunlara rafların albenisi de dâhil olmalı. Her şey bir bütünlük içinde ama farklı! Kısacası başta zincir marketler olmak üzere, büyük mağazalarda ürünleri ‘bloklama’ şekliyle bir gösteri merkezi haline getirmek bu işin özü. 

Her tasarımın kendine özel olması şart. Bir lokomotifin vagonları gibi zevksizce sıralanmış bloklar hiçbir değer ifade etmiyor, hatta o malın görsel olarak kalitesini düşürüyor. 

Bu iş ilk kez İsveç’te Ikea mağaza içi tasarımcıları tarafından profesyonel bir meslek haline dönüştürüldü. Sonra Amerika’da serpilip gelişti. Avrupa’da bile 19. yüzyıldan kalma tekniklerle hazırlanan düzenlemeler tarih oluyor şimdi. 

Burada insanları hayal kurmaya yönlendirmek en önemli süreç. Bir emekli olarak estetik yargılarınız güçlüyse sıradan bir gıda standını bile müthiş çekici hale getirebilirsiniz. İsim yaptınız mı, her yere profesyonel hizmet vermeye hazırsınız demektir. Tüm sermayeniz, farklı hayal gücünüz ve sanatsal duygularınızı konuşturmanız. Malları yığmıyor, onları konuşturuyorsunuz bir bakıma…

3 - FONKSİYONEL STANT ÜRETİMİ 
Stant denilen satış tezgâhları ve sergi yerleri geniş bir anlama sahip. Örneğin Tat Paneli Standı deyince hemen akla basit dolap görünümlü plastik ya da ahşap sehpalar geliyor. Oysa stant tasarımcılığı sanatçı olmayı gerektiren başlı başına bir uğraş. Çünkü stant (ya da stand) aynı zamanda işlevsel bir reklam materyali. En basitinden üzerinde ‘tat paneli’ için sucuk, peynir vb. bulunduran standart basit bir düzenek değil. Tüketiciyi çekmeli ve ona amaçlanan mesajı önce görsel olarak vermeli. 

Çok fonksiyonlu stantlar ise aynı zamanda mağaza içi enformasyon unsuru. Şimdi modern stantlar onlarca birleşimden oluşan küçük bir adacıktan, çok katlı ürün sergisine kadar çeşitlenme gösteriyor. 

Örneğin fuarların teşhir alanları da markaya veya ürüne göre bir stant aslında. Eğer eliniz tasarım oluşturabilecek çizgileri yaratabiliyorsa, illa marangoz ya da metal ustası olmanıza gerek yok. Çizin, planlayın, tasarlayın yeter! Zaten en ufağından en genişine kadar stant deyince akla sadece ahşap gelmiyor artık. Pleksiglas, kromaj çelikler, camlar, poliüretan plastikler ve doğal materyaller sizin oyun alanınız içindeki hammaddeler. Buna ışık ve renk gösterilerini de eklerseniz üretim faaliyeti başlı başına bir sanat işine dönüşüyor. 

Kırkından sonra sil baştan tasarımcı olunur mu hiç derseniz, yanılırsınız. Amerika da bu işin okulları bile var. Stant ve sergi tasarım okullarına gidenler 40 yaş üstü her daim genç kalan insanlar. Aralarında kadın girişimciler hemen dikkat çekiyor. 
Kısacası bu işin yaşı ve cinsiyeti yok. Hayal edin ve onlarca kişiye özgü model yaratın. İster standart, ister özel üretim, tercih hakkı tamamen sizde. Tabii her tasarımın tescilini yaptırarak ve onları biraz da fantastik isimlerle markalaştırarak…

Girişimciliğin klasik bir tarifi de başkalarının görmediğini görebilme becerisidir malum. Başkalarının görmediğini görebilmek ise biraz deneyimli olmayı gerektiriyor. 
Böyle bir olgunluk araştırmacı insanlara özgü bir şey. Kimi zaman insan davranışları, kimi zaman da bir ihtiyacın keşfi. Hatta ihtiyacı bizzat var etmek de var işin içinde.

Stant işi ürüne göre şekillenen incelikli bir iş. Unutmayın dolap, masa ya da raf üretmiyorsunuz. İşin içinde resim sanatı, ışık oyunları, renklerle anlatım ve özgün çizimler var. 

4 - ELEKTROMANYETİK TEMİZLEYİCİ
Birkaç kez yazdık. Henüz bu işi için yatırım yapılmadığı kanısındayız. Gözlem, iş geliştirme ve yeni bir işe başlamak için sihirli bir sözcüktür her zaman. Sıradan bir iş ileride farklı bir gelir kapısı olabilir sizin için. 

Geçmişte elektromanyetik alanların sağlık üzerindeki etkileri üzerinde çok durmuştuk. Elektromanyetik kirlilik yüksek gerilim ağları, cep telefonları, mobil cihazlar, televizyonlar, mikrodalga fırınlar, elektrikli ısıtıcılar gibi onlarca kaynaktan yayılan dalgalardan oluşuyor. 

İnsan sağlığına ciddi etkileri var. Özellikle ofis çalışanlarında bu risk çok daha fazla. Dahası, elektromanyetik alanlar evleri de tehdit ediyor son yıllarda. Elektromanyetik alanların etkisi altında olan mekânları saptayan çok hassas mobil aletler var şimdi. Diyelim ki birileri ev alacak ya da bir ofis kiralamayı düşünüyor. Etrafta görünmeyen bazı elektromanyetik dalgalar hem sağlığı hem de çok duyarlı bazı aletleri etkileyebilir. 

İşte bu gerçeği gözlemleyen yapımcı firmalar son yıllarda çok hassas ölçümler yapabilen elektromanyetik detektörler geliştirdi. Amerika bu konuda başı çekiyor. Fiyatları hayli ucuz. Frekans hassasiyetine göre çeşitli tipleri var bu aletlerin. 

Bunu çok özel bir hizmet haline getirmek, ofis ve evlerde ölçümler yapmak mümkün. Emekliler için yeni bir iş kapısı olabilecek bir girişim konusu. Elektromanyetik alan detektörlerini internet üzerinden araştırarak bulabilirsiniz. Önemli olan bunu bir hizmet girişimi haline getirmek… 

Makul bir ücret karşılığında, emlakçılara, ev, ofis sahibi olmak isteyenlere, okullara, alışveriş merkezlerine hizmet vermeniz sizi bu işte öncü yapabilir. Örnek mi? Kontrol ettiğiniz yeni bir sitenin elektromanyetik alan kirliliği yok denecek kadar az. İşte sizin sayenizde öne çıkarılabilecek değişik bir pazarlama taktiği satıcı firma için. 

5 - FARKLI GRİSİNİLER ÜRETİN
Grisini (grissini) oldukça lezzetli, diyetle özdeşleşmiş doyurucu çubuklar. “Gıda işi her zaman kazandırır” diyen genç emekliler için yaratıcı bir iş fırsatı olabilir. Bu işi yapanların çoğu sadesi kepeklisiyle yeni çeşitler geliştiremedi. Simit kültüründen ilham alam susamlısı ayrıcalıklı bir konuma gelse de meraklıları için önemli beklentiler var. Örneğin anasonlu, baharatlı grisiniler. Sütlü kakaolu, fındıklı, hatta çikolata kaplı olanlar… Onlarca yeni çeşit üretmek mümkün. Yeter ki bir marka yaratma hevesi içinde olun. 

Çeşitli tipte grisiniler üretmek için devasa yatırım bütçeleri gerekmiyor. Mütevazı bir sermayeyle işe koyulup piyasanın dikkatini çekmek mümkün. Yeter ki çeşitlerinizi ambalajların güzelliği yansıtabilin. Türkiye’de grisini ve galeta üretim makineleri yapan konusunda uzmanlaşmış firmalar var. Araştırın göreceksiniz. Riskiniz bu iş kolunda gıda endüstrisinin geneline göre çok daha az. 

Ürün ‘dehidrate’ (suyu alınmış / kurutulmuş) olduğundan son kullanma tarihleri nispeten uzun. Bayatlama riski de neredeyse yok. Ufak bir imalathane, hijyen kurallarına dikkat ettiğiniz sürece işinizi görür. 

Sert ve yumuşak buğday hamurlarını karıştırarak daha kıvamlı grisiniler elde edebilirsiniz. Son trend ise kurutulmuş meyve parçacıkları içeren dekoratif görünümlü grisiniler. Üstelik peyniraltı suyuyla (uluslararası ifadesiyle ‘whey’ de deniyor) zengin proteinli çeşitler yaratmanız da mümkün. 

Hem doyurucu hem besleyici… Klasik grisini kalıplarının dışına çıkabilir, yeni boylar yaratarak farklılık odaklı bir strateji izleyebilirsiniz. Bizim kodeks izin veriyor mu bilmiyoruz ama yağı azaltılmış tahinli çeşitleri de ürün gamına katmakta yarar var. 

6 - ORGANİK KOZMETİKLER
Organik kozmetik diye bir tanıma rastladınız mı? Organik kozmetik ya da yardımcı sağlık ürünü olabilir mi? Diş macunlarında bile doğal olana ayrı bir sempati var bugün. Kozmetik ve sağlık ürünleri içinde sentetik olanlardan uzaklaşıp, doğal hammaddelere yönelmek şimdi moda. Hatta doğal maddelerin organik olanlarını tercih edenler işe 1–0 önde başlıyor. 

Düşünsenize, sertifikalı yetiştirilmiş bitkilerden ya da yabani otlardan kozmetik üretimi… ‘İyi Üretim Teknikleri’ne uygun laboratuvar gibi bir imalathane kurabilirseniz Anadolu’ya özel ıtırlı bitkilerden yepyeni kozmetik ürünleri üretebilirsiniz. 

Bu ürünlerin en başında tıraş losyonları ve kremler var. Mesela yün yağı olarak bilinen ‘lanolin’ en pahalı kozmetik kremlerin formülüne giren bir hammadde. Koyun yününden elde ediliyor. Kekik ve nane çeşitlerinin endemik olanları var Anadolu’da. En iyi kekiklerin yetiştiği yer ise Antalya’nın Aksu ilçeleri ve Isparta’nın Sütçüler kazası. Buradan elde edilecek kekiklerin yağıyla harikalar yaratabilirsiniz. 

Ürünlerin satışı kolay. Başlangıçta ihraç amaçlı değil ama doğrudan satış (kapıdan kapıya satış) metodu kozmetik dünyasında her zaman tercih edilen bir yöntemdir. 
Şimdi sosyal medya da yardımcınız olabilir ama kozmetik ürünlerini önce doğrudan satış yoluyla tanıtılabilir, ilgi yoğunlaşması sağlayabilirsiniz. Özellikle emekli hanımlar hem üretim hem de satış aşamasında rol alabilirler. Tabii girişimci patronların da birer gözlemci emekli olması şartıyla… 

7 - MERMERİN 101 ÇEŞİDİ!
Her girişimci yeni fikirlerin doğacağı ortamı kendi yaratır. Hele de bu tecrübesini konuşturan bir genç emekli olursa! 

İşe önce emekli olduğunuz iş alanını ya da çevrenizdeki tüketici eğilimlerini analiz ederek başlayın. Kim neyi talep ediyor; kimler hangi ürünlere ilgi gösterdi, gösteriyor. Geçmişte yaptığınız iş bir üretim faaliyeti ise şansınız çok daha fazla. İşi emeklilik nedeniyle bırakmış olabilirsiniz. Farkında olamayabilirsiniz ama şimdi yaptığınız işe bir de dışarıdan bakın. Kim bilir ne kadar farklı düşünceler içine gireceksiniz. 

Rutinin dışına çıkanların gözlemleri daha keskin olur. Örneğin mermercilik… Mermer endüstrisi klasik üretim çeşitlerinin hızla dışına çıkıyor son yıllarda. Mozaik yer döşemelerinden, mermer objelere kadar onlarca buluşsal yenilik var. 

Peki, daha başka neler yapılabilir bu alanda? Uç noktalarda gezinmekten korkmayın. Mermer sadece mimari bir öğe değil artık. Örneğin bugün en pahalı bazı kozmetik ambalajlarının mermerden yapılması size çok şaşırtıcı gelebilir. Amaç çok değerli bir ürüne ambalaj olmak ve tüketicilerin bilinçaltında kalıcı izler bırakmak! 

Dahası da var: Yakında mermer (mermerit değil) resim çerçeveleri, mermer bahçe bankoları, mermer kapı pervazları, mermer bastonlar, musluklar, mutfak ocakları ve mermer takılar görebiliriz.

Tabii, takı deyince tespih de giriyor işin içine. İşlenmiş mermerler aslında birer yarı değerli taş. Modern mimaride mermer parke taşıyla sıra dışı yollar, gezinti alanları yaratmak bile var. Önemli olan eldeki zenginliğe farklı bir gözle bakabilmekte. 

Genç emekliler sadece proje üreterek işin alışılmamış yollarını keşfedip patent sahibi olabilirler. Çünkü Türkiye dünyanın sayılı mermer yataklarına sahip ender ülkelerden biri.  “Yükte hafif pahada ağır” lafı yerine plastiğin çevreci olmadığı anlaşılınca şimdi yükte de pahada da ağır ürünler öne geçiyor, unutmayın!

8 - CAM ÜFLEME VE VİTRAY
Her girişimci yeni fikirlerin doğacağı ortamı kendi yaratır!” Bu söz cam sanatı için söylenmiştir sanki. Yine emeklilerin sanatçı ruhuna hitap eden bir meslekten bahsediyoruz. Hem hobi hem de kazanç. 

Bugün İstanbul Beykoz’da yoğunlaşan cam işlikleri bu işin başlıca merkezi. Hatta yabancı sanatçıların sık gelip ders verdiği, kısaca ‘Cam Ocağı’ adıyla anılan, yalnız İstanbul’a değil, Türkiye’ye mal olmuş harika bir okul var orada. Her yaştan öğrenci kabul eden okulun müdavimleri arasında genç emekliler de dikkat çekiyor. 

Günümüzde klasik mimarinin yanı sıra, modern mimaride vitray uygulamaları önemli yer tutuyor. Bilhassa ibadethaneler, restoranlar, toplu taşıma alanları, istasyonlar, fuarlar, müzeler bu işin en fazla uygulandığı yerler. 

Modern vitraylarda artık kurşun kullanılmıyor. Sağlığa zararı olmayan bir meslek vitray üretimi. Cam üflemeciliği ise yüksek ısı altında erimiş cam materyaline şekil verme işlemi. Yaratıcılığa, özgünlüğe açık bir iş. Eserlerin pazarı çok geniş. Her cam üfleyicisi aslında başlı başına bir sanatçı. 

Bu konularda uzmanlaşanlar cam duvar panoları ve süs objeleri de üretiyorlar. Her yıl başta İtalya olmak üzere fuarlar kuruluyor, ödüller veriliyor. Bu işin ilginç örneklerini yalnız mağazalarda, fuarlarda, binalarda değil, İstanbul Metrosu’nun ışıltılı istasyonlarında bile görmeniz mümkün. 

Eskiden odun ateşinde cam boncuk üretmek için yapılmış ocaklar yerine şimdi modern ergitme sistemleri var. Yatırım çok büyük değil. Önce tek bir konuda uzmanlaşıp, işinizi geliştirdikçe çeşit arttırmanız size ikinci bir meslek kazandırabilir. 

Para Dergisi / Nur Demirok

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA