Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04

Sevgi Boz / Kişisel Gelişim ve Yaşam Koçu

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Sevgi Boz / Kişisel Gelişim ve Yaşam Koçu

İçimizdeki Sabotajı

10 Ağustos 2015 Pazartesi 12:29

İçimizdeki Sabotajcı

 “Bugünün düşünceleri yarını yaratır”, bu söz o kadar doğru ki. Hayatım da kaç kez bunun doğruluğuna şahit oldum. Bugün ne düşündüysem yarın onu yaşadım. Bir düşünün bakalım siz kaç kere aynı durumu yaşadınız. Hayatımızı düşüncelerimiz, duygularımız ve davranışlarımız ile şekillendiriyoruz. Bugün her ne yaptık ise, her ne düşündük ise hooop yarına bir başlangıç yaptık. Bu ister pozitif ister negatif duygu ve düşünceler olsun hiç fark etmiyor. Her bir düşüncemiz yarını şekillendiriyor. Gece uykuya dalmadan önce düşündüğümüz, hissettiğimiz her faktör sabah nasıl kalkacağımızı belirliyor. Bir akşam önceden çok keyifli bir akşam yada gün geçirmenin huzuru ile uykuya daldığımızda, ertesi sabah aynı keyif ve mutlulukla uyanırız. Uykuya dalmadan önce huzursuz ve umutsuz duygularla kaplanmışsak, ertesi sabah katlığımızda da aynı duygular içersinde oluruz ve yine bir önceki günün olumsuzlukları ile günümüzü şekillendirmiş oluruz. Peki bu düşünceleri nasıl değiştire biliriz? İşte asıl problem orada, okuduğumuz onca kitap, edindiğimiz onca bilgi var, her şey tam, her şey süper fakat uygulamaya geçtiğimiz an olmuyor, tökezliyoruz. Neden? Kendimize mi inanmıyoruz, kendimize mi güvenmiyoruz, sorun nerede? Sorun evet bizde, içimizde, iç dünyamızda, düşüncelerimiz ve duygularımızda.  Kendimiz ile o kadar büyük savaş içindeyiz ki, sürekli kendimizi düşüncelerimiz ile dövüyor, incitiyor ve kendimizi değersiz hissetmemize sebep oluyoruz, kendi kendimizi sabote ediyoruz. Böyle olduğunda da yansıttığımız enerji hayatımıza, çevremize, ilişkilerimize yansıyor ve yavaş yavaş yaşamaktan keyif almamaya başlıyoruz. Bizimle içimizde kavga eden, savaşan sabotajcımız egomuz ( Benliğimiz). Bunu kötü anlamda yapmak istemiyor, aslında tek amacı bizi yani kendimizi korumak. Bu sabotajımızın gelişmesinde en büyük rol bebekliğimizden itibaren almış ve öğrenmiş olduğumuz davranış kalıplarıdır. Bunlar ister aile, isterse çevresel ya da kültürel, sosyal etkiler olsun fark etmez. Yaşadığımız her alanda benliğimiz dış etkenler den aldığı sinyallerden kendine kalıplar oluşturmaya başlıyor bilinçaltımız ve zamanla içsel benliğimizi ( iç sesimizi) duymamaya başlıyoruz. İç sesimiz gittikçe sessizleşiyor. Oysa iç sesimiz bizim kim olduğumuzu, neler yapa bileceğimizi, neler başara bileceğimizi o kadar iyi biliyor ki. Bir tarafımız bizi sürekli yüreklendirirken diğer tarafımız (Egomuz) bizi sürekli geri çekmeye çalışıyor. Yapamazsın, edemezsin, sen başaramazsın diye bir de utanmadan içimize kaygı ve korku tohumları atmaya başlıyor. İyi de kardeşim benim her atacağım adımda bana neden engel olursun? Burada yapmamız gereken şey,  Egomuzu küçük bir çocuk gibi dinleyip onun artık bu sözlerle sizi korkutamayacağını, artık durum ve olayların değiştiğini, sizin hayata karşı daha tecrübeli olduğunuzu anlatmak ve onun dinlemeyeceğinizi ona ifade etmekten başlıyor. Egonuzu ikna etmeniz. Sabotajımızı küçük yaramaz bir çocuk gibi ele aldığımızda onunla nasıl başa çıka bileceğimizi de öğreniriz. Onu her ikna ettiğimizde iç sesimizi biraz daha yüksek sesle duymaya başlarız.  Tabii bu çalışmayı sabırla sürdürmemiz gerekiyor. Alışkanlıklarımızdan vazgeçmemiz kolay olmuyor. Sabırla bizi sabote etmeye çalışan düşünlerimizi yok saymadan kendi içimizde onunla konuşun onu ikna edin. Gerekirse sakin bir ortama çekilin, gözlerinizi kapatın karşınıza küçüklük halinizi çocukluğunuzu  getirin ve bu küçük çocukla konuşun o küçük çocuk sizin bugünkü Egonuzu oluşturan haliniz. Siz onunla ne kadar çok sevgiyle konuşur onu ne kadar çok ikna ederseniz o çocuk sizi sabote  etmekten yavaş yavaş vazgeçecektir. İçinizdeki çocuğun sevgiye ihtiyacı var, kendimizi o kadar unuttuk ki. Büyüdük ve  kendimizi sevmeyi unuttuk, dolayısıyla içimizdeki o sevgi dolu çocuk hırçınlaşmaya başladı seni yani kendini korumaya almaya çalışıyor ve tahmin etmediğimiz bir şekilde sabotajımız oluyor. O sizi sabote etmekten vazgeçtikçe sizde kaygılarınızdan ve korkularınızdan kurtulacaksınız. Bir o kadar kendinize olan inancınız ve güveniniz artacak, bakış açınız değişecektir. İçiniz sevgiyle coşmaya başlayacak, en önemlisi de ışığınızı bulacaksınız. Sevgi Işığını.

Sevgiyle Kalın

Sevgi Boz

Kişisel Gelişim ve Yaşam Koçu

Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA