Kendi işini kurmak isteyen girişimcilerin risk oranını en aza indiren franchising sisteminin yıldızı, krizle birlikte yeniden parladı. Sıfırdan bir marka yaratarak pazarda tutunma çabasına girmekten kaçınan pek çok girişimci için, güven kazanmış markaların isim haklarını almak, en büyük iş fırsatlarından biri oldu. 2008’in Ekim ayından bu yana, franchise alanların sayısı, 15 kat artış gösterdi. Ayda yaklaşık 1.000 kişinin, markaların franchise’ını almak için başvurduğunu açıklayan Türkiye Franchise Derneği (UFRAD) Başkanı Dr. Mustafa Aydın; ”Krizden önce franchise için başvuran kişi sayısı, ayda 300-400’ü geçmiyordu. UFRAD’a üye olan girişimci sayısında da yüzde 50 artış gözlemliyoruz. Girişimciler, giriş bedelinin yanı sıra, isim hakkı alınan markaya göre, her yıl cirolarından yüzde 1 ile 10 arasında bir payı ödüyor. Böylece lojistik, finans, reklam, tanıtım, standardizasyon gibi giderler konusunda da ana şirketten destek alınıyor“ diye konuştu.
Franchising sektörünün Türkiye’de 35 milyar dolarlık bir iş hacmi yarattığını belirten Aydın, bugün 850’si yerli, 250’si yabancı marka olmak üzere, 1.100 adet franchise veren şirket bulunduğunu söyledi. Bu alanda gelen taleplerin, gıda başta olmak üzere, eğitim ve tekstil alanlarında yoğunlaştığını kaydeden Aydın; ”Gıdada hamburger, tavuk, sandviç gibi fast food mağazalarının yanı sıra, çiğköfte, kumpir, mısır satan markalar da gözde. Eğitim de öne çıkan alanlardan biri. Bugün Türkiye’de 5.000’in üzerinde franchise dershane var“ dedi. Aydın, 5 yıl içinde sektörde iş hacminin 70 milyar dolara ulaşacağını sözlerine ekledi.