‘Euronun sonu mu geliyor’ tartışmaları alevlendi

‘Euronun sonu mu geliyor’ tartışmaları alevlendi

11 Kasım 2011

Yunanistan krizinin ardından, İtalya ekonomisinde yaşanan zorluklar, euronun sonunun gelmiş olabileceği yönünde tartışmaları gündeme getirmeye başladı.

Avrupa’daki ekonomik kriz, siyasi krize dönüşünce euro ekim başında gördüğü 1.42 dolar seviyesinin üzerinden 1.35′in altına kadar indi. Analistler, krizin devam etmesi halinde paritenin 1.30′a kadar gerileyeceğini tahmin ediyor. Uzun vadede ise asıl tartışma paritenin neredeye gideceği değil, euronun ayakta kalmayı başarıp başaramayacağı.

Nobel ödüllü ekonomist Joseph Stiglitz “En iyi çözüm, Almanya’nın euroyu terk etmesi” derken; 2008 krizini ilk öngören ekonomist Nouriel Roubini, Yunanistan’ın eurodan çıkması gerektiğini savunuyor. Jacques Sapir gibi çok sayıda ekonomist ise, euronun önümüzdeki aylarda ortadan kalkacağını dile getiriyorlar.

Tüm ekonomistlerin hem fikir olduğu konu, bir para birliğinin. bölgesel vergi transferi olmadıkça yaşayamayacağı. Avrupa için yapılması gereken sanayileşmemiş güney bölgelerini desteklemek. Oysa dış borçların artmasındaki en önemli unsur da, euronun yaratılması ile hızlanan bu sürecin ta kendisi oldu. Dolayısıyla Almanlar bu yönde devam etmek istemiyorlar. Asıl sorun da bu noktada başlıyor. Peki, Euro yap-bozu nasıl şekillenecek ve bu yeni oluşum ne gibi sonuçlara yol açacak?

Fransız Le Capital dergisinde yer alan “Euronun sonu, kullanma kılavuzu” başlıklı dosyada, euro bölgesine yönelik beş senaryoya dikkat çekiliyor:

1. Yunanistan eurodan çıkar; drahmi’ye geri döner

Alman ekonomistlerin gündeme getirdiği bu senaryo, kısır döngüne dönüşen Yunanistan sorununu ortadan kaldırmayı hedefliyor. Bu senaryonun en büyük destekçilerinden biride, 2008 krizini ilk öngören ABD’li ekonomist Nouriel Roubini.

Senaryonun savunucuları şu görüşü öne sürüyor: Yunanistan borcunun bir bölümünü yeniden yapılandırabilse bile, şirketlerin rekabet gücünü oluşturmadan, ekonomik büyümemümkün olamayacak. Ekonomik büyüme için de maaşların düşürülmesi, paranın devalüe edilmesi şart. Ancak bu sayede ihracat, ekonomik aktivite ve istihdam artar. Fakat bukararın bedeli de oldukça pahalıya patlar. Öncelikle drahmiye geri dönüş, ki kimseyasal olarak Yunanistan’ı bu karara zorlayamaz, devletin ve bankaların euro cinsindenborcunun iyice yükselmesine yol açar. Kimse, Yunanistan’a kredi vermeye yanaşmaz. Sermayenin yurtdışına kaçmasını engellemek için, sınırların kapatılması gerekir. İthal malların fiyatlarındaki patlama, yüksek enflasyona yol açar. Bu arada, cevap verilmesi gereken önemli bir soru da, Yunanistan’ın ihracatını ne şekilde artacağı;çünkü Yunan sanayi yok denecek kadar az.

Sonuç olarak Yunanistan’ın eurodan çıkması, GSMH’sinin yüzde 50′sine varan zarara yolaçar. Oysa, Almanya Euro Bölgesi’nden çıkarsa, Yunanistan açısından euro yarıya ucuzlar. İşte ikinci senaryo.

2. Yunanistan’a yardım etmekten yorulan Almanya, eurodan çıkar

Bir süredir Avrupa finans piyasalarında, “Alman Merkez Bankası yeniden mark basmayahazırlanıyor” yönünde söylentiler mevcut. Her ne kadar şu an için böyle bir durumolmasa da, dünyaca ünlü ekonomist Joseph Stiglitz’e göre, krizden çıkmanın en iyiyolu, Almanya’nın Euro Bölgesi’ni terk etmesi olacak. Bu sayede, güney ülkeleri eurokullanmaya devam edebilecekler ve borçlarını daha normal seviyelerde tutabilecekler.Stiglitz’e göre, Almanya’nın euro bölgesinden ayrılıp kendi para birimini kullanmayabaşlamasıyla, Alman markı yatırımcılar için güvenli liman konumuna gelecek ve eurokarşısında en az yüzde 30 değer kazanacak.Bunun sonucunda Almanya’da üretilenmallar da değer kazanacak; ithalatının yüzde 60′ını Almanya’dan gerçekleştiren ABülkeleri, Almanya’ya karşı korumacı politikalara yönelecekler; Almanya siyasi olarak,diğer AB ülkelerine uzaklaşacak. Uzmanlara göre Angela Merkel böylesi bir senaryoyugöze almaz. Alsa bile, diğer Kuzey ülkeleri de onu takip eder. Böylece euro bölgesiikiye bölünür. Bu da üçüncü senaryo.

3. Euro bölgesi ikiye bölünür; Kuzey ve güneyde ayrı para birimi kullanılır

Eğer Almanya euroyu terk etme kararı alırsa, büyük bir ihtimalle bunu kuzey ülkeleriile birlikte ve güney ülkeleri ile işbirliği içinde gerçekleştirir. Böyle bir bölünmedurumunda, daha kırılgan ülkeler euro kullanmaya devam ederler ve borç altındaezilmezler. Almanya, Hollanda, Finlandiya ve Belçika gibi kamu açığı GSMH’nin yüzde3′ünü geçmeyen ülkeler ise “euromark” kullanmaya başlarlar. Bazı ekonomistler, ortavadede en uygulanabilir senaryonun bu olduğu ifade ederken, diğerleri ikiye bölünmesenaryosuna Fransa yüzünden endişeli bakıyorlar. Çünkü, ikiye bölünme durumunda,Fransa, GSMH’nin yüzde 5.7′sine ulaşan kamu açığı yüzünden güney grubuna girecek vetabii ki bu grubun en güçlü ülkesi olacak. Fakat Paris bu durumu ne kadar süre kabuleder, bilinmez. Bir diğer sorun ise, iki para birimi arasındaki dengenin ne şekildebelirleneceği. Ekonomistler, Avrupalı liderlerin bu konuda bir anlaşmayavarabileceklerini pek düşünmüyorlar. İşbirliği kurulamadığında ise, güney eurosukuzey karşısında yüzde 30 ile 40 oranında değer kaybedebilir. Bu durumda, Fransa,euroyu terk edip, eski para birimi franka döner. İtalya ve İspanya da hiç geçkalmadan Fransa’yı takip ederler.Ve bu senaryo, Euro Bölgesi’nin tamamen yok olmasıile sonuçlanır.

4. Euro bölgesi Yunanistan’ın çıkışına dayanamaz; yok olur

Ekonomistlerin bir çoğu şu görüşü savunuyor: Eğer Yunanistan eurodan çıkarsa, aynısalgın güneydeki komşularını da etkiler. Diğer AB ülkeleri, zor durumdaki üyelerikurtarmaya çalışırlar. Oysa, Yunanistan’ın yaklaşık 90 milyar euroluk borcunu ancakkarşılayabilen bu ekonomilerin, 265 milyar euro borcuyla İspanya yada 300 milyar euroborcuyla İtalya’yı kurtarmaları çok mümkün değil. En fazla endişe edilen durum ise,zincirleme bir reaksiyon sonunda, hiçbir müzakere imkanı kalmadan, her şeyin yerlebir olma olasılığı. Ekonomistlere göre böyle bir durumda, ulusal paralar hemendevreye girer; fakat güçlü Alman markı karşısında, Fransız frangı yüzde 30; Yunandrahmisi ise yüzde 70′e varan değer kaybı yaşar. Bu da yatırımcılarda ciddi bir panikyaşanmasına neden olur. Kimsenin borç vermek istemeyeceği güney ülkelerinde, finanssistemi kısa bir süre içinde felce uğrar. Kredi musluğunun kapanması, çok sayıdaşirketin de kapısına kilit vurmasına yol açar. İşsizlik oranı hızla yükselir. SonuçtaAvrupa korkunç bir resesyon sürecine girer.

5. Yeni bir euro yaratılır; çok daha katı kurallar uygulanır

Geriye kalan en radikal senaryo ise, özellikle Alman ekonomistlerin gündemegetirdikleri bir senaryo: Yeni bir euro yaratmak ve kamu finansmanı alanında ülkelereçok daha katı kurallar uygulamak. Alman DekaBank Baş Ekonomisti Ulrich Kater, “Buşartları kabul edenler, tek para birimine dahil olurlar; diğerleri ise dışarıdakalır” diyor.

Her ne kadar bu senaryo kimseyi kızdırmasa da, şu soruyu gündeme getiriyor: Bugününkurallarına bile uyamayan güney ülkeleri, yarının daha katı kurallarına nasıl uyumsağlayacaklar?

Ekonomistler ve siyasiler de karamsar

Merkel, Euro Bölgesi’nin küçülmesini değerlendiriyor

Alman ve Fransız yetkililer, Euro Bölgesi’nin daha entegre ve daha küçük bir halegetirilmesini de içeren radikal bir değişiklik planını görüşüyüor. Kaynaklar,”Fransa ve Almanya, bu konuda son aylarda, tüm seviyelerde yoğun konsültasyonlarda bulunuyorlar. Bu konuda çok ihtiyatlı ilerlenmeli, ancak gerçek şu ki Euro Bölgesi kulübünün parçası olmak istemeyenlerin ve olamayacakların listesi belirlenmeli” ifadelerini kullanıyorlar. Fransa Cumhurbaşkanı Nicloas Sarkozy, salı günü Strasbourg’da yaptığı bir konuşmada iki hızla bir Euro Bölgesi’nin gelecekte işlev göremez olacağını söyleyerek fikrine dair biraz ipucu vermişti. Almanya Başbakanı Angela Merkel de, önceki günkü açıklamasında, dünyanın geri kalanında neler olduğuna bakmaksızın yeni bir Avrupa oluşturulması gerektiğini söylemişti. Paris, Berlin veBrüksel´deki yetkililer arasındaki görüşmeler, bir yada daha fazla ülkenin eurodan çıkması ve çekirdek grubun daha derin ekonomik entegrasyon, vergi ve mali politika için bastırması olasılığını gündeme getirdi. Yetkililerin verdiği bilgiye göre değişiklikler sadece fikir aşamasında görüşüldü, operasyonel ya da teknik görüşmeler olmadı. Fransa Maliye Bakanlığı’ndan bir yetikli ise Euro Bölgesi’nin daraltılması yönünde bir proje olduğu haberlerini reddetti.

Roubini: İtalya’nın Euro Bölgesi’nde günleri sayılı

Ekonomist Nouriel Roubini’yeye göre İtalya için sadece bir seçenek kaldı. İtalya’nın kurtarılmak için çok büyük bir ekonomi olduğunu ifade eden Roubini, Avrupa Merkez Bankası’nın hükümetler için başvurulacak son kreditör olmasını AB anlaşmaları ile engellendiğini, EFSF’nin özel bir araç kullanılarak büyütülmesi planının ‘uçamayan hindi‘ olduğunu belirterek, “İtalya için tek seçenek borç yeniden yapılandırma” diyekonuştu. Ancak bunun, ülkenin büyük cari açığı, azalan rekabet gücünü ve zayıflayan ekonomik faaliyetleri tamir edemeyeceğini ifade eden Roubini, bu nedenle İtalya’nınparasal birliği terk etmek zorunda kalabileceğini kaydetti. İtalya’nın kendi ulusal parasına geri dönmesi gerekeceğini söyleyen Roubini, bunun Euro Bölgesi’nde bir bölünmeyi tetikleyeceğini belirtti.

HSBC: Euro Bölgesi’ndeki kriz bunalım yaratabilir

Euro Bölgesi krizinde çözüme dair hiç bir belirti görülmezken Atina ve Roma’dakigelişmeler gelecek günlerde yatırımcı güvenini kontrol atında tutmaya devam edecekgibi. HSBC küresel strateji birimi başkanı David Bloom tarafından hazırlanan raporda,”Euro Bölgesi’nde son günlerde yaşananlar risk paradigmasının güçlenmesine sebepoldu. Son haftada dramatik derecedeki algı kaymaları risk varlıkları fiyatlarında keskin değişimlere sebep oldu” diye yazdı. Bloom, “Büyük bir olay yaşanacağıbeklentisi piyasaları görülmemiş seviyelere getirdi, bu olay ne olursa olsun küresel ekonomi için kötü haber olacak. Hatta yeni bir Büyük Buhran yaşanabilir” diye konuştu.

Roger: Kriz olacağı kesin ve 2008´den kötü olacak

Jim Rogers, dünyanın Avrupa´daki problemler sebebiyle yeni bir krizle karşı karşıya olduğuna inanıyor. CNBC’ye konuşan Rogers, “Avrupa ve ABD´de daha fazla kriz görmeyedevam edeceğiz. Dünya sorun içinde. Birkaç on yıldır olmayan paralar harcanıyor.”dedi. Borç çok daha yüksek olduğundan krizin 2008´de görülenden çok daha kötü olacağını kaydeden Rogers, “Geçen sefer ABD borcunu dörde katladı. Sistem şimdi çok daha genişlemiş durumda ve ABD tekrar borcunu dörde katlayamaz. Yunanistan borcunu tekrar ikiye katlayamaz. Bir dahaki kriz çok daha kötü olacak. 2002´deki kötüydü,2008´deki daha kötü ve 2012 ya da 2013´deki daha da kötü olacak. Bu yüzden dikkatli olun” diye konuştu.

El-Erian: AB krizi tehlikeli bir aşamada

Dünyanın en büyük tahvil fonu Pimco’nun CEO’su Muhammed El-Erian, İtalya’nın borçsıkıntılarının Avrupa’daki borç krizinin yeni ve çok daha tehlikeli bir aşamaya geldiğinin sinyali olduğunu savundu. Avrupa borç krizinin geldiği noktada Avrupa Merkez Bankası’nın tek başına bir devre kesici olarak görev yapamayacağını savunan El-Erian, ECB’nin atacağı adımların ancak başka tedbirler tarafından desteklenmesi halinde etkili olabileceğini vurguladı. El-Erian açıklamasında, İtalya´daki politik gelişmelerin İtalya ile dış kreditörleri arasında hali hazırda karmaşık olanilişkileri baltaladığını belirtti.

AB uzun süreli resesyon riskine vurgu yaptı

AB Komisyonu dün yayınladığı raporda üye ülkeler ve Euro Bölgesi için büyümetahminlerini düşürdü ve derin, uzun süreli bir resesyon olasılığını dışlamadığını bildirdi. AB geneli için 2012 yılı büyüme tahminini yüzde 1.9′dan 0.6′ya indiren AB Komisyonu, Euro Bölgesi için büyüme tahminini de yüzde 1.8′den 0.5′e indirdi. AB Komisyonunun ekonomi bölümü başkanı Marco Buti yaptığı açıklamada, “Daha uzun sürelibir durgunluk yaşanması olasılığı yüksek. temel politik kararlardaki alışılmadık derecede yüksek belirsizlik dikkate alındığında derin ve uzun süreli bir resesyon olasılığı dışlanamaz” dedi. Komisyon’dan yapılan açıklamaya göre, gayrı safi içhasıla bu yıl yüzde 1.5 ve 2012 yılında yüzde 0.5 büyüyebilir. Komisyon’un önceki tahminleri 2011 yılı için yüzde 1.6 ve 2012 için yüzde 1.8 seviyelerindeydi. Komisyon, 2013 yılında ekonominin yüzde 1.3 büyüyebileceğini kaydetti. AB’nin ekonomik ve parasal işlerden sorumlu komiseri Olli Rehn, “Avrupa’da büyüme durdu veyeni bir resesyon riski var” dedi ve “Gerekli politika hareketi konusunda geniş bir konsensüs var. Şimdi ihtiyacımız olan tereddütsüz uygulama” değerlendirmesinde bulundu.

DÜNYA

Etiketler:
Yorumlar (1)
  1. azizce
    09 Aralık 2011 - 21:43

    malesef kriz geliyorum dedi gelecek hafta başından itibaren çok büyük değişmeler muhtemel krizin habercisi olacak özelliklede ingilterenin resti euro bölgesine karamsarlık havası getirdi ve ab parçalanmanın eşiğine geldi bu yüzden türkiyede ki para politikası iyice gözden geçirilmelidir hollandada ki türkler dahada huzursuz nedeni ise artan yoksulluk çoğu gurbetçi türkiyeye dönüş yolunu arıyor çöküş zamanı bence yılbaşından sonra olacağa benziyor nedeni ise ab nin çoğu yerinde noelden önce kimsenin noele huzursuz girmemesini sağlamak için uğraş veriyorlar ama bu sonuç kaçınılmaz ve sonunda ab yede aynen arap baharı gibi bir son geldi birçok devlet adamı yerinden olacak ve yeniden bir yapılanma içine girilecek türkiyede bundan nasibini alacak ali babacanın özellikle güneydogu asya ülkelerini gezmasi bunun bir göstergesi çünkü cari açıktaki önlenemez yükselişle birlikte tekrardan çift haneli enflasyon rakamları göreceğiz vede özellikle kılıçtaroğlunun türkiş kurultayındaki söylemi işçi ve memurları sokağa dökme planı tuttarsa yeni bir seçim sürecine gireceğimizin habercisi olacaktır.
    saygılarımla

Yorum yaz

Patronturk.com © Copyright 2012 - Tüm hakları saklıdır. Gizlilik Sözleşmesi / Sitemap / İletişim / RSS / Reklam -