Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Dolar kaç lira olmalı?
15 Ocak 2009 Perşembe 18:00

Dolar kaç lira olmalı?

Dünyadaki krizin tüm dengeleri kökünden sarstığı şu günlerde herkesin birbirine sorduğu en önemli sorulardan biri hiç kuşkusuz doların kaç liraya kadar yükseleceğidir

Dünyadaki krizin tüm dengeleri kökünden sarstığı şu günlerde herkesin birbirine sorduğu en önemli sorulardan biri hiç kuşkusuz doların kaç liraya kadar yükseleceğidir. Paralel olarak diğer dövizlerin de kaç TL yükseleceğidir. Ancak biz doları örnek alacağız.

Ağustos ayında 1.20 - 1,25 TL bandındaki dolar ilk etapta 1,50 TL daha sonra 1,70 - 1,75 TL oldu. Daha sonra merkez bankasının müdahalesi ile 1,50 TL'ye düştü. Sonra bankaların akreditasyon gibi nedenlerle 1,77 TL civarına yükseldi. Tekrar Merkez Bankası müdahalesi ile de geriledi.

Merkez Bankası doların bu seviyeleri aşmaması için mücadele ediyor. Hata ediyor! Bu zamana kadar dövizin yükselmesi için dua eden ihracatçıların yanında Merkez Bankası özellikle cari açıktan doları yükselmesini istemiyor muydu? Hükümetin de dövizin yükselmesini istediğini hepimiz çok iyi biliyoruz. Bırak biraz daha yükselsin. En azından şu anda dolar için 2,30 - 2,50 TL seviyesi iyi. Bu dolar 2001 yılında zaten 1,70 - 1,75 TL değil miydi? Dövizin enflasyon oranı kadar yükselmesi, Türk Lirası'nın aşırı değerlenmesini engellemez miydi? Böylece ihracat rahatlar, gerçek anlamda Türk mallarının ihraç edilmesi kolaylaşırdı. Gerçek anlamda diyorum. Çünkü 2008 yılı içinde şu ana kadar yapılan yaklaşık 130 milyar dolarlık ihracatın büyük oranı düşük döviz değerinden dolayı yapılan ithal ürünlerdir. Bu oran yaklaşık yüzde 70'tir. İşverenler fabrikasını kapattı. İhraç için, daha ucuza mal olan ithal ürünler tercih edildi. Olan benim ülkemin sanayici ve çalışanlarına oldu.

Aslında ülkemizde, birkaç aydır süregelen kriz söylentilerinin gerekçeleri zaten var. Yani biz yıllardır ekonomik sıkıntılarla zaten boğuşuyoruz. Dünyada bu iş ayyuka çıkınca bizde kriz varmış aman önlem alalım noktasına gelinmiştir. Ancak, bu sefer dünyadaki bu krizin bize daha çok etkileyeceği de kesindir.

Asıl krize ise, 2009 yılında girileceği düşünülürse, durum gerçekten iç açıcı değil. Özellikle ülkemizde Kemal Derviş politikalarının tükenmekte olduğu bu son dönemde ne yapılabilirdi?

Öncelikle şunu söyleyeyim. Kemal Derviş ülkemize geldikten sonra ekonomik politikasını, yaklaşık 8-10 yıllık uzun vadeli bir plan üzerine kurmuştur. Kurulan bu politikanın yıkım dönemi, koalisyon döneminde gerçekleştirilmiş, tek partili hükümet döneminde de düzenleme ve yeni yapının kurulum aşamasına geçilmiştir. Bu son aşama da bitmek üzeredir. Bundan sonrasının da ne olacağı ise, şu an görülememektedir.

"Ne yapılabilirdi?" soruna tekrar dönersek, Dolar ne azından 2,00 - 2,30 TL bandına kadar müdahale edilmemeliydi. Hatta biraz daha faiz oranları düşürülerek buna yardımcı da olunabilirdi. Fena mı olur? Faizin düşürülmesi ile maliyet enflasyonunun düşüşüne biraz daha katkıda bulunulmuş olurdu. 2001 yılında gelen ve 1,70 TL'ye bozdurulan dolar yaklaşık 7 yıldır faizde ve borsada çok şişmiştir. Dünyada kazanabileceği paranın en az 5-10 katını kazanmıştır. Bir başka ifadeyle döviz geldiği miktarın 3,5 katı miktarda çıkabilir de demektir. Bu ise ayrı bir tehlikedir. Hiç olmazsa dolar 2,00 - 2,30 TL'ye çıksın denilmelidir. Hatta risk alınıp 3,00 TL'ye çıksın bile denilebilir. Neden yurtdışından gelen dövizi satıldığı fiyata geri aldırıyorsunuz? Zaten bunu yaparak aslında daha güvenli liman arayan, hatta geldiği ana vatanına dönmeye çalışan parayı, çıkması için teşvik ediyorsunuz. Diyorsunuz ki 1,70 TL'ye sattığın dolar hala aynı fiyat. Gel faizden çık, borsadan bir an önce çık, aynı seviyeden geri al.

Aslında dövizin bir kısmı, yurtdışına çıkmakta kararsızdır. Çünkü kriz, dünya krizidir ve gideceği yerlerde çok güvenli değildir. Dolayısı ile uygulayacağımız politikalarla dövizin ülkemizde kalmasını sağlamak, sonrasından, şimdi daha kolaydır. Hatta bu anlamda dünyada krizin bitmesi bizim aleyhimize olacağı da düşünülebilir. Çünkü dövizin daha güvenli limanlar bulması, dövizin çıkma kararlılığını arttıracaktır.

Diğer düşünülmesi gereken önemli bir konu ise, yurtdışından gelecek dövizin durumudur. Yükselme eğiliminde olan dövizini kim bozdurup da Türk lirası alır? Dolayısı ile ülkeye girecek döviz için de aşırı değerlenmiş Türk Lirası risklidir. Mühahale yapılmanın esas nedeni çok açıktır. "Enflasyon hedefini tutturamamak"  Doğrudur. Döviz artarsa ithal ürünlerin girdisiyle enflasyonun hedefi tutmayacak, artacaktır. 

Enflasyonun her zaman üç temel nedeni vardır. 

Birincisi talep enflasyonudur. Bugün bu ülkede sağlanan büyük oranlı tam rekabet piyasasından dolayı bu neden etkisini yitirmiştir. Arz her türlü talebi karşılayabilecek düzeydedir. 

İkincisi maliyet enflasyonudur. Bunun temel nedeni ise, yatırımcının yani müteşebbisin temin ettiği paraların faizidir. Faiz oranı ne kadar yüksekse paranın maliyeti o kadar yüksek olur ve yatırımı engeller veya uzatır. Bu oran eskiye nazaran çok düşmüştür. Ancak, dünyadaki faiz oranlarına bakıldığında hala çok yüksektir. Dolayısı ile kısmen de olsa yatırımları ve piyasada yerli ürünlerin pazarlanmasında rekabeti olumsuz etkilemektedir. 


Üçüncüsü ise, ithal enflasyondur. Onu da bahsettiğim döviz fiyatlarının yükselmesi etki eder. Dövizin yükselmesiyle, ithal ürünlerinin fiyatları da artar. Bu artışla enflasyonu yükseltir. İthal enflasyonu engellerken olumsuzlukarı da gördük. Üreticiler ithalatçı oldu ve üretimi kısmen bıraktı. İthal ürünlere tüketimde körüklendi. Meydan ithalatçılara kaldı. Dolayısı ile fatura üreticilere ve çalışanlara çıktı. Cari açığı kapatmak için alınan borçlar, ülkenin borçlarını tehlikeli bir noktaya getirdi.

2008 yılı Haziran ayı itibariyle, Türkiye'nin toplam dış borcu, 284 milyar dolardır. Bunun 190 milyar doları özel sektöre aittir. İthalatın, yüzde 70'i ihraç olarak çıkmaktadır. Yüzde 10 civarı yatırım malıdır. İthalatın geri kalan kısmı ise tüketim malıdır. Dolayısı ile bu borç daha da artacaktır.

Öyleyse ithal enflasyonun da olduğu hedef fazlası enflasyondan, getirilerini hesaplayarak korkmalıyım. Belki dolar 2,30 TL veya yukarıda denge bulsaydı, faizde ve borsada olan paranın bir kısmı çıkmaktan vazgeçerdi ve geçebilir. Çıkanlarda miktar olarak daha az dövizle çıkar / çıkardı. Ülkemizde üretilen ürün ve hizmetlerin ihracı da kolaylaşırdı. Bu uygulama aynı zamanda üretimi ve yatırımı da teşvik eder. Zaten dünyada şu an bu konuşuluyor. "Gelişme hızı için bir miktar enflasyon oranı göze alınmalıdır" deniliyor.

Öyleyse ne gereği var bu zamana kadar yükseltmeye çalışılıp da yükseltilmeyen doların yükselmesini engellemeye. Zaten suni olarak yükseltilemediyse bu dolar suni olarak da durdurulamaz. Dolayısı ile dolar veya döviz tam rekabet piyasası içerisinde, arzın talebi kestiği noktada dengesini bulmaktadır.

Hasan Taşpınar

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA