Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Bankalarda alarm zilleri çalmaya başladı
28 Mart 2015 Cumartesi 12:25

Bankalarda alarm zilleri çalmaya başladı

Bankalarda alarm zilleri çalmaya başladı

Dolar aldı başını gidiyor. TL, dolar karşısında bir önceki yılın Mart ayına göre yüzde 18, 2013 yılı Mart ayına göre ise yüzde 42 değer kaybetmiş durumda.

Dolar arttıkça ithalat pahalanıyor. İthalat pahalandıkça, ithalata bağımlı ekonomide fiyatlar yükseliyor, vatandaşın geçim derdi daha da artıyor. Şubat ayında Tüketici Fiyatları, bir önceki aya göre yüzde 0,71 artmış durumda. İthalata bağımlı sanayi ayakta kalabilmek, üretip, satmak, rekabet edebilmek için çalışanların ücretlerinden kısıyor, çalışan sayısını azaltıyor. Şubat ayında sanayi üretimi bir önceki aya göre yüzde 1,4 azalmış.

İŞSİZLİK ARTMAYA DEVAM EDİYOR

TÜİK’in rakamlarıyla dahi işsizlik artmaya devam ediyor. 2013 yılı Aralık ayında yüzde 16,7 olan genç işsizliği 2014 Aralık ayında yaklaşık yüzde 3 oranında artarak yüzde 20’lere dayanmış durumda.

Benzer durum, finans kuruluşları/bankalar için de geçerli. Daha dün (26.03.2015), Türk bankacılık sektörünün görünümünü negatife indiren Moody’s in, indirimin gerekçesini anlatırken; "bankaların büyüme fırsatlarını azaltacak ve borçlananların ödeme gücünü zayıflayacak olan ekonomik büyümedeki yavaşlama ve kurdaki oynaklık sebebiyle Türkiye bankacılık sisteminin görünümünün negatif olduğunu belirtmektedir" ifadesini kullanmış olmasını gerek finans kesimi gerekse ülke ekonomisi açısından hayırlı bir geleceğin göstergesi olarak kabul etmek mümkün değil. 

TÜİK ve Merkez Bankası işbirliği ile gerçekleştirilen tüketici eğilim anketine göre, Tüketici Güven Endeksi Mart ayında bir önceki aya göre %5,4 oranında azalarak 64,4’e düşerken, Hanenin Maddi Durum Beklentisi Endeksi bir önceki aya göre %1,6 oranında azalmış durumda. TÜİK’e göre bu düşüş, gelecek 12 aylık dönemde hanenin maddi durumunun daha iyi olacağını bekleyenlerin oranının azalmasından kaynaklanıyor.

TÜRKİYE'NİN KÜÇÜK AMERİKA HAYALİ BAKIN NE OLDU

Tüketici güven endeksinin 100’den büyük olması tüketici güveninde iyimser durumu, 100’den küçük olması tüketici güveninde kötümser durumu gösterdiği de dikkate alındığında 64,4 rakamının taşıdığı anlam sanırım daha iyi ortaya çıkıyor. Söz konusu rakamın anlamını; “vatandaş perişan ve umutsuz” şeklinde ifade etmek de mümkün. Gelir dağılımındaki adaletsizlikte gelinen noktadan bahsetmeye dahi gerek yok. Rekor Çin, Meksika ve ABD ile birlikte ülkemize ait. Ulusa ekonomiden vazgeçtiğimiz 1946’dan’den bu yana, Küçük Amerika olma hayalimizi gerçekleştirme konusunda bayağı yol aldığımız anlaşılıyor.

Piyasacı televizyon kanallarında piyasa yapan bir kısmı akademik unvan sahibi piyasacılara göre ise, ekonominin temelleri sağlam. Tek sorun ekonomiyi uluslar arası mali sermayeye daha fazla bağımlı kılacak, neo-liberal politikaların, 2007 yılı sonrasında aynı kararlılıkla sürdürülmemiş olması. İpleri bütünüyle uluslararası mali sermayeye verdiğimizde her şey günlük gülistanlık olacak. “Şu mektepler olmasaydı maarifi ne güzel idare ederdim” demek gibi bir şey.

Siyasi partiler açısından da durum farlı değil. Halk ekonomik sorunlardan boğulmuş durumda. Gençler gelecekten umutsuz.

Ortalığı sel götürmüş, Hükümet kanadı hala ekonomik mucizeden bahsediyor. Kalkınma Bakanına göre yıllardır enflasyon ve kur hedefini tutturamayan Merkez Bankamız çok başarılı. Seçime Kadar durumu idare etmeye çalışıyorlar.

TARİHE BAKMAK ŞART

Ülkenin geleceğini belirleyecek bir seçime gidilirken, halkın gerçek sorunlarıyla ilgilenmesi ve çözüm üretmesi beklenen muhalefetin durumu daha da vahim. Yaşanan ekonomik yıkımın sorumlusu neo-liberal politikalara karşı çıkmak yerine, ekonomin yönetimini yani halkın geleceğini küresel mali sermayenin çıkarlarına bağımlı kılan mevcut sistem içinde kalındığı sürece toplumun ekonomik sorunlarına kalıcı çözüm olması mümkün olmayan vaatlerle, adeta mevcut neo-liberal ekonomik sistemin, yaşanan sorunların asıl fail olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyorlar.

Tam anlamıyla, toplumsal bir akıl tutulması haliyle karşı karşıyayız. 1980 Özal-Evren darbesiyle başlayıp, Derviş “reformlarıyla” iyiden iyiye pekiştirilen el parasıyla ödünç refah ekonomisinin yarattığı toplumsal çöküntü ve umutsuzluk hali, emperyalist güçlerin Kurtuluş Savaşı sonrası mecburen ertelemek zorunda kaldıkları yüzlerce yıllık siyasi planlarının uygulanması için çok uygun bir vasat oluşturmuş durumda.

Biraz tarihe baksak, her zaman ve her yerde olduğu gibi günümüzde ve bizim ülkemizde de, ekonomik krizleri aşmak ve sistemin devamını sağlamak için sistemin ezilenlerinin etnik ve dini kimlikler ekseninde birbirlerine düşman edildiğini, bu düşmanlıkların yarattığı yıkım ve kargaşa gerekçe gösterilerek, ekonomik, idari ve siyasi yapıların sistemin kazananlarının isteklerine göre yeniden yapılandırıldığını göreceğiz.

Çok geriye gitmeye de gerek yok. Son 50 yılda ülkemizde ve yakın çevremizdeki ülkelerde yaşananlara bakmak yeterli.

Ahmet Müfit
Odatv.com

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA