Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
Anti-damping vergisi demir-çelik sektörünü ikiye böldü
26 Mart 2016 Cumartesi 19:23

Anti-damping vergisi demir-çelik sektörünü ikiye böldü

Çin’in agresif ihracat politikası nedeniyle zor günler geçiren demir-çelik sektörü ithal edilen ürünlerde ‘anti-damping’ tartışması yaşıyor.

Yılda 10 milyar dolarlık ihracat yapan demir-çelik sektörü zor günlerden geçiyor. Çin’in düşük fiyatlarla ihracata yönelmesiyle dünyada fiyatlar 130 dolardan 60 dolara kadar düştü. Rusya, Ukrayna ve Çin’den gelen ürünlerde ‘damping’ olduğu iddiası üzerine hükümet anti-damping vergisi için çalışma başlattı. Ancak yeni bir koruma vergisinin ihracata zarar vereceğini düşünenler de var.

Son 1,5 yıldır Çin’in agresif ihracat politikası nedeniyle zor günler geçiren demir-çelik sektörü, şimdi de Rusya ve Ukrayna’dan ithal edilen ürünlerde ‘anti-damping’ tartışması yaşıyor. Sektörde bu ürünlere anti-damping vergisi konulması konusunda farklı sesler çıkıyor. Bazı sanayiciler yerli sanayiyi korumak adına bir an önce anti-damping vergisi çıkarılması gerektiğini belirtirken, bazıları ise mevcut koruma vergilerinin yeterli olduğunu savunuyor. Ekonomi yönetimi ise son bir yıldır yüzde 9-13 arasında bir vergilendirme için çalışma yapıyor. Fakat Rusya ile ticari ve diplomatik ilişkilerin kesilmesi, damping soruşturmasını karar bağlamayı zorlaştırıyor. 

Dünyanın en büyük hurda ithalatçısı olan Türkiye’nin hurda fiyatlarının artmasıyla kütük demire yönelmesi, Rusya, Ukrayna ve Çinli firmaların Türkiye’ye dampingli ürün satmasının yolunu açtı. Öyle ki, 2015’te miktar bazında yüzde 7,9 düşüşle ihracatı 16,1 milyon tona ve 9,9 milyar dolara gerileyen sektörün ithalatında ise patlama yaşandı. 

Demir-çelik ithalatı, 2014 yılında 14,8 milyon ton iken 2015’te yüzde 39 oranında artarak 20,6 milyon ton oldu. 

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci, ithalat artışının önemli bir kısmının yarı mamullerden kaynaklandığını dile getiriyor. Ekinci, “Bunun nedeni firmalarımızın önemli bir kısmının üretim maliyetlerini düşürmek istemesidir. Yaptığımız ithalatın diğer bir kısmı ise dahilde işlem rejimi kapsamında yapılıyor” diyor.

“DAMPİNGLİ ÜRÜNLERE KARŞIYIZ”

Anti-damping soruşturmalarının belirli hukuksuz ticari etkinliklerden kaynaklanan teknik soruşturmalar olduğunu kaydeden Namık Ekinci, “Halihazırda Rusya dâhil olmak üzere Fransa, Romanya, Slovakya, Ukrayna, Çin Halk Cumhuriyeti ve Japonya menşeli ‘Sıcak haddelenmiş Yassı Çelik’ ürünlerde anti-damping soruşturması yürütülüyor ve nihai kararın açıklanmasını bekliyoruz. Rusya için uygulanması öngörülen anti-damping vergilerinin ise yüzde 9,42 ile yüzde 13,66 arasında olacağını düşünüyoruz” diye konuştu.

Ancak Ekonomi Bakanlığı bu konuda henüz net bir uygulamayı hayata geçirmiş değil. Namık Ekinci, ekonomi yönetiminin bir an önce söz konusu uygulamayı hayata geçirmesi gerektiğini görüşünde. Ekinci, “Dampingli ve teşvikli ihraç ürünlerin ülkemize ithalat yoluyla girmesine kesinlikle karşıyız. Ayrıca söz konusu dampingli ve teşvikli ürünleri üreten ülkelerin pazarımız olan ülkelere bu ürünlerini ihraç etmesinden de olukça rahatsızız. Maalesef bu durumun ihracatımız ve dolayısıyla üretimimiz üzerindeki olumsuz etkisi giderek artıyor” diye konuşuyor.

“UCUZ ÜRÜN AVANTAJ SAĞLIYOR”

Ancak sektörde anti-damping vergisinin çare olmayacağını düşünenler de var. Kibar Holding Yönetim Kurulu Üyesi ve Kibar Dış Ticaret Genel Müdürü Serdar Koçtürk, damping konusunda özellikle 2008 krizinden sonra birçok ülke tarafından yerli sanayiyi geliştirmek için kullanıldığını belirtiyor. Normalde Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) tarafından karar bağlanmış damping soruşturmalarının baz alınması gerekirken her ülkenin kendi kurallarını belirlediğini ifade eden Koçtürk, Türkiye’ye satılan mallara damping vergisi konulmadan önce iyi düşünülmesi gerektiğini vurguluyor. Koçtürk “Zaten Rusya, Ukrayna, Çin gibi Gümrük Birliği ve serbest bölgeler dışındaki ülkelerden ithal edilen ürünler için bir koruma vergisi var. Bu bir dönem yüzde 13’lere kadar çıkmıştı, şimdi ise yüzde 9 civarında uygulanıyor. Bunun üzerine bir de damping vergisi konulması doğru olmaz” değerlendirmesinde bulunuyor. Yerli üreticilerin bir yandan Rusya ve Çin mallarından şikayet ederken, diğer yandan da ucuz maliyetlerle ithalat yaparak avantaj sağladığını hatırlatan Serdar Koçtürk, “Elbette ciddi anlamda bir damping varsa önem alınmalı. Ancak yerli sanayimiz sürekli korumacılık yasalarına gerek kalmadan dünyada rekabetçi hale gelmeli diye kapasiteyi ihracata kaydırıp mevcut riskleri yönetmeye çalışmalıyız” diyor. 

İçdaş Çelik İcra Kurulu Başkanı Adnan Aslan da Rusya ve Çin’den ucuza gelen ürünlerin sektör için avantaj olduğunu söylüyor. Hurdada ithalat oranının yüzde 70 olduğunu dikkat çeken Aslan, “Böyle bir tabloda hammadde fiyatlarının düşmesi bizim yurtdışı pazarlarda rekabetçiliğimiz için olumlu” diye konuşuyor.

FİYATLAR YARIYA DÜŞTÜ

Öte yandan demir-çelik sektörünün 1,5 yıldır yaşadığı sorunların en büyüğü fiyatlardaki gerileme. 2014’te 138 dolar civarında olan ton fiyatı bugün 60 doların altında seyrediyor. Fiyatlardaki gerilemenin en önemli nedeni ise Çin’in demir-çelik ihracatına hız vermesi. Yılda ürettiği 780 milyon ton çeliğin yüzde 15’ini ihraç eden Çin, 2015’te büyümedeki yavaşlamanın etkisi ile aylık ihracatını yüzde 5’ler civarında artırdı. Bu durum fiyatların aşağı yönlü baskı görmesine yol açtı.

Serdar Koçtürk, Çin’in dünya demir çelik piyasasındaki dengeleri değiştirdiğini anlatıyor. Koçtürk, “Türkiye yarı mamül ağırlıklı ithalatta kütük demir dediğimiz ürünü Çin’den getirtiyor. Hurda fiyatlarının artış eğilimi göstermesi sonrasında tüm sektör kütük demir ithalatına başladı. Bu aslında Türk sanayisi için suni teneffüs oldu” diyor. 

“ÇİN’İN KAYITDIŞI ÜRETİMİ VAR”

Çelik İhracatçıları Birliği Yönetim Kurulu Başkanı Namık Ekinci de, 2015 yılında dünya ticaretinde dengeleri alt üst eden Çin’in Türk çelik sektörünü derinden etkilediğini dile getiriyor. Ekinci, “Çin, ağırlıklı olarak cevherden üretim yaptığı için bu süreçten çok daha avantajlı çıktı. Cevherin yanı sıra diğer maliyet girdilerinin de daha düşük olduğunu hesaba katarsak, Çin’in rekabet avantajı gittikçe arttı” diye konuştu.

Namık Ekinci, Çin’in resmi rakamlar haricinde kayıtlara girmeyen en az 200 milyon ton çelik üretimi bulunduğunu da ifade ediyor. Ekinci, Çin tehdidi ve emtia fiyatlarındaki düşüş Türk çelik sektörü açısından dezavantaj yaratmaya devam edeceğini kaydediyor. 

“56,20 DOLARIN ÜZERİNDE DURAMAZSA AŞAĞI DÖNER”
Murat Tufan / Destek Menkul Araştırma Müdürü

“Son sekiz yılın en düşük seviyesine gerilemesinin ardından son dönemde toparlanma çabaları gösteren demir cevheri, önemli maden şirketlerinin hisselerinde görülen yükselişten destek bulsa da bu yükseliş hamlesi kalıcı değil. Dünyanın en büyük madencilik şirketi BHP Billiton, ürettiği hammaddeler arasında en çok demir cevheri için olumsuz beklenti içinde. Morgan Stanley, Goldman Sachs Group ve Citigroup’un demir fiyatlarında tahminlerini aşağı yönlü revize etmesi de olumsuz beklentileri destekledi. 56,20 dolar gibi kritik bir direnç seviyesinin üzerinde kalıcılık sağlanamaması sonrası yön tekrar aşağı dönüyor. Orta vadeli 63,50 dolar üzerinde bir fiyatlama görmediğimiz sürece demir fiyatlarında yükselişlerin kalıcı olması beklenmemeli.”

Aram Ekin Duran / Ekonomist

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA