Bugün 13 Mart 2017 Pazartesi
  • İstanbul7 °C
  • Ankara6 °C
  • BIST
    89.611
    %0.68
  • Altın
    144,980
    %0.33
  • Dolar
    3,7394
    %-0.76
  • Euro
    3,9897
    %0.04
Karakter boyutu : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto
20’li yaşlarda zengin olan 20 internet girişimcisi
07 Nisan 2016 Perşembe 18:07

20’li yaşlarda zengin olan 20 internet girişimcisi

Hepsi henüz okul sıralarındayken internet dünyasına adım attı. Şimdi her biri gelecek vaat eden birer startup’ın patronu. 30 yaşın altındaki bu girişimcilerin ismini gelecekte daha sık duyacağız.

Henüz 20’li yaşlarında aralarında bilgisayar mühendisleri çoğunluğu oluşturuyor. Ama bambaşka alanlarda eğitim alanlar da var. Okul bitmeden veya biter bitmez startup’larını kurdular. Yatırım fonlarından milyon dolarlık yatırım aldılar. Fikirleri çok iyi ve çok hızlı büyüyorlar. Pek çoğu ikinci yatırım turunda yüzlerce milyon dolarlık değere ulaşacak.

Dünyanın en genç zengini olarak bilinen Mark Zuckerberg, 2004 yılında Harvard Üniversitesi’nde okurken sosyal paylaşım sitesi Facebook’un temellerini attığında henüz 20 yaşındaydı. Zuckerberg’ün 2015 yılı itibarıyla kişisel serveti 35,1 milyar dolara ulaşmıştı. Google’ın kurucusu Sergey Brin ve Larry Page, dünyanın sayılı milyarderleri arasında girmelerini sağlayan arama motorunu kurduklarında 25 yaşında bile değillerdi. Elbette bu örnekleri çoğaltmak mümkün. Örneğin Pinterest’in kurucusu Ben Silberman, Box’ın kurucusu Aaron Levie, Groupon’un kurucusu Andrew Manson da daha 30’larına yaklaşmadan değeri milyon dolarlarla ölçülen şirketlerin kurucuları olarak tarihe geçtiler. Peki bizden de bir Zuckerberg, bir Andrew  Mason çıkma ihtimali nedir? Hiç de düşük sayılmaz. 15-24 yaş grubu nüfusun 13 milyona yaklaştığı Türkiye’de internet girişimciliği alanında sayısız örnek bulunuyor. Ancak henüz 30 yaşına dahi gelmeden kurduğu startup’ın yatırım almış olması bu örnekler arasında başarıyı tescilliyor. 

HEPSİ 30 YAŞ ALTI

30 yaş altı genç girişimciler birçok ortak özelliğe sahip. Hemen hemen hepsi henüz üniversitede okurken internet dünyasına adım attı. En büyük derleri yaşlarının küçük olması sebebiyle iş dünyası tarafından gerektiği kadar ciddiye alınmamak. Ama bu durum onları yıldırmıyor. Tam da bu yüzden onlar işlerini çok ciddiye alıyorlar. İşlerini isteyerek ve severek yapıyorlar. Bu durum elbette onlara işlerinde tatmin, gelir, yatırım ve istikrar kazandırıyor. Hem iyi bir çalışan, hem iyi bir yönetici hem de iyi birer patron olmak istiyorlar.

“Konvansiyonel alandaki tıkanıklık girişimleri tetikliyor”

Markafoni Kurucusu ve Türkiye Girişimcilik Vakfı Başkanı Sina Afra, “İnternet girişimciliğinde asıl lokomotif genç girişimciler. Gençler teknolojileri yakından izledikleri için, bu alanlara çok daha çabuk girebiliyorlar” diyor. Afra, sözlerine şöyle devam ediyor: “Teknolojinin ölçeklenme avantajları dijital girişimcileri gençler açısından daha erişilebilir bir hale getiriyor. Bence asıl neden bu. Onun dışında daha konvansiyonel iş alanlarında büyük şirketlerin ağırlığı oluşturmasından dolayı bir doluluk/tıkanıklık var”

“YATIRIM ALDIĞIMIZDA ORTADA FİKİR BİLE YOKTU”

Twentify, biraz karışık ama çok parlak fikre dayanıyor. Oysa ilk yatırımlarını aldıklarında ortada fikir yoktu. Ama zehir gibi üç bilgisayar mühendisi ve onlara inanan bir yatırımcı vardı.

Twentify’in kurucuları, 20’li yaşlarında bilgisayar mühendisleri. Şirketin adı da zaten yaşlarını yansıtıyor: Twentify, ingilizcede yirmi demek; Twentify ise dünyayı yirmileştirmek, daha düzgün söyleyişle gençleştirmek olarak çevrilebilir. Twentify geçen sene hayata geçen bir girişim. Çok kısa süre içinde inanılmaz bir başarı kazandılar: Türkiye’de hızlı büyüdüler, yüz bin kullanıcıya ulaştılar. Yetinmediler, dünyaya açıldılar, aralarında Kanada’nın da bulunduğu dört ülkede faaliyete geçtiler. Hedefleri dünyanın en büyük mobil işgücü platformu olmak. Yola, uluslararası risk sermayesi TRPE Ventures’dan aldıkları 1 milyon dolarlık yatırımla çıkmışlardı. Bu yıl ikinci tur yatırıma çıkacaklar. Çok daha yüksek meblağda yatırım alacaklarına şüphe yok. Rakam henüz net değil, faaliyet gösterecekleri yeni ülkelerin hangilerine olacağına bağlı. 

“Peki ama Twentify ne yapıyor? diye sorduğumuzu duyar gibiyim. Twentify, bir mobil işgücü şirketi. Bu tarifin de açıklayıcı olmadığının farkındayım. O zaman şöyle anlatayım: Twentify, Bounty adlı bir mobil aplikasyon aracılığıyla pazar bilgisi topluyor. Bu işlem Bounty’nin gönüllü kullanıcıları aracılığıyla yapılıyor. Bu niteliğiyle Bounty bir kitle kaynak (crowdsourcing) uygulaması. Bundan sonrasını örnekler aracılığıyla anlatalım. Bounty aracılığıyla pazar bilgisi toplayan şirketlerden biri, bir jean firması. Türkiye’de rağbet gören kot modellerini öğrenmek istiyor. Bunun için Bounty aracılığıyla bir kampanya düzenliyor. Bounty kullanıcılarından (veya aplikasyondaki adıyla ‘sincaplar’dan) çevrelerindeki jean pantolonları fotoğraflayıp göndermelerini istiyor. Fotoğrafın yanı sıra, kot pantolonu giyen kişinin kimlik ve demografik bilgileri de Bounty aracılığıyla şirkete iletiliyor. Böylece çok çok kısa süre içinde Türkiye’deki 500 jean pantolon sahibiyle ilgili bilgilere sahip oluyor. Kısacası bu bir pazar araştırması. 

Bounty’nin pazar araştırması dışında kullanıldığı alanlar da var. Bir başka örnek: Elektrik dağıtım şirketleri, potansiyel müşterilere ulaşmak için Bounty’den yararlanıyorlar. Bilindiği gibi, enerji piyasasının liberalleşmesine paralel olarak 150 TL’nin üzerinde aylık faturası olan kullanıcılar, elektrik dağıtımcısını değiştirebiliyor. Bazı elektrik dağıtımcıları, Bounty aracılığıyla, 150 TL’nin üzerinde aylık faturası bulunan işyerlerine ulaşarak bilgilerini derliyor. Elektrik dağıtımcıları Bounty aracılığıyla hedef kitlesinin bilgilerine erişmiş oluyor. Daha sonra kendilerine ulaşan telefon numaralarını arayarak, sözleşme öneriyorlar. Peki elektrik dağıtımcıları için işyerlerinin bilgilerini derleyen Bounty kullanıcıları ne kazanıyor? Söz konusu kampanyada, bilgilerine eriştikleri şirket başına 10 TL. Ve eğer o şirket daha sonra kendisine yapılan teklifi kabul edip elektrik dağıtımcısını değiştirirse 10 TL daha… Artık Twentify’ın en yaptığını anlamışsınızdır. 

Ben fikri dinlediğimde dudaklarımdan farkında olmadan “Vay, çok parlak fikirmiş” cümlesi dökülmüştü. Şirket kurucularından İlker İnanç, bu tepkiyi çok sayıda insandan aldıklarını söyledi. Röportajı yaptığımız günlerde San Francisco’ya yaptıkları geziyi yeni tamamlayarak Türkiye’ye dönmüşlerdi. Söylediğine göre San Francisco’da karşılaştıkları çok sayıda dijital ekonomi uzmanı da, aynı tepkiyi vermiş.

TWNTIFY’IN EN BÜYÜK AVANTAJI, ARKASINDAKİ KANADA MERKEZLİ YATIRIM FONUNUN KÜRESEL BİLGİ BİRİKİMİ

Bu noktada, Twentify’ın amacına geri dönelim. Yazımızın başında şirketin dünyanın en büyük mobil işgücü platformu olmak istediğini söylemiştim. Başka ülkelerde Twentify’ın iş modelinin benzerlerini kullanan dijital girişimler mevcut. Ama bu yeni bir alan. Dolayısıyla pazar yeni yeni şekilleniyor. Twentify’ın rakiplerinin arasında sıyrılması işten değil. En büyük avantajlarından biri arkalarındaki Kanada merkezli yatırım fonunun küresel bilgi birikimi ve deneyimi.

Twentify, Türkiye’den çıkan fikirlerin pekala küresel düzeyde başarı kazanabileceğinin iyi bir örneği. Dijital ekonomi çağında iyi bir fikir dünyanın pek çok ülkesinde iş yapabiliyor.

Genç girişimcilere ilham vermesi amacıyla Twentify’ın kuruluş öyküsüne dönelim. Şirket kurucuları İlker İnanç, Tolga Bakkaloğlu ve Çağlar Bozkurt’un bilgisayar mühendisleri olduğunu daha önce belirtmiştim. İlginç olan nokta, ilk yatırımlarını aldıklarında ortada bugünkü iş modellerinin bulunmuyor olması. TRPE Ventures fikre değil, ekibe yatırım yapıyor. Girişimciliği kafaya takmış bilgisayar mühendislerinden er veya geç iyi bir fikir çıkacağına “oynuyor.” Nitekim öyle de oluyor. Fikir de zaten İlker İnanç, Tolga Bakkaloğlu ve Çağlar Bozkurt’un, TRPE’nin Kanada’daki merkezine yaptıkları gezide ortaya çıkıyor. Bu gezide TRPE’nin çeşitli alanlardaki uzmanlarıyla dijital girişim seçeneklerini değerlendiren ekip mobile ve kitle kaynak alanına odaklanmaya karar veriyor. Türkiye’ye döndükten sonra “kapanarak”, Bounty’nin kodunu yazmaya başlıyorlar. Gece gündüz süren çalışma sonrasında çıkan ürünün ilk müşterisi Denizbank oluyor. Denizbank’ı Tat Gıda izliyor ve arkası çorap söküğü gibi geliyor… İyi bir ekibin ve ona inanan bir fonun başarıya kolayca ulaşabileceğinin öyküsü.

GERİ BİLDİRİMDE DEVRİM

Pisano, Netaş Wsley Clover Teknoloji Fonu’nun inanıp yatırım yaptığı bir başka girişim. Dört genç girişimci fikri bulup, oturup kodunu yazdı ve Fon’un desteğiyle önce Türkiye’ye, sonra dünyaya tanıttı.

Pisano, insanların müşterisi oldukları ürünlerle ilgili düşüncelerini anında iletmelerini sağlayan bir yazılım. Arkasında Boğaziçi Üniversitesi ve ODTÜ’lü mühendisler var. Netaş ile uluslararası yatırımcı Wesley Clover’ın ortaklık yaptığı fondan 2014 başında 1-15 milyon dolar yatırım alarak yola çıkmışlardı. Birçok şirket gibi kısa sürede hızlı büyüdüler. Bugün 12 sektörde 70 müşterileri bulunuyor. Başlangıçta Pisano, mobil araçlar aracılığıyla müşteri görülerini ileten bir aplikasyondu. Zaman içinde sabit yerlerde bulunan dokunmatik ekranlar aracılığıyla müşteri bilgileri toplamaya başladılar. Marketlerde veya lokantalarda kasa yanlarında müşterilerin düşüncelerini iletmelerini sağlayan tablet bilgisayara rastladıysanız hemen söyleyeyim, birçoğu Pisano’ya ait. Pisano’nun kurucuları arasında yer alan Özkan Demir’le röportaj yaparken aklıma gelen ilk soru, “İyi ama insanlar zaten sosyal medya aracılığıyla müşterisi oldukları ürünler hakkında düşüncelerini paylaşmıyor mu?” oldu. Ama biraz düşününce anladım; kim, yemek yerken Facebook veya Twitter’da düşüncelerini paylaşır ki? Gerçekten de, bir lokantaya girdiğinizde servisten veya yemeklerden memnun olmayabilirsiniz ama çoğunlukla homurdanmakla yetinirsiniz. Pisano’nun işlevi işte burada. Sistem, yemek yediğiniz masadaki kare kod aracılığıyla şikayetlerinizi iletmeyi kolaylaştırıyor. Örneğin lokantanın temizliğinden rahatsız olduğunuzda cep telefonunuz aracılığıyla bun anında şirkete iletebiliyorsunuz. Daha da güzeli, şirketin doğrudan lokantanın temizlikle ilgili yöneticilerinin önüne düşmesi. Dolayısıyla müşteri daha lokantadan ayrılmadan müdahale edilebiliyor. Pisano’yu kullanan şirketler arasında lokantalar da var, perakende devleri de, oteller de, tıbbi laboratuarlar da.

Müşterilerin geri bildirim vermeyi sevdiği sektörlerin başında oteller geliyor. Çoğumuz, otellerdeki anket formlarını görmüşüzdür. Ama hangimiz oturup formunu doldurmuştur? Pisano’nun tabletleri otellerde anket doldurmayı kolaylaştırıyor. Özkan Demir, Pisano’nun müşterisi olan oteller arasında kağıt ankete oranlar iki yüz kat fazla geri bildirim aldığını söyleyenler olduğunu belirtiyor….

Pisano’nun “şansı”, bazı alanlarda geri bildirim hukuki bir zorunluluk haline gelmesi. Örneğin hastaneler, Sağlık Bakanlığı’nın yönetmeliği gereği hastaların geri bildirimlerini almak zorunda. Özkan Demir, “Bu nedenle hastanelerden yoğun talep alıyoruz” diyor.

Pisano’nun kurucuları Emir Bostan, Barış Micheal Soylu, Mustafa Kemal Akıllıoğlu ve Özkan Aykut Demir, diğer şirketler 20’li yaşarında… Bu yaşlardaki diğer başarılı girişimciler gibi onlar da mühendislik eğitiminden geliyor. Şirketin dört kurucusundan ikisi Boğaziçi Bilgisayar Mühendisliği, biri ise ODTÜ Bilgisayar Mühendisliği mezunu. Diğeri ise Boğaziçi Makine Mühendisliği çıkışlı. 

İlk müşterileri de Boğaziçi Üniversitesi’ne yakın küçük bir lokanta olmuş. Orada başarı kazandıktan sonra Pegasus, Dedeman gibi dev müşterilere atlamışlar. Şimdi sırada yurtdışına açılmak var. Biz bu röportajı yaptığımızda İngiltere’den ilk müşterileriyle anlaşmak üzereydiler. Pisano, Haziran’da ise ikinci yatırım turuna çıkacak. Ve şirket muhtemelen birkaç yüz milyon dolarlık büyüklüğe ulaşacak.

Pisano’nun kurucuları bir gün elbette hisselerini satıp şirketten ayrılacaklar; dijital girişimci termilojisindeki adıyla “exit yapacaklar”  Özkan Demir, bunu “Burası benim çocuklarımın ve torunlarımın çalışacağı şirket değil” diyerek açıklıyor. Ama o güne daha çok var. Şirketi büyütüp küresel bir oyuncu haline getirmeleri yaklaşık 5-7 yıl alacak. Bu süre boyunca Pisano’nun adını daha sık duyacağız gibi görünüyor. (Turkishtime)

Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Tüm Hakları Saklıdır © 2015 Patron Türk | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : / Faks : | Yazılım: CM Bilişim - Tasarım: INVIVA