Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2009 yılında merkezi yönetim bütçe giderlerinin 267,3 milyar lira civarında olduğunu belirterek, bütçe gelirlerinin 215,1 milyar lira, bütçe açığının ise 52,2 milyar lira olarak gerçekleştiğini söyledi.
Bakan Şimşek, bu çerçevede bakıldığında 2008 yılında 17,4 milyar lira olan bütçe açığının bu yıl ise 52,2 milyar lira olduğunu söyledi.
Anlayacağınız bütçe açığı giderek artıyor.
Yıllara göre bütçe açıkları
2009 – 52,2 milyar TL
2008 – 17,40 milyon TL
2007 – 13,90 milyon TL
2006 - 3.9 Milyar YTL
Bütçe giderlerinin gelirlerinden büyük olması durumu.Bütçe açıkları, bütçe dönemi içinde ortaya çıkan beklenmedik harcama artışlarından kaynaklabileceği gibi bütçeler dönem başında da açıkla bağlanmış olabilirler. Bu durumda açığın nasıl kapıtılacağı da gösterilir. Bunun için örneğin, devlet halktan, mâli kurumlardan ya da dış ülkelerden borçlanma yoluna gidebilir. Kaynak bulma güçlüğü dolayısıyla, genellikle bütçelerin uzun süreler açık vermesi mümkün olmaz. Ancak kamu bütçesinin birkaç yıl açık vermesi mümkün hatta ekonomik teori açısından gerekli olabilir. Çünkü Keynes Teorisine göre bütçe açıkları ve fazlaları, ekonomik istikrarsızlıkları önlemede kullanılabilecek başlıca araçlardan birisidir. Bir ekonomik istikrarsızlık durumunda denk bütçe uygulaması, bu istikrarsızlığın daha da artmasına neden olur. Keynes modeline göre, ekonominin bir duraksama içerisinde bulunduğu yani, işsizliğin arttığı, millî gelirin düştüğü dönemlerde hükümetlerin açık bütçe politikası izleyerek toplam harcamaları arttırmaları gerekir. Bütçe açığı, vergiler azaltılıp, harcamlar artırılarak gerçekleştirilebilir. Vergilerdeki bir düşüş, kamu harcamalarındaki bir artış yanında, özel sektör yatırım harcamalarının genişlemesine neden olur. Bütçedeki bu açıklar devlet tahvili satışlarıyla halktan borçlanma, hazine bonosuyla merkez bankasına borçlanma ya da merkez bankasının para basması yani emisyon gibi yollarla karşılanabilir. Ancak bu gibi yollarla finanse edilen kamu harcamalarının dozu iyi ayarlanmazsa ekonominin içinde bulunduğu durgunluktan aşırı bir enflasyona geçilebilir. Böylece yüksek oranda bir stagflasyon olgusu ile baş edilmek zorunda kalınabilinir.